Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Oyunbozan Polisiyelerin Yazarı: Wolfgang Schorlau

0

Wolfgang Schorlau gerçeği kurgu motifine çevirip sığlaştırmak yerine, tüm çıplaklığıyla betimlemeyi tercih ediyor.

Siyasi polisiyenin ünlü isimlerinden Petros Markaris, Sefa Kaplan ile yaptığı bir söyleşisinde, “1960’lardan sonra roman toplumsal sorunlar yerine karakterler üzerinde durmaya başladı. Ama son yirmi yıldır bu da değişime uğradı. Postmodern dediğimiz bir tür çıktı ortaya… Bu durum toplumsal romanın havada kalmasına neden oldu. İşte bu ortamda Avrupa’da polisiye roman, toplumsal romanın yerini aldı. Son dönemin polisiye romanları toplumsal sorunlara ayna tutuyor”, diyordu. Markaris, 1980’lerden 2000’li yılların başına kadar etkili olan postmodern akımların polisiyeyi gerçekçi bir tür olmaya sürükleyişini çok iyi özetliyor bu kısa cevabında. Şüphesiz 2000’li yıllar, edebiyatta toplumsal sorunlara geri dönüşün de yılları oldu ama siyasi polisiye politik atmosfere, devletin kötülüklerine ve yaşanan haksızlıklara karşı bir ses olmayı sürdürdü.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

Siyasi polisiyenin kuşkusuz en önemli özelliği, cinayet olgusunun toplumsal ve politik nedenlerini araştırmaktır. Gerçi bu konuda iki farklı yönelimin olduğunu söyleyebiliriz. Kimi polisiye yazarları toplumsal olayları kurgunun içinde birer motif olarak kullanıp muammanın çözümünü ya da anlatının gerilimini ön plana çıkarırken kimi yazarlar ise muammayı ya da gerilimi ikinci plana itip önceliklerinin toplumsal dertler olduğunu vurgular. İkinci tip yazarlar, sekter polisiye tutkunlarınca oyunbozanlıkla suçlanmayı göze alırlar. Çünkü kurgunun geri plana atıldığı belgesel eserler olarak görülür bu romanlar. Alman yazar Wolfgang Schorlau, ikinci tip yazarlar sınıfında yer almayı tercih etmiş. Yazarın dilimize çevrilmiş üç Dengler polisiyesi de tipik toplumsal dert merkezli polisiyelerdir, diyebiliriz.

Dengler’in Maceraları

Örneğin Dengler’in ilk vakası olan Mavi Liste, Demokratik Almanya’nın Federal Almanya ile birleşmesi sürecinde, Doğu’daki kamu iktisadi teşebbüslerinin başına atanmış Detlef Karsten Rohwedder suikastını merkezine alır. Doğu’daki işletmeleri, sosyal demokrat bir tarzda ayağa kaldırmayı planlayan Rohwedder, resmî açıklamalara göre RAF militanlarınca öldürülmüştü. Schorlau, RAF’a yıkılan bu eylemin aslında Batı Almanyalı kapitalistlerce yönlendirilen gizli servis elemanları tarafından organize edildiğini vurgulayan bir roman yazarak devletin aslında sermayeyi korumak için örgütlenmiş bir çete olduğunun altını çizer.

Yazarın Münih Komplosu romanı da doğrudan gerçek bir olayın üstüne kurgulanır. 1980 yılında Münih’te geleneksel olan yapılan ekim festivalinde bir bomba patlar; on üç kişi hayatını kaybeder, iki yüzden fazla kişi yaralanır. Saldırının bir Neonazi tarafından yapıldığı açıklanır. Dengler, Münih Komplosu’nun resmî makamlarca kurgulanmış açıklamalarını reddederek kendi araştırması üzerine yoğunlaşır. Bir süre sonra karşısında yine Almanya’nın gizli servisini bulacaktır.

Dengler’in Türkçedeki son macerası Koruyan El ise Almanya’da 2000-2006 yılları arasında dokuz göçmenin öldürülmesinden sorumlu tutulan Nasyonal Sosyalist Yeraltı adlı örgütün üyelerinin şüpheli ölümlerine odaklanır. Wolfgang Schorlau’yu Nasyonal Sosyalist Yeraltı örgütü soruşturmasında resmî uzman olarak çağırılmasına neden olan bu kitap, Alman derin devletinin aşırı sağcıları nasıl koruyup yönlendirdiğini anlatıyor. Koruyan El, resmî belgelere dayanan ve bu belgelerin yorumlanması ile gelişen bir polisiye. Bu açıdan daha çok belgesel romana yakın bir çizgide olduğunu söyleyebiliriz.

Schorlau’nun Derdi

Schorlau, tüm Dengler maceralarında görüldüğü gibi, kendi mesleği olan araştırmacı gazetecilik ile roman yazarlığı arasında bir bölgede kalem oynatmayı tercih ediyor. Üç romanında da gerçek bir olaydan yola çıkıp Dengler’in bir macerası haline getirmesi bundan. Bu kitaplarda daha yolun başında resmî makamların cinayet, terör saldırısı, münferit vaka gibi etiketlerle örtbas etmeye çalıştığı olayların toplumsal nedenlerinin araştırılacağını hissediyorsunuz. Tüm olayların Almanya’da geçtiğini düşündüğümüzde ise olay biraz daha çatallanıyor.

Burjuva hukuk devleti kriterlerinin işlediği düşünülen Almanya’da derin devlet operasyonlarının yoğunluğu, liberal özgürlük safsatasını da gözler önüne seriyor aslında. Burada Mark Neocleous’un şu uyarısını hatırlıyoruz, ister istemez: “Aslında, liberal olan ve otoriter olan çoğunlukla akıl almaz derecede birbirlerine benzer. Kamusal alanın liberal karakterini idealize etmek liberal siyasetin kilit bileşenlerinden birini gözden kaçırma riski taşır – yani baskıcı momentini”. Liberal özgürlükten bahsedildiği anda ilk yapmamız gereken onu takip edecek güvenlik söylemini beklemektir. Çünkü Neocleous’un da belirttiği üzere, liberalizmin özgürlükten anladığı şey mülkiyet güvenliğidir. Özgürlük, güvenlik ve mülkiyetin özdeşleştirilmesi ise “alttan alta süre giden bir güvensizliği, yani sınıf sorunuyla derinden bağlantılı olan mülkiyet güvensizliğini maskeler”.

Schorlau, maskeleme mekanizmalarını da doğrudan göstermeyi tercih ediyor. Mesela bir politikacının Somali’de korsan saldırılarına karşı ordunun kullanılması tasarısını gazetecilere nasıl açıklayacağını düşünürken aslında ordunun ülke içindeki olaylara da müdahalesinin önünün açıldığını nasıl maskeleyeceğini tasarladığını vurguluyor. Olağanüstü hal koşullarının aslında olağan hale gelişinin somut bir örneği olan ordu müdahalesi ya da derin devletin genel politikaları belirleme becerisi gibi ayrıntılar tüm Dengler maceralarında karşımıza çıkıyor.

Dengler polisiyeleri, kimi zaman oyunbozanlık yapsa da okur ile sözleşmesini hazırlarken dürüst davranan romanlardan. Schorlau gerçeği kurgu motifine çevirip sığlaştırmak yerine, tüm çıplaklığıyla betimlemeyi tercih ediyor. Bu yüzden polisiyeyi günlük dertlerden kaçmak için okuyanların uzak durması, gerçeğin peşinde olanların vazgeçmemesi gereken bir yazar.

  • Mavi Liste – Dengler’in İlk Vakası, Wolfgang Schorlau, Çev. Hulki Demirel, Polisiye, 2016, 339 Sayfa, İletişim Yayınları
  • Münih Komplosu, Wolfgang Schorlau, Çev. Hulki Demirel, Polisiye, 2016, 292 Sayfa, İletişim Yayınları
  • Koruyan El, Wolfgang Schorlau, Çev. Hulki Demirel, Polisiye, 2016, 392 Sayfa, İletişim Yayınları

Okuma önerisi!

Mavi Liste – Dengler’in İlk Vakası

Gün Çağ Aydın’ın incelemesi; “Berlin Duvarı yıkılırken; RAF, Derin Devlet ve Mavi Liste
yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Wolfgang Schorlau’nun kaleme aldığı Mavi Liste – Dengler’in İlk Vakası adlı polisiye roman, Hulki Demirel’in çevirisiyle İletişim Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Doğuş Sarpkaya

Doğuş Sarpkaya

1980 İzmir doğumlu edebiyat eleştirmenidir. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi anabilim dalında tamamlamıştır. İlk yayınlandığı dönemlerde meraklı bir okuyucusu olduğu BirGün Kitap Eki'nde önce yazar nihayetinde ise editör olmuştur. Aynı zamanda Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir. Yazıları Karşı Düşler, Refleks, Lacivert, İzafi, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Redaksiyon, Ayrıntı gibi dergilerde yayımlanmıştır. Ankara'da yaşamaktadır.
Doğuş Sarpkaya

Latest posts by Doğuş Sarpkaya (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *