Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Rusya’da Batılılaşma Sancıları

0

Rus Edebiyatı’nın en büyük yazarları arasında sayılan Turgenyev’in en önemli romanı hiç kuşkusuz “Babalar ve Oğullar”dır.

Rus romanının parladığı 19. Yüzyılda adı en çok anılan üç yazar Turgenyev, Tolstoy ve Dostoyevski’dir. Tolstoy ve özellikle Dostoyevski, büyüklüklerini günümüzde de koruyorlar ama geçen zaman Turgenyev’in ününden çok şey götürdü. Oysa yaşadığı yıllarda Rusya’nın entelektüel ortamlarında fırtınalar yaratmakla kalmamış, eserleri Avrupa’da da hayranlık uyandırmıştı. Hayatının büyük bir bölümünü Rusya dışında geçiren Turgenyev’e duyulan bu hayranlıkta Fransa’nın -Flaubert, Edmond de Concourt, Alphose Daudet ve Emile Zola gibi- tanınmış yazarlarıyla kurduğu dostluğun etkisi vardır. Rus meslektaşlarıysa pek sevmemişlerdi onu; -romanlarıyla değil, ünü ve servetiyle- Dostoyevski tarafından takıntı derecesinde kıskanıldı. Ki bu takıntı Dostoyevski’nin “Yer Altında Notlar” romanına karikatürleştirilmiş bir Turgenyev portresi biçiminde yansımıştır. Tolstoy’la çekişmelerini ise düello etmeye kadar vardırmışlardı. Yine de, başta Puşkin, Lermontov, Gogol olmak üzere pek çok Rus yazarının yapıtlarının Avrupa dillerine çevrilmesini sağlayan Turgenyev’di.

KitapEki
KitapEki

Gerek ele aldığı toplumsal meseleler gerekse de Rus Dili’nin gelişmesine yaptığı hizmetlerle Rus Edebiyatı’nın en büyük yazarları arasında sayılan Turgenyev’in en önemli romanı hiç kuşkusuz “Babalar ve Oğullar”dır.

Rusya’nın Taşrasında Bir Nihilist

1859 yılı Mayıs ayında Rusya taşrasında Kirsanovlar’ın çiftliğindeyiz. Arkady Kirsanov, üniversite tahsilini bitirip babasını ziyarete gelir. Baba Nikolai Petroviç, serflerini azat etmiş, kendi halinde iyi niyetli bir insan. Arkady’nin annesi öldükten sonra yeniden evlenmemiş, Feniçka isimli genç bir köylü kızıyla yaşıyor. Arkady’nin amcası Pavel’se çok yıllar önce başından geçen kırık bir aşk hikayesinden sonra çiftliğe çekilmiş emekli bir subay.

Arkady, baba evine çok değer verdiği arkadaşı tıp öğrencisi Bazarov’u da getirmiştir. Romanın ana karakteri Bazarov, Kirsanovlar gibi soylu değil; babası “alaylı” diyebileceğimiz türden bir köy hekimi. Fiziksel görünüşüyle, hal ve tavırlarıyla dikkat çeken bu genç adamı asıl ilginç kılan özelliği savunduğu düşünceler. Kahvaltı sofrasında Arkady’nin açıklayacağı gibi, Bazarov, bir nihilist. Ne geçmişin değerlerine ne soylulara ne köylülere ne aşka ne de yaşlılara hürmet duyan, kendi inandıklarını açıkça dile getirmekten, karşısındakileri eleştirmekten çekinmeyen ve günlerini bilimsel deneylerle geçiren Bazarov, kısa sürede ev halkı üzerinde büyük etkiler yaratır. Nilolai Petroviç, oğlunun sevgili arkadaşının sözlerine içlenmekle yetinse de, Pavel Petroviç kendisini hakarete uğramış gibi hisseder. Onun yanında kendilerini rahat hissedenler, sadece Feniçka ve bebektir. Çünkü Feniçka “Bazarov’da bütün soylu kişilerde bulunan, insanı hem çeken hem de korkutan üstünlüklerin bulunmadığını” sezmiştir. 

Bazarov, komşu çiftlikte oturan genç ve güzel dul Anna Segeyevna Odintsov’un da ilgisini çeker. Modern bir hayat tarzını benimsemiş gibi görünen genç kadının gösterdiği bu ilgi, Bazarov’da –hep red ettiği- aşk ateşini tutuşturacaktır.  Ancak Anna’nın da çiğneyemeyeceği sınırları vardır. İlgisinin nedeni yeni bir hayat değil, merakıdır sadece; aslında raha­tına düşkün, bencil bir kadındır. Aşkı kabul görmeyen Bazarov, misafirliğini bitirip baba evine döner. Kişilik yapısı radikal görüşleri savunmaya hiç müsait olmayan Arkady ise Anna’nın kız kardeşi Katya’ya evlenme teklif edecek ve Bazorov’un takipçisi olmaktan vaz geçecektir. O artık babası gibi şuurlu bir toprak sahibi, karısına bağlı bir koca, iyi bir vatandaş ama ile­ri görüşlere de sahip bir soylu adayıdır.

Kendisini çok seven anne ve babasının yanında da aradığını bulamaz Bazarov. Onu düşünce ve davranışlarına bakmaksızın seven bu iki yaşlı insanla ya da çevredeki köylülerle arasındaki yabancılığı aşamaz. Kendisini babasının hastalarına bakmaya ve tıp bilgisini arttırmaya verir.Ne var ki tifüsten ölen bir hastaya otopsi yaparken mikrop kapacak ve aynı hastalıktan ölecektir. Topluma duyduğu öfke ve küskünlük ölüm döşeğinde bile dinmemiştir…

Kuşaklar Çatışması

Altı yüz sayfalık bu hacimli romanda pek çok karakter, karakterlerin eylemleri ve hikayenin sonu simgeseldir. Turgenev’in Rusya ile ilgili tezlerini cisimlendiren “Babalar ve Oğullar”, adından da anlaşılacağı gibi eski ve yeni arasındaki ilişkilerin –kopukluk ve sürekliliklerin- romanı. Hikayenin yazarın düşüncelerini ifade etmekte araçsallaşmasının edebi anlamda bir takım zaaflar yarattığını söylemeliyim. Karakterler arası çatışmaları ortaya koyan sahneler, yan karakterler, mekanlar birbirlerine sadece Bazarov üzerinden bağlanabiliyorlar. Ve hepsinden önemlisi roman karakterleri eylemlilik halinden ziyade düşünceleriyle vücut bulabilmişler. Turgenyev, “kişilerini tanıtmak için hiçbir çabadan kaçınmaz; onları so­y ağaçları, belirtili kişilik özellikleri ile donatır ama sonunda hepsini bir araya getirdiğinde, bir de bakarsınız ki masal bitmiş; bu yaratıkların başlarına romanın çevreni ötesinde her ne gelmesi gerekiyorsa hepsi ağır bir son sözle hallediverilmiş ve perde inmiş (…) Olayların gelişimi boyunca, değişen olayların ya­nı başında yazar sürekli, roman kişilerinin hayatlarını budar ve geliştirir; bu arada da kişilerin ruhlarını, zihinlerini ve yaradılışlarını işlevsel örneklemelerle sürekli ortaya koyma kaygısı içinde.” Ama karakterlerin eylemlerine çok az yer verilmiş. Anlatılanlarsa hikayeye fazla bir renk katamıyorlar; Turgenev, etkili ve dramatik sahneler çizmekten sanki özellikle kaçınıyor. Aslında bu anlatım tarzını bütün romanlarında görmek mümkün; kimilerine göre eserlerinde Tolstoy’un hamasiliğinin veya Dostoyevski‘nin ihtirasının bulunmayışı Turgenyev’in diğer iki yazara olan düşünsel üstünlüğündendir.

“Babalar ve Oğullar”ın yarattığı heyecan ve tartışmanın nedeni tam da bu düşünsel derinlikti. Turgenyev, o dönem Rus aydınının Batılı karakterini tahlil ederken kullandığı “nihilist” terimi, bu terimin Rusya’da yaygınlaşmasını sağladı. Ancak Bazorov tiplemesi pek sevilmemişti; muhafazakarlara fazla yıkıcı, radikallere fazla karikatürize gibi gelmişti bu talihsiz delikanlı. Slavsever Rus muhafazakarlarının tepkisi anlaşılabilir. Turgenyev’i üzen ilerici kesimlerden gelen sert eleştirilerdi. Çünkü dinle, şiirle, vatanseverlilikle, liberallerle, tabiatla, aşkla alay eden kahramanı özelinde, nihilist terimini, yerleşmiş prensip ve hiç bir otorite ta­nımayan birini anlatmak için kullanan Turgenyev için Bazarov bir devrimciydi. Şöyle diyordu kendisini ve kahramanını savunmak için; “Eğer okuyucu Bazarov’u tüm kaba­lığıyla, kalpsizliğiyle, acımasız soğukluğuyla sevemediyse yineli­yorum ki, ben suçluyum ve amacıma ulaşamadım demektir (..) Ba­zarov benim sevgili çocuğumdur, bu akıllı, bu kahraman kişi bir karikatür olabilir mi? Onun benim yarattığım tiplerin en sempa­tiklerinden olduğunu fark etmiyor musunuz? O iliklerine kadar demokrat, dürüst ve gerçekçidir (…) Romanım tümüyle ilerici bir sınıf olarak soylulara karşıdır. Pavel Petroviç’in, Nikolay Petroviç’in çehrelerine bakınız.  Zayıflık, ­uyuşukluk ve dar kafalılık. Estetik duygu beni, konumu daha iyi açık­lığa kavuşturabilmem için, soylu sınıfın özellikle en iyi temsilcile­rini seçmeye zorladı: Kaymak böyle ise, süt nasıldır?

Turgenev’in savunması haklı mıydı? Bu soruyu basit bir “evet” ya da hayır”la kestirip atmak zor. Çünkü Rus entelektüelinin ülkenin Batı karşısında gerilediğini hissettiği, Batıya karşı hem öfke hem hayranlık duyduğu sancılı bir dönemde yazılan “Babalar ve Oğullar” kahramanı Bazarov ile birlikte döneminin zihniyetini bütünüyle yansıtır. Turgenev’in idealize ettiğini sandığı insan tipi Rus halkının boş inançlarını ve cehaletini, soylu kesimin kofluğu ve züppeliğini teşhir ederek slavseverleri kızdırmıştı. Ama halkla ilişki kuramayan, köylüler tarafından alaya alınan, reddi mirası Puşkin’e kadar uzanan, aşka inanmadığı halde aşk acılarıyla kıvranan devrimci bir roman tipinin değişim yanlıları tarafından benimsenmesi de beklenemezdi. Tepkilerin haklı ya da haksızlığını bir kenara bırakalım. Edebi bir ürünün içeriğinin siyasi ve sosyal alana dolaysızca tercüme edilmesi ve bu denli tartışma yaratması bile dikkate değer.

Şimdi geriye doğru baktığımızda, sadece yirmi üç, yirmi dört yaşını süren bir gencin ettiği iri lafların arkasını pratikte dolduramamışlığını, tamamlanmışlık hissiyatını, dünyayı çiğneyip geçeceğine duyduğu öz güveni sevimli, sıcak ve sahici bulduğumu söylemeliyim. Üstelik kendisi eski ve yeni arasında salınan bir Rus entelektüeli olan Turgenyev’in kavrayamadığı ama gözlem ve sezgileri ile yakalayabildiği devrimci genç prototipi, yarım yüzyıl sonra Rusya’nın kaderini gerçekten etkileyecekti.

Yazı içerisinde mukayese etmekten özellikle kaçındım ama son bir söz  olarak eklemek istiyorum; gerek “Babalar ve Oğullar” gerek Bazarov gerekse de Rusya’nın siyasi ve entelektüel ortamı size tanıdık gelmiyor mu?

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *