Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Murat S. Dural’dan Mayıs 2018 Okumaları

0

Yazar Murat S. Dural her ay gerçekleştirdiği okumaları değerlendirerek Kitap Eki takipçileriyle paylaşmaya devam ediyor.

Mayıs ayı okumalarım ile sizlerleyim dostlarım. Yoğun, zihnen yorgun geçen bu bir ayda kısa kabul edilebilecek metin ve çizgi romanlardan oluşan 11 kitaplık bir okuma listem oldu. Sizin de fark edeceğiniz üzere “Kadın Yazını” üzerine yoğunlaştım ve okuduklarımdan son derece memnun kaldım.

KitapEki
KitapEki

Sözü fazla uzatmadan başlayalım isterseniz;

Durmadan Leyla – Aslı Tohumcu

Yakından takip ettiğim Aslı Tohumcu’nun son romanı İletişim Yayınları’ndan çıkan “Durmadan Leyla” bir solukta bitten, beni çok etkileyen bir eser oldu. Ona dair sevdiğim pek çok şeyi; sözünü sakınmamasını, cinselliğe, kadın ve erkeğe dair traji-komik unsurların toplandığı enteresan bir eser olmuş. Özellikle Yunan Mitolojisi üzerinden geliştirdiği fantastik, gündelik hayat iz düşümleri, anlatısındaki sadelik, sokak ağzı, kurgusu okura kahkahalar attırıyor. Daha uzun olmasını isterdim. Dilinin erotizmine kanıp bırakmaya “ama” demeye niyetlenmeyin, çünkü sevgili Aslı Tohumcu bir şeyin üstüne parmak basmak istiyorsa oraya daha fazla ilgi gösterir, altını kazır, taşın altına elini sokar, o unsurları daha fazla kullanır. Cümlelerin, kelimelerin altındaki mesajları göremeyen, görmek istemeyenler için yapılabilecek fazla bir şey yok.

Türk Mitolojisi – Sabri Gürses

Sabri Gürses’in Alfa Yayınları’ndan çıkan kitabı “Türk Mitolojisi” bayıldığım, zihnimde yüksek puan verdiğim, şaşkınlığa uğratan, nadir bulunabileceğini düşündüğüm bir eser. Bir arkeolog olduğum ve özellikle dini metinlere ilgim olduğu için kendimden geçtim diyebilirim. Böylesi şiirsel, destansı, kendi dili ile harmanlanmış bir Türk Mitolojisi yorumu okumak gerçekten ama gerçekten hem ilginç hem de müthiş. Ritmi geçtim akustik, yankılanan, minimal bir replika. Okurken direk Orta Asya’daymışsınız, o dönemin sözlü efsanelerini bir ozandan dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Kelime, cümle yapısına bakmayın, devam ettiğinizde metin sizi ele geçiriyor ve çok hızlı okunuyor. Bu ay “keşke daha uzun sürseydi” dediğim bir başka kitap oldu. Sabri Gürses’i naçizane tebrik ediyorum.

Öbürküler – Mahir Ünsal Eriş

Bir olayı üç farklı açıdan, üç farklı öykü ile anlatıp buradan gerçekten dili, akışı, ritmi, korku, gerilim, dramı tadında, tarihsel ve sosyal olaylarla örülmüş, ülkenin acılarına dair vurgularla yüklü ve buna rağmen gayet dengeli bir roman çıkarabilmek ciddi başarı. Mahir Ünsal Eriş Kara Karga Yayınları’ndan çıkan kitabında bunu fazlasıyla başarmış. Kapağı geçtim hele o Kutlukhan Perker tarafından yapılan kitap içi çizimler? Çok rahat, hızlı, tedirgin ederek ve doyurucu, sizi de içine alan sokaklar, mekanlarla dolu, leziz tatlarla süslü, damaklara layık bir eser “Öbürküler”. Kaçırmamanızda fayda var.

Şarkısı Güzel – Dilek Neşe Açıker

Dilek Neşe Açıker’in Doğan Kitap’tan çıkan yeni romanı “Şarkısı Güzel” bir yazarın kendi ile giriştiği bir meydan okumayı andırıyor. Sarsıldım. Fantastik, büyülü gerçeklik ve dram dozu yüksek kurgu başarıyla kotarılmış. Dil Osmanlıca-Farsça kelimelerle yoğurulmuş olsa bile şaşkınlık verici derecede müstesna, şiirsel, yakaladığında bırakmayan bir dile sahip. Dilek Neşe Açıker’in yazın kariyerinde bu eserin önceki / öncekileri aşan bir küçük zirve olduğunu düşünüyorum. Neden mi küçük? Çünkü daha yüksekleri hedeflediği ve oralara ulaşmada da başarılı olacağı net. İçerikte o kadar çok şey var ki, metindeki gidip gelmeler sizi çıkmazlara değil, o eski güzel zamanların başka türlü kokan yerlerine, insanlarına götürüyor. Gerçekten sade, yeterli ama dolu dolu, hayran bırakan cümlebazlıkları ağzınıza atınca, zihninize girince değeri katlanan tatlar düşünceleriniz lezzetle dolduruyor. Tebrik ediyorum. Yeni eserlerini bekliyorum.

Örümcek Ağında Çırpınma – Melike İnci

Yazın hayatımda ulaşmak istediğim önemli noktalardan biri kendimi, bana belletilmiş şeyleri aşarak, dışına çıkarak kadın varlığına, içselliğine yaklaşabilip güçlü, gerçekten ve samimi olarak kavranmış bir kadın karakter oluşturabilmek. İşte bu hedefi düşlerken hep aklıma düşen bir isimdir Melike İnci. Kadın Yazını ve ifade tarzı, ona özel bakış açısı, şaşırtıcı sadeliği ile ulaşmam gereken bir yer olarak hayal ediyorum yaptıklarını. Yitik Ülke Yayınları ortaklığından çıkan son kitabı “Örümcek Ağında Çırpınma” buna güzel örnek. Kısa soluklu bir öykü kitabı olsa da yine yaptı yapacağını. Öz, sade, direk hedefe yönelen hikayeler anlattı bana. Ve aklımda yine ona dair, onun elinden çıkmış güzel gündüz düşleri gördüm. Son dönemde okuduğum Dilek Neşe Açıker’in “Şarkısı Güzel”, Aslı Tohumcu’nun “Durmadan Leyla”sı ve Melike İnci’nin “Örümcek Ağında Çırpınma”; gerçekten çok güzeller…

Aşk-ı Hazan – Funda Gündüz

Bir ilk kitap, ilk meydan okuma için bir roman üstelik. Kolay değil. Funda Gündüz’ün Zebra Yayınları’ndan çıkan Aşk-ı Hazan’ı isminden de anlaşılacağı üzere “Aşk” üzerine. Melek ve Semih’in üniversite ve sonrasına dair yüzde tebessüm, ilk gençlik, erkek, kadın olmak üzerine sıkıntılı, acı dolu bir yolculuk. Funda’yı İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden tanıyorum. Uzun zamandır yazma isteği ile doluydu. Beraber bu yola çıkmadan, çıktıktan sonra çok şey paylaştık. Bu romanı, ilk kitabı okumak bu yüzden benim için özel. Kendisini tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Kasap 3: Avcı ve Av

Ülkenin en verimli, çalışkan çizerlerinden Selçuk Ören ve ülkenin en önemli çizgi roman yayıncılarından Sırtlan Yayınları ortaklığı yeni harikalar ortaya çıkarıyor. Müthiş (!) olduğunu düşündüğüm “Şehzade Yangını” serisi bir yana “Kasap” serisi de onu aratmıyor. Üçüncüsü çıkan “Kasap 3: Avcı ve Av” ile macera devam ediyor. Lütfen devam etsin. Her fasikül az geliyor. Bu sefer maskeli, satırlı kahraman – anti kahramanımıza biraz daha yaklaşıyoruz, yakından bakıp tanımaya çalışıyoruz. Ama o biz bunu yaparken boş durmuyor. Silahlarını savurmaya devam ediyor. Hikaye öyle bir aşamaya geldi ki dördüncü sayıyı müthiş bir merakla bekliyorum. Bu seriyi, Selçuk Ören’i, Sırtlan Yayınları’nı muhakkak takip edin.

VAMP

Sırtlan Yayınları’ndan çıkmış “VAMP” adı üstünde gönüllere sızı, gözlere ziyafet, akla durgunluk veren bir çizgi roman olmuş. Üç öyküden oluşuyor. Neden mi üçlü? Çünkü “VAMP” tanımına uyacak çizimlerle başımı hep belaya sokan üç çizer bu esere beraber imza atmış; Özgür Yıldırım, H. Celal Koç ve Hüseyin Özkan! Bitti zannettiniz ama yeni başlıyoruz. Editörü Emre Yavuz, Alternatif kapak Sümeyye Keskin! Arka kapak Yıldıray Çınar! Her karşılaştığımızda çizer dostlarıma serzenişte bulunduğum mesele; “Gençliğimi sizin gibilerin çizdiği gerçek olamayacak güzellikte vamp kadınlar mahvetti. Şu yaşıma geldim ve siz hâlâ güzellik tanımını yeniden ve yeniden tanımlıyorsunuz. Lanet olsun dostum sizin sorununuz ne?!” Çok acayip bir kitap. Çok kolay ve hızlı bitiriliyor. Ama göz bu, alışkanlık yapıyor. Tekrar tekrar insanın bakası geliyor. Güzel çalışma…

Başka Bir Yer

Sırtlan Yayınları’ndan Emre Yavuz editörlüğünde çıkan, Jay Faerber’in yazdığı, Sümeyye Kesgin’in çizdiği “Başka Bir Yer” 1930’larda dünyayı turlamak için bir rekor girişiminde bulunup kaybolan Amelia Earhart’ın hayatına, kaybolduktan sonraki döneme fantastik bir ışık tutmaya çalışıyor. Mottosu nefis; “Kayboldu dediklerimizin gittiği bir yer elbette vardır.” Bunda, bu izi sürmekte de kesinlikle başarılı oluyor çizgi roman. Çizgiler müthiş, tek derdim (genelde hep olduğu gibi) kısa olması. Ancak bunun da geçerli bir sebebi var. Normalde yayın hayatına yurtdışında başlayan bu çizgi roman yeni yeni ülkemize kazandırılıyor. İkinci kitap ilki ile aynı uzunlukta sayılır ama aksiyon yönü çok daha gelişkin. Bir oturuşta bitirdiğim güzel eserler oldular. Kaçırılmayacak bir seri gibi duruyor. Benden söylemesi.

Ve: Öyküler – Brezilya Şehir Öyküleri

Cenk Könül çevirisi “Ve: Öyküler – Brezilya Şehir Öyküleri” ikiz kardeşler Fábio Moon ve Gabriel Bá’nın harikası. Abartılı çizgiler, aksiyonlar, karakterler beklemeyin. O çizgi en sade nasıl çizilir, duygu, durum dolayısıyla öyküler en zarif nasıl anlatılır diye soruyorsanız bu kitaba bakın derim. Bir şeyi tasarlarken, kurgularken, yazarken en zor ulaşılacak o sadelik nasıl edinilir, aktarılır güzel örnek. Kısa olmasına rağmen ondan çok şey edindim.

Son olarak, bahsettiğim gibi Mayıs zorlu ve yorucu bir ay oldu. Bu ister istemez psikolojime, okumalarıma da yansıdı. Dolar ve Euro ile yükselen kitap fiyatları, yayınevlerini, yayın emekçilerini, yazarları baskılayan bu sıkıntılı dönemin hepiniz, hepimiz adına kısa sürmesini, edebiyat, sanat ve kültür hayatımızı daha fazla sekteye uğratmamasını diliyorum.

Sevgilerimle

Okuma önerisi!

Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro

Nalan Arman’ın incelemesi;
“İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesinden; Beni Asla Bırakma”
yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Beni Asla Bırakma‘da daire şeklinde bir zaman akışı var. Lirik ben Kath, olayları anlatmaya başladığında otuz bir yaşında ve on bir yıldır bakıcılık yapıyor, yani on bir yıldır bütün çocukluğunu birlikte geçirdiği arkadaşlarından ayrı.

Murat S. Dural

Murat S. Dural

Murat S. Dural’ın sıradan hayatı askerlik günlerine denk gelen bir süreçte ansızın değişti. Yüksek arkeolog olarak yaşamını sürdürürken 28 yaşında askere gitmeye karar verdi ve yaşadığı uykusuzluk sorunu sonucu topukları hariç (bilateral chopart) her iki ayağını da kaybetti.
Küsmedi, eve kapanmadı, yıllardır engelliler için türlü mücadelelerin içine girdi ve sonunda fantastik öykülerinden oluşan bir de kitap çıkardı: Kibrit Ev…
Murat S. Dural

Latest posts by Murat S. Dural (see all)

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *