Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Okumadığınızda eksikliğini duyacağınız 11 roman

0

Kitap Eki olarak şöyle bir geriye dönüp baktığımızda epey bir yol aldığımızı görüyoruz. 2015’in Aralık ayından bu yana takipçilerimizi kitap gündeminden haberdar etmeye çalıştık. Arşivimizdeki en eski yazıları taradığımızda fark ettik ki hatırlanması gereken çok fazla kitap var.

Listede yer verdiğimiz kitapları okumadıysanız en kısa zamanda okuma listelerinize dahil etmenizi öneriyoruz. İyi kitapların hiçbir zaman eskimediğini unutmayalım. İyi kitabın hiçbir zaman “modası geçmez”. Bu kitaplara listelerinizde yer açın. Keyifli okumalar.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

1. Altın Gözlük – Giorgio Bassani

Yapı Kredi Yayınları

A. Ömer Türkeş’in incelemesi için TIKLAYINIZ

Giorgio Bassani’nin 1962 yılında yazdığı ve savaş sonrası İtalyan yazının başyapıtları arasında sayılan Finzi-Contini’lerin Bahçesi, bir adamın sevgili kenti Ferrara ile ilgili hatıraları anlatılıyor.

2. Tatar Çölü – Dino Buzzati

İletişim Yayınları

Feride Cihan Göktan’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Dino Buzzati, Tatar Çölü’nü İkinci Dünya Savaşı İtalya’sında 1940’ta yazmış. Önünde bir çok seçeneği olduğu halde hayatının getirdiği akıntıya kapılarak giden bir askerin bu akışın içinde sonunda nasıl kaybolduğunu anlatıyor. Dört ay için gittiği görev yeri olan Bastiani Kalesi’nde nasıl da hiç anlamadan otuz yıl geçirdiğini

3. Uzakta – Mine Soysal

On8 Kitap

Gün Çağ Aydın’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Mine Soysal’ın romanı Uzakta, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilere adanmış bir roman. Bu bağlamda, işçi sınıfının gündemiyle doğrudan ilişki kuran bir iş cinayetleri romanı.

4. Can – Andrey Platonov

Metis Yayınevi

Feride Cihan Göktan’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Yazar, kendi hayal kırıklığının hüznünü okuyucuya geçirirken bir yandan da iktidarların ve rejimlerin esas amaçlarının insanlığın ve hatta tek tek herkesin mutlu olması üzerine kurulması gerektiğini vurguluyor. Sosyalizmin en ateşli savunucusu iken Stalin döneminin insanların yoksulluğuna ve çaresizliğine çare olmadığını Can halkının sefaleti üzerinden şiirsel bir dille anlatıyor.

5. F – Daniel Kehlmann

Can Yayınları

Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

Kehlmann F’de aynı sorunun peşindedir: Tanrı ölmüş, sanat simsarların, para spekülatörlerin eline terk edilmiş, anlam gösteriye, üretme arzusu tüketim çılgınlığına feda edilmişken, insan ne yapacaktır?

6. Virginia ile Vita – Christine Orban

Can Yayınları

Perge Dündar’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Genelde umarsızca tutunduğu karamsar, karanlık bir yanı var Woolf’un. “Virginia ile Vita” da onun bu yönünü bir hayli ortaya koymuş. İki insanın aşkına tanıklık ederken mutlu, pembe sahnelerle dolu satırlar okuyacağınızı düşünebilirsiniz.

7. Kopuklar – B. Güney Ulutaş

Can Yayınları

Gün Çağ Aydın’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Kendinden fazla başkaları için yaşayanların romanını yazmış B. Güney Ulutaş. Her sayfasında sevgi, her sayfasında mücadeleyi resmediyor ilk romanında.

8. Merhume – Murat UYURKULAK

April Yayıncılık

Güzella Bayındır’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Murat Uyurkulak, Merhume’yle sürprizi bol, karakteri bol, öyküsü bol bir roman çıkarmış karşımıza. Cinayetin hobiye dönüştüğü bir polisiye. Şiir gibi bir roman.

9. Çavdar Tarlasında Çocuklar – J. D. Salinger

Yapı Kredi Yayınları

Rahşan Sönmez’in incelemesi için TIKLAYINIZ

Çavdar Tarlasında Çocuklar kırklı yılların sonunda, başarısız bir kolej öğrencisinin Noel öncesi yaşadığı sıra dışı bir kaç günü kahramanının ironik anlatımı ile bizlere ulaştırıyor. Okuyucunun bir anlık ilgisizliğini affetmeyen, her bir satırında “acaba bir şey kaçırdım mı?” duygusu yaratan kitapta bölümler adeta, kendi içinde bir öykü gibi.

10. Seyrek Yağmur – Barış Bıçakçı

İletişim Yayınları

Güzella Bayındır’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Barış Bıçakçı aforizmalarla anlatıyor derdini Seyrek Yağmur’la… Sayfalarca anlatılabilecek bir meseleyi birkaç sözcükle billurlaştırıyor kafanızda.

11. Tespih Ağacının Gölgesinde – Harper Lee

Sel Yayıncılık

Rahşan Sönmez’in incelemesi için TIKLAYINIZ

Harper Lee, 1963’te Monroeville Alabama’da yaşarken kendisi ile yapılan bir röportajda, Bülbülü Öldürmek kitabının, herhangi bir şeyi savunmaktan ziyade evindeki insanların hatırası olduğunu ifade ediyor. “Tespih Ağacının Gölgesinde” kitabına da aynı bakış açısı ile yaklaşabiliriz. Bu durumda kitap bize, Güneyin tutucu, muhafazakâr, ırkçı yaklaşımlarının kalkış noktalarını kahramanlarının kendi ağzından açık ve net olarak ifade etti diyebiliriz. Artık onları daha iyi tanıyoruz…

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *