Responsive banner image
 

Osmanlılar Neden Geri Kaldı?

0

Toplumuzda son zamanlarda daha sıkça görülen dincileşmenin geçmiş dönemdeki öncüllerini görebilmek ve o zamanlar yaşanan tartışmaların, kanlı hesaplaşmaları öğrenebilmek için çok güzel bir kaynak…

Gündem oldukça yoğun ve gürültülü, siyasetin hayatımızda bu kadar yer kaplaması sağlıksız bir duruma işaret ediyor. ‘Son dakika’, ‘Az Sonra’, ‘Birazdan’ spotları evlerimiz başköşelerine kuruldu. Hepimiz mesleğe yeni adım atmış acar muhabirler gibi haber kokluyoruz, kitaptan, sinemadan ve yaşamımızdan eksiltip kısır döngülerde çürüyoruz. Peki bu çıkmazdan çıkış yolu yok mu?

Kırmızı Kedi Haziran 2

İçinde bulunduğumuz koşullar, insanlığın yüzyıllar boyu ilmek ilmek örüp dokuduğu kazanımlar; İnsan hakları, demokrasi, uzlaşma, dini hoşgörü ve cumhuriyet kavramlarının tehlikede oluşu ve başkalarını bu tehlikenin varlığa ikna edebilmek hep zordu yine zor. Öncelikle sorunumuz ne, eksik yaptığımız nedir? Sorunun kaynaklarını bulmak öğrenmek şuan en elzem konuların başında geliyor.

İletişim Yayınları’nca yayınlanan Ali Fuat BİLKAN tarafından kaleme alınan FAKİHLER VE SOFULAR KAVGASI adlı eser tam bu zamanda okunacak bir eser.

17.Yüzyılda Kadızadeliler ve Sivasiler altbaşlıklı kitapta dönemin din adamları arasındaki fikri tartışmalarla beraber yaşanan sürtüşmenin saraya ve ülkeye etkileri de anlatılıyor.

Osmanlılar özellikle kuruluş yıllarında görece laik bir profil çizer, gerek töreleri gerekse de batıya en yakın uçlardan olmaları sebebiyle dini bağnazlıktan kısmi ölçüde kendilerini korumuşlardı. Daha sonra İkinci Bayezıd’la başlayıp Yavuz Selim, Kanuni’yle devam eden sunnileşme duraklama döneminde had safaya çıkıp ‘devlet dini’ olmuştur, önceki dönemlerde bunun etkisi daha azdı çünkü genişleyen topraklarda yeni halklar, farklı inanışlar devlet yönetimini daha toleranslı olmaya mecbur kılıyordu.

Ve artık genişlemenin durduğu, toprak kayıplarının başladığı, ahalinin memnuniyetsizliği, isyanların patlaması ve bir türlü yapılamayan reformlarla durağanlığın çöküşe evrilmesiyle saray çeşitli dini akımların uğrak noktası oldu.

Kadızade Mehmet Efendi’nin başını çektiği Kadızadeliler hareketi, ‘Osmanlı Devleti’nin yaşamış olduğu siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkları, idari ve sosyal bozuklukları halkın dinden uzaklaşmasına ve tekkelerin tamamen ortdan kaldırılması gerektiğini ileri süren vaizler sınıfının türemesine sebep olmuştur.’

Kadızadeliler öncelikli olarak tasavvuf ve tarikat düşmanı bir hareketti, dinin peygamber döneminde nasıl yaşanıyor ise bulundukları çağda da aynı şekilde ve sadelikle yaşanması gerektiği savunmaktaydılar. Peygamber döneminde olmayan her şeyin hayatımızdan çıkarılmasını diretiyorlardı. Yine dinde ikincil öneme sahip ‘füruat’ olarak yorumlanabilecek birçok hususta muhataplarını tekfir edecek duruma gelmeleri ve bunun günümüzde bile devam etmesi bu hareketin etkilerini göstermek açısından iyi bir örnektir.

Kadızadeliler, daha ziyade esnaf zümresi üzerinde etkili olmuşlardır. Çoğu eğitimsiz veya sadece okur-yazar olan bu kesim, dine sıkı bağlı olma ve bütün dini emirleri ayrıntılarıyla uygulamaya hazır bir topluluk özelliği taşır.’

Kadızade Mehmet Efendi, Üstüvani Mehmet, İmam Birgivi’yle devam eden Kadızadelilerin öncüsü İbn Teymiye kabul edilir bu hareket daha sonra Anadolu topraklarından Arap yarımadasına indikçe selefi ve vahhabi akımlara karışır.

Kadızadelilerin karşıt kutbu Sivasiler’di. Halvetiyye tarikatının Sivasiyye koluna mensup olmaları hareketin bu isimle anılmasına sebeptir. Abdülmecid Sivasi, Aziz Mahmud Hüdayi, Niyazi Mısri hareketin öncülerindendir. Sivasilerin görüşleri şöyle özetlenebilir;

Müspet ilimler tahsil edilir. Hızır(a.s.) hayattadır. Ezan ve Mevlid’in güzel sesle okunması caizdir. Devran ve Sema caizdir. Hz. Peygamber’e ve ashabına gereken saygı gösterilmelidir. Tütün ve kahve haram değildir. ..’ diye devam eden görüşlerde anlaşılacağı üzere karşıtlarından daha ılımlı bir hareket profili çizen Sivasiler de bir dönem sarayda etkili olmuşlardır.

Padişahlar karşıt hareketlerin vaizlerinin tartışmaları yakından takip ederdi, her iki kesimden de fetvalar alındığı dönemler olmuştur. Özellikle IV.Murat’ın tütün düşmanlığı devlet yönetiminde Kadızadeliler etkisine örnek verilebilir.

Toplumuzda son zamanlarda daha sıkça görülen dincileşmenin geçmiş dönemdeki öncüllerini görebilmek ve o zamanlar yaşanan tartışmaların, kanlı hesaplaşmaları öğrenebilmek için çok güzel bir kaynak, şu günlerde mutlaka okunması gerekiyor.

  • Fakihler ve Sofuların Kavgası
  • 17. Yüzyılda Kadızâdeliler ve Sivâsîler
  • Yazar: Ali Fuat BİRKAN
  • Türü: Tarih
  • Baskı Yılı: 2. Baskı Aralık 2016
  • Sayfa Sayısı: 207 Sayfa
  • Yayınevi: İletişim Yayınları

 

Ufuk Serim

Ufuk Serim

Hikaye ve eleştirileri çeşitli dergilerde yayınlandı.Edebiyat tutkunu, kitap tiryakisi, Dostoveyski hayranı, Balzac sevdalısı, sinema delisi, Hollywood düşmanı.
Ufuk Serim

Latest posts by Ufuk Serim (see all)

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *