Responsive banner image
 

Okuduğunuzda Sarılmak İsteyeceğiniz 8 Şiir…

0

Herkesin, edebiyatla en ilgisiz olan kişinin bile illa ki aklında yer eden, ruhuna dokunan bir dize olduğunu düşünmüşümdür hep. Herkesin sevdiği bir şiir vardır. Benim de var. Fakat yalnızca sevdiğim değil sarılmak istediğim, oturup çay içmek istediğim hatta birlikte yaşlanmak istediğim şiirler var. Sizin yok mu sanki sürekli dönüp okuduğunuz, her okuduğunuzda da yeni bir yönünü keşfettiğiniz bir şiir sevgili okur? İşte ben de bu şiirlerden bir seçki hazırladım sizlere. Aralarında en iyi bildikleriniz de olabilir, adını bile duymadıklarınız da… Sevdiğim şeylerin popülerleştirilerek yüzeyselleştirilmesinden hiçbir zaman haz etmedim fakat istenildiği kadar popülerleştirilsin şiir, değerini yitirebilir mi?

YALNIZLIKLAR | Hasan Ali TOPTAŞ

Ansızın ayaklanmışken bir yanın
bir yanının köleliğine;
bir yanın sakalı yüzüne yüzü sakalına
batmış bir derviş
gibi dalmışken kendine;
bir yanın kurtulmuşken kendinden
ve bir yanın yeni haberler getiriyorken
dünden bugünden,
yalnızlık susturmaktır
kendi sesinle kendini,
iç bedenini oymaktır diş diş,
düş düş
genişletmektir.

Kırmızı Kedi Temmuz 1

Yalnızlık en çok susturmaktır.

  • Yalnızlıklar
  • Yazar: Hasan Ali TOPTAŞ
  • Baskı Yılı: 2009
  • Sayfa Sayısı: 113 Sayfa
  • Yayınevi: İletişim Yayınları
HATIRLAT DA HAZİRANIN SONLARINDA ÇOCUKLUĞUMU YAKALIM | Ah Muhsin ÜNLÜ

Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-Senegalliler dahil değil

Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-Yoksa seni rahatsız mı ettim?

Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-Freud diye bir şey yoktur.

Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-Haydi iç de çay koyayım.

  • Gidiyorum Bu
  • Yazar: Ah Muhsin ÜNLÜ
  • Baskı Yılı: 2005
  • Sayfa Sayısı: 84 Sayfa
  • Yayınevi: Sel Yayıncılık
SİS | Haydar ERGÜLEN

İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim :
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?

  • 40 Şiir ve Bir
  • Yazar: Haydar Ergülen
  • Baskı Yılı: 2015
  • Sayfa Sayısı: 65 Sayfa
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
SEN | Nazım Hikmet RAN

En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel’un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi…
Düşmanımdır ikisi…
Sana gelince…
Yazıyorsun…
Okuyorum…
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri –
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için…
En güzel günlerimin
üç mel’un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi…
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi…
Sana gelince…
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün…
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün…
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz…

MELANKOLİ 2012 | Osman KONUK

halksız şehirler değil kris, şehirsiz halklar
çok halklar, çok şehirsizler, çok moral bozucu
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum

her yıl yeni modelleri çıkıyor melankolinin
içimden bir ses gelmiyor, hayır bazen geliyor
içimden bir ses, sesin dışarıdan geldiğini söylüyor
-iki saray odası alana bir saray odası bedava
o montu almam iyi oldu, çok iyi oldu, çok evet
kırışıklıkların geçer, beni seviyorsundur, ama böyle çok ölürüz

nihanka kızılderili bir kızın adı değil, çok değil
radikaller duygusal açıdan sağcı oluyorlar nerden aklıma geldiyse
aşk, sivilce, direniş, kitaplar ve çay ocağı işletmesi:
-yanlış
hormonlar, atkılar, kitap kokusu parfümü ve sütlü neskafe:
-doğru
böyle muhalif şeyler yazıyorum ve bana ödeme yapıyorlar

çok değerli insanlar binalara doluyorlar, çok değerli
her şeyden kolay etkileniyorum, belgeseller çok acıklı
çarpıcı bir şey yazmak istiyorum, aklıma bir şey gelmiyor
ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses:
start tabancasıyla intihar eden adamı düşün

son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
ışıklar açılmıştı, mikrofonlar, herkes çok şık
kahramanca evlerinden çıkıyorlar, vampirlerden korkmadan
kırmızı kravatlar takarak ve birbirlerine katılarak
çok değerliler, çok konuşuyorlar, az ölüyorlar
iki ayak, kırk ayakkabı; az ayak, çok ayakkabı
tek madonna kırık kürk, çok manto tek yalnızlık

çok saray, hiç prenses, prensessiz kadınlar ve kuralları
zayıf kadın sahneye çıkmadan opera bitmez
-şişman kadın işten kovuldu-
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
hadi ben kalktım, saçınız güzel olmuş, çok evet

kendi yeniden başlatmamı başlattım, bir şeye benzemedi
çok cehennem, üç saray, yedikule ve can yayınları berbat ciltler
bir hemşirenin adının cecile olması çok acıklı,
başka bir arzunuz var mı dememeli garsonlar
böyle şeylerden çok etkileniyorum, belgeseller çok acıklı
hizmet sektörü, çok hizmetçi, az patron, çok zamirsiz
zamirsizlik kimsesizliktir, şahıslar çok zamir az
katil her zaman uşak, yazarlar çok kötü kalpli

mutfak kapısını açık unutmuşum, kumrular içeri girmiş
ıslak ekmek koymayı unutunca balkona.

AYSEL GİT BAŞIMDAN | Attila İLHAN

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum…

  • Bela Çiçeği
  • Yazar: Attila İlhan
  • Baskı Yılı: 2001
  • Sayfa Sayısı: 136 Sayfa
  • Yayınevi: Bilgi Yayınevi
BİLEREK VE İSTEYEREK | Furkan ÇALIŞKAN

Sanırım olay İstanbul’da geçiyordu
İsmini vermek istemeyen caddelerde
Olası bütün kaçış yolları tutulu
Yurtlarından çıkarılan adamlar arasında,
Aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.

Artık halka açık bir yerde bekliyor seni hayat
Orda sana ölçü, birim ve düzen verilmemiştir
Mümkün mertebedeki adamlar ve kadınlar
Beherler, masa saatleri ve ergonomi
Yok, ama herkes uyanık bir tek benim uykum var
Değil mi ki beş dakikada bir erteliyorum seni…

Korkuyorsun, üşüyorsun ve yanlış anladın
Şairi yanlış anlamak daha güvenlidir
Daha konforlu daha kurumsal daha aciz
Şimdi unut bunları ve tüm gücünle bana güven
Kaybedeceğiz!
Hayır, bu sefer doğru anladın.

İspat edemem fakat öylece içime baktın
Ve sonra kalbim olaysız bir şekilde dağıldı
Ne kadar koştuysam da nefesim hala çok yakın
Bilerek ve isteyerek değilse gerçek midir bu acılar
Haberin bile yok oysa dünyanın en güzel kızısın
Belki dünya bunda kasıt arar!

Yine de, gel ve al yüzümü eline
Haydi sev beni, konu serbest…

  • Savunma Sanatları
  • Yazar: Furkan ÇALIŞKAN
  • Baskı Yılı: 2013
  • Sayfa Sayısı: 46 Sayfa
  • Yayınevi: Profil Yayıncılık
SEVGİ DUVARI | Can YÜCEL

Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bir sen varsın bir de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

  • Sevgi Duvarı
  • Yazar: Can YÜCEL
  • Baskı Yılı: 2016
  • Sayfa Sayısı: 132 Sayfa
  • Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Dilşad Gündoğan

Dilşad Gündoğan

1992’de İstanbul’da doğdu. İktisat Fakültesi mezunu. Hasan Ali Toptaş’ın “-Desene hayat tekrarlardan ibaret. –Tekrarlardan değil, tekrarların tekrarından…” sözüne istinaden sektöre atılıp kendine yabancılaşmayı reddetti. Açıkçası sektör de onu pek sevmedi. Kitaplar ve müzik en büyük iki tutkusu. Piyanosu Cosimo, kemanı Phantom ve mızıkası Olric ile son derece mutlu. Kitaplarını ödünç verdiğinde uyku uyuyamıyor.
Dilşad Gündoğan

Latest posts by Dilşad Gündoğan (see all)

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *