Roald Dahl’ın Cadılar’ı

0

Roald Dahl’ın diğer eserlerinde hissettiğim duyguyu bu kitapta da hissettim. Sanki enfes bir film izliyormuşum ve aynı zamanda o filmin içindeymişim gibi bir his.

Kadıköy Tiyatro Şenliği programı kapsamında izleyip çok beğendiği Cadılar isimli tiyatro oyununun Roald Dahl eserinden uyarlama olduğunu afişte görünce, oyundan sonra karşımıza çıkan ilk kitapçıya doğru yönlendirdi beni oğlum.

Teknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmek

Kitabı elime aldığımda, isminin ve arka kapağında okuduğum kadarıyla konusunun benim için hiç ilgi çekici olmadığını düşündüm. Okumaya başlamamda oğlumun kitabı çok sevmesi ve elbette yazarın ismi etkili oldu. Konusuna karşı bu kadar önyargılı olup da bu kadar sevebildiğim kitap enderdir sanırım.

Roald Dahl’ın diğer eserlerinde hissettiğim duyguyu bu kitapta da hissettim. Sanki enfes bir film izliyormuşum ve aynı zamanda o filmin içindeymişim gibi bir his. Kimi kitapları okurken kapıldığımız bir duygu vardır, filmi çekilse ne güzel olur deriz. Hislerimde yalnız olmadığım çok açık zira yazarın Cadılar dahil pek çok eseri, hatta kimi eserleri birden fazla defa, Steven Spielberg, Tim Burton gibi ünlü yönetmenler tarafından sinemaya uyarlanmıştır.

Kitabın arka kapağında dokuz yaşından büyükler için tavsiye edildiği anlaşılıyor, itiraf etmeliyim anlatım gücünün de etkisiyle okurken yer yer ben bile ürperdim. Kitapta korku öğeleri mevcut. Biraz düşününce daha erken yaşlarda okuduğumuz Kırmızı Başlıklı Kız ve Pamuk Prenses gibi masalların da az korkutucu olmadığını gülümseyerek anımsadım ve elbette televizyondaki çizgi filmlerin bir kısmı da daha az ürkütücü değiller.

Kitapta ismi belirtilmeyen bir çocuk ben diliyle anlatıyor. Çocuk trafik kazasında anne ve babasını kaybedince ninesiyle yaşamaya başlar. Yazar çok uzun tutmasa da çocuğun üzüntüsünden bahsediyor. “O korkunç öğleden sonra yaşadıklarımı uzun uzun anlatmayacağım. Şimdi düşünürken bile tepeden tırnağa ürperiyorum. Sonunda kendimi ninemin evinde buldum tabii. Beni kucağına alıp sımsıkı sarıldı, sabaha kadar ağladık.” (sayfa 15) . Çok özel ve güzel bir nine torun ilişkisi ve dayanışması tüm roman boyunca çeşitli vesilelerle karşımıza çıkıyor.

Ninesi torununa cadıları, onların insan kılığına girerek kendilerini nasıl gizlediklerini, özelliklerini ve hepsinde cadıların çocuklara yaptığı kötülükle sonuçlanan cadı hikayeleri anlatır. Çocuğun ninesiyle tatil için gittikleri otelde, aynı esnada rastlantı eseri cadılar toplantı yapmak için bir araya gelmişlerdir, toplantı odasında bulunan ve onları gizlice dinlemekte olan çocuğu fark ederler ve onu fareye dönüştürürler. Kitabın yarısından sonrası çocuğun fare görünümü içinde, cadıların planlarını bozmak için çabalaması ile geçecektir, elbette ninesinin yardımı olacaktır. Tahminimin aksine çocuk hep fare olarak kaldı, hiç eski haline dönmedi ve yine tahminimin tersine fare olduğu için üzülmedi.

Fareye dönüştüğü ilk anlarda bakın ne diyor çocuk:

“Yere bu kadar yakın olmaya alışmaya çalışarak bir süre iskemlelerin ayakları arasında dolandım. Ne yalan söyleyeyim, hoşuma bile gitti. Şimdi belki de neden hiç üzülmediğimi merak ediyorsunuzdur. Doğrusunu isterseniz, şöyle düşünüyordum: “Hem zaten küçük bir çocuk olmanın neresi güzel ki? Küçük bir çocuk olmak fare olmaktan daha mı iyi? Evet, biliyorum, fareleri avlarlar, bazen zehirledikleri ya da kapan kurup yakaladıkları da olur. Ama bazen küçük çocukları da öldürürler. Küçük çocuklar da arabanın altında kalıp ya da kötü bir hastalığa yakalanıp ölebilirler. Sonra okula gitmek zorundalar. Oysa farelerin okula gitmeleri gerekmez. Sınavlara girmek zorunda da değiller. Para sorunları yok. Görebildiğim kadarıyla, farelerin iki düşmanı var: insanlar ve kediler. Gerçi ninem de bir insan, ama kim olursam olayım beni her zaman seveceğini biliyorum. Üstelik, çok şükür, kedi de beslemiyor. Sonra, fareler büyüdükleri zaman savaşa gitmek ve öteki farelere karşı savaşmak zorunda da değiller. Fareler birbirlerini çok severler. İnsanlar öyle değil.” (sayfa 121)

Son olarak yazımı çocuğun ninesine söylediği güzel bir söz ile noktalıyorum:

Kim olduğun ya da neye benzediğin hiç önemli değil, yeter ki seni seven biri olsun.

  • Cadılar
  • Yazar: Roald Dahl
  • Resimleyen: Quentin Blake
  • Çeviri: Celal Üster
  • Sayfa Sayısı: 213 Sayfa
  • Baskı Yılı: Mart 2016, 12. Basım
  • Yayınevi: Can Çocuk

Ebeveynlere Faydacı Puanlama:

  • Görsellik: 5 puan
  • Hikaye: 5 puan
  • Eğitici / Öğretici Nitelik: 3 puan
  • Hayal Gücü Gelişimi: 5 puan
  • Kültürel Gelişim: 5 puan
Ayşegül Gezgin

Ayşegül Gezgin

1978’de Aydın’da doğdu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm İşletmeciliği bölümü mezunu. İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerini okul ve kurslarda öğrendi. Çeşitli sektör ve görevlerde çalıştı, en çok çeviri yapması gereken işleri sevdi. Kitaplar en iyi arkadaşları, okumak ve yürümek vazgeçmek istemediği bağımlılığı. Eşi ve oğluyla Kadıköy’de yaşıyor. Doğal yaşamı hissedebileceği ortamlarda bulunmaya çalışıyor. Doğal ve samimiolan herkesi ve her şeyi seviyor.
Ayşegül Gezgin

Latest posts by Ayşegül Gezgin (see all)

Paylaş
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkedin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us
Sapiens

Cevap Yazın