Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Roman tutkunlarının okuma listesine mutlaka eklemesi gereken 10 roman

0

Kitap dünyasının hareketli olduğu günlerden geçiyoruz. Bu hareketlilikle beraber yayınevleri de öne çıkan kitaplarını arka arkaya yayımlamaya başladı.

Roman okurları için hazırladığımız 10 kitaplık listemizi inceledikten sonra beğenerek okuyacağınız bir roman mutlaka bulacaksınız.

KitapEki
KitapEki

1. Üç Yaşam – Gertrude Stein

Deli Dolu Yayınları

Modernist edebiyatın öncü isimlerinden Gertrude Stein, hayata tutunmaya çalışan üç kadın karakterin hikâyesini, dönemin toplumsal gelişmeleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Gertrude Stein’ın, edebiyatın kilometre taşlarından biri olarak görülen ve birçok yazara ilham veren Üç Yaşam adlı kitabı, kültleşmiş bir ilk eser. Deneysel yazılarıyla, Kübizmin resimde gerçekleştirdiğini edebiyatta var etmek isteyen Stein’ın bu kitabı, yayımlandığı dönem büyük bir ilgiyle karşılandı ve olağanüstü bir gerçekçilik ürünü olarak nitelendirildi.

Başta Hemingway olmak üzere birçok yazarı etkilemiş olan Gertrude Stein, bu üç öyküyle hayata dair parçaları değil hayatı olduğu gibi ortaya koyarken, kendi yazınına dair ipuçları barındıran, benimsediği yenilikçi eğilimleri yansıtan, sanatının izini sürebileceğimiz kusursuz bir metin sunuyor.

2. Uzak Yıldız – Roberto Bolaño

Can Yayınları

Carlos Wieder bir sanatçı mı? Pilot mu? İşkenceci mi? Katil mi? Yoksa hepsi birden mi? Allende hükümeti döneminde silik bir şairken General Pinochet diktatörlüğünde yıldızlaşarak estetikten başka hiçbir şeye yaşam hakkı tanımayan bir “sanatçı” olarak ortaya çıkan Carlos Wieder’in hikâyesi, Şili’nin yakın tarihiyle iç içe geçince Güney Amerika’nın en özgün anlatılarından biri doğuyor.

Roberto Bolaño külliyatının temel bileşenlerinden Uzak Yıldız, işkence, sürgün ve ölüm arasında seçim yapmaya zorlanan bir neslin iğneleyici portresi.

3. Kartalimeni – Engin Günay

Nota Bene Yayınları

Eski bir balıkçı kasabası olan Kartalimeni, kentleşmenin girdabında hızla kendini yitirirken, bu semtin gençleri, aşıkları, delileri ve romanın ana kahramanları olan üç arkadaşın, yani “trio”nun da hayatı kaçınılmaz olarak değişecektir. Aslında bütün memleket değişmektedir. Kitlesel göç dalgalarıyla büyümüş ve Anadolulaşmış olan İstanbul gibi ülke de kaynamakta, 12 Eylül darbesine doğru ilerleyen süreçte herkes kendini yeniden tanımlamaya çalışmaktadır.

Engin Günay Kartalimeni’de bir semti ve o semtin gözünden 70’li yılların İstanbul’unu anlatırken, diğer yandan da kahramanları dönemin yakıcı siyasi atmosferi içinde politikleşmiş genç insanlar olan sarsıcı bir hikayeyi okurla paylaşmaktadır. Yaşanmış olaylar edebiyat diliyle anlatıldığında daha mı acıtıcı olur? Gerçek nerede biter, kurgu nerede başlar? Yaşanan olayların tanıkları kimlerdir? Engin Günay, Kartalimeni’de söz konusu atmosfer içinde yaşanmış bir kaybı anlatırken, tüm bu soruların cevaplarını da okura bırakıyor.

4. Hollandalı Bakire – Marente De Moor

Alakarga Yayınları

Marente de Moor, 2010 yılında Hollanda’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Ako Edebiyat Ödülü’nü alan kitabında, eskrim öğrencisi bir genç kızın öyküsünü anlatıyor. Hem ilk dünya savaşının ve Nazizm’in bir eleştirisini hem de Avrupa’nın kırsalında yaşanan tutkulu bir aşkın öyküsünü okuyacaksınız.

5. Tünel – Bernhard Kellermann

Yordam Edebiyat

Alman yazar Kellermann’ın 1913’te kaleme aldığı Tünel, kısa sürede 25 dile çevrilmiş, milyonlarca okura ulaşmıştır. Kimi eleştirmenlerin bilim kurgu ve fantastik edebiyata dâhil ettiği, kimilerinin zorlu çalışma koşullarını ve kapitalizm eleştirisini öne çıkardığı için toplumcu gerçekçi boyutuyla değerlendirdiği
Tünel’e, “teknik-ütopyacı roman” diyenler de olmuştur. Tam dört kez sinemaya uyarlanan roman, yirminci yüzyılın ilk yarısının en başarılı kitaplarından biri olarak kabul edilmiştir.

6. Ölüyordum Geçerken Uğradım – Can Gürses

Ayrıntı Yayınları

Âşıkların bir günü on yıla bedeldir, düşüncesinden yola çıkan roman, 1932 Ekim ayının on gününde geçiyor. Zamanın akrep ve yelkovanı âşıklar olunca, bu on günde okur yüzyıllık bir gezintiye çıkıyor. Şehir, kültürü ve diliyle, sokağı ve siyasetiyle, sanatı ve mimarisiyle akıl almaz bir hızda değişirken, âşıkları dünyadan soyutlayan aşksa büyük bir inat, tutku ve acıyla değişmemekte direniyor. Aşkın değişmezliği, İstanbul’un yüzyıllık değişimini gölgede bırakıyor.

Aşkın tarihinin tıpkı ülkenin tarihi gibi zaman denen kısır döngü içinde kendini tekrar edişini anlatırken yazar Can Gürses, önceki romanlarında da kendine mesele ettiği Türkçenin yüzyıl içindeki evrimini de ustalıkla “dil”e getiriyor. Aşkın gerçeküstülüğü, ülkenin gerçekleriyle bir arada okununca ortaya hayata dönüşmüş edebiyat çıkıyor.

7. Bayel Ağıtçıları – Gulam Hüseyin Sâedi

Yapı Kredi Yayınları

Gerçekle gerçeküstü arasında gidip gelen, birbiriyle bağlantılı sekiz öyküden oluşan “Bayel Ağıtçıları” 1964 yılında İran’da yayımlandığında büyük ilgi toplar.

Eser İran edebiyatının yanı sıra sineması üzerinde de etkili olur. Bu kitaptaki “Dördüncü Hikâye” “Gav” (İnek) adıyla 1969’da ünlü yönetmen Daryuş Mehrcui tarafından beyazperdeye aktarılır. Film kazandığı ödülle birlikte İran sinemasının adını dünyaya duyururken, ülkenin sinema tarihinde de dönüm noktası olur.

8. Hamamböcekleri – Jo Nesbo

Doğan Kitap

Tayland’daki Norveç Büyükelçisi Molnes ucuz bir motel odasında ölü bulunmuştur. Harry Hole cinayeti araştırmak ve gerekirse gerçeklerin üstünü örtmek için Oslo’dan Bangkok’a gönderilir. Molnes’in arabasında bulunan fotoğraflar cinayetin hiç de kolay çözülmeyeceğini gösterir gibidir. Sırtından bıçaklanarak öldürülen büyükelçi ciddi bir suç mu işlemiştir?

Harry Hole kimsenin bildiklerini anlatmaya gönüllü olmadığı, çok sıcak ve yabancı bir ülkede kendisinden bilgi saklayan Norveç’teki makamlarla mücadele ederek bulmacayı çözmeye koyulur.

9. Yalnızlığın Başkenti – Hüseyin Cengiz

Destek Yayınları

Şiirleriyle herkesin gönlünde taht kuran Cemal Süreya’yı daha yakından tanımak ister misiniz? Hüseyin Cengiz, Cemal Süreya’nın hayatının bilinmeyen yönlerini ortaya koyduğu yeni kitabıyla okuyucularıyla buluşuyor. Destek Yayınları etiketiyle kitabevi raflarındaki yerini alan Yalnızlığın Başkenti kitabında Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden Cemal Süreya’nın çocukluğundan itibaren fırtınalarla geçen yaşamının öyküsünü Hüseyin Cengiz’in akıcı kaleminden okuyacaksınız. Hayatı boyunca pek çok zorlukla mücadele etmiş olan Süreya’nın her birinde bambaşka bir hikâye gizlenen, yalnızlığında damıtılan dizeleri Hüseyin Cengiz’in etkileyici üslubuyla yazdığı bu romanı okuduktan sonra sizleri bambaşka yerlere götürecek…

10. Appollon’un Gözü – Gilbert Keith Chesterton

Kırmızı Kedi Yayınevi

1874 yılında doğan Chesterton’ın ilk gençlik yılları sembolizm ile dekadanlığın umutsuz ve karanlık yıllarına rastlar. Bu boşluktan onu, Walt Whitman’ın güçlü sesi ile Pasifiklerde bir adada ölmekte ve ‘yağmur altında öten bir kuş gibi şarkı söylemekte olan’ Stevenson’ın sesi kurtarır. G. K. Chesterton gibi iyiliksever ve kibar bir insanın, aynı zamanda olayların dehşetini de duyumsayan anlaşılmaz biri olduğunu iddia etmek şaşırtıcı olabilir; ama yapıtları, kendi istemi dışında da olsa, bunu doğrular niteliktedir. Şöyle ki; bahçedeki bitkileri zincire vurulmuş hayvanlarla, mermeri ay ışığıyla, altını donmuş ateşle, geceyi dünyadan çok daha büyük bir buluttan ve gözlerden oluşan bir canavarla kıyaslar. Bir Kafka ya da Poe olabilirdi; ama o, cesaretle mutluluğu seçti ya da bulmuş göründü.Yazın sanatı mutluluk biçimlendiren biridir; belki de hiçbir yazar bana Chesterton’ın yaşattığı kadar mutlu saatler yaşatmamıştır. – Jorge Luis Borges

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *