Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Şair Soysal Ekinci; hayata selam ölüme tebessüm…

0

Şair Soysal Ekinci’nin hapishane günleri, kendine karşın çok uzun süren bir canlı ve insan kalma mücadelesidir.

Her şey ikon olduğu, ikonik bir zamanda yaşıyoruz. İkonlar ve ana bağlı ritüeller zamanı bu zaman. Kavramlar, değerler, yargılar derken en basit sözcüklere değin bir ikonik bir kaplıkla kaplanıyoruz.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

Çokça, öyle çokça ki, neredeyse posası çıkarılacak denli çokça kullanılan “yüzleşme” kavramı da böylesi bir ikonik yalabıklıkla kaim. Yoksa, yakın tarihin en büyük travması olan 12 Eylül ile çoktan yüzleşmiş olurduk.  Bu yüzleşme başlığı altına hapishaneler girerdi öncelikle. Her yerde ve özellikle hapishane işkencelerinden, hapishaneyi şiirleriyle aşan şairlere değin geniş bir yelpaze. Bu yelpazede kırılgan bir isim olarak bulurduk şair Soysal Ekinci’yi.

Biraz daha ilerlemiş olsaydık, şair Soysal Ekinci’nin şiirleri, bu şiirlerindeki özel ve yumuşak sesler, oluşturduğu, Soysal Ekinci’ye özgü fiiller ve fiilimsiler gibi daha birçok konuda incelemeler, tezler yazılırdı. Daha da ötesi, şiirin içinde gizli ya da açık psikolojik derinlikler, sosyolojik veriler… incelenir, tartışılırdı… Umarız ilerde olur. Şairini ölüme karşın özellikle içerde iken taşıdığı iyimserliği ile söylüyoruz bunu, dileriz bu güzellikler yaşanır.

12 Eylül defteri, Kenan Evren’in asimetrik yargılanmasıyla kapandı sayıldı sanki. Daha geride, “Bağımsız Türkiye” sloganı ile üç insanı astık. Ki onlar da başka bir yanlışın rövanşı olarak asılmıştı. Yine bir büyük yanlış olan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun asılması bile bir yüzleşme olarak değil, rövanş olarak yaşandı. Bu bağlamda “Kanlı Pazar” sabıkası “Siyasal İslam” için silinmez bir sabıka olarak durmaktadır. Şimdiki zamanda “anti-Amerikan, anti-emperyalist” olmak kolay gözüküyor. Özellikle şimdiki zamanda Suudi Arabistan’ın “bağımlı/sömürge” içler acısı halini açıkça görüp dile getirenler, bu aynada kendilerini görebilirler; eğer geçmişe bir bakış yaparlarsa! Sözün özü; aslolan asılma, ip ve idam pahasına bu yaftayı taşıyabilmektir. Ki o yafta bir onur sabıkasıdır…

Şiirinde ölüme selam vermemek

Şair Soysal Ekinci, “Bağımsız Türkiye” demenin suç kaydına yeterli olduğu bir zamanda, 12 Eylül döneminde tutuklandı. 1983-1989 yılları arasında altı yıl 12 Eylül’ün simge zindanlardan olan Metris’te kaldı. Dövüldü, sövüldü, işkence gördü. Ama o şiir yazdı. Kendi derdinden, acısından önce, enternasyonalist bir tutarlılıkla Güney Afrika’yı yazdı. Çünkü o dönemde Güney Afrika, adına Apartheid denen ağır bir ayrımcı/beyaz adam faşizmi altındaydı. Faşizmin postalı altındayken, diğer insanların acısını daha iyi anlıyordu çünkü. Hapisten çıktığında yine dünyanın acılarıyla özdeşleşip, “Filistin’im ben” diye sesleniyordu.

Şair, altı yıllık hapisliğinde ölüme, umutsuzluğa, boyun eğmeye dair hiçbir selamı eyvallahı olmadan yazmıştır. Ölümler o denli yakınken üstelik. İşkenceyi, işkence sırasında  çekilenler olarak değil, işkence sonrasında bir “işkence yorgunluğu” dizesi (s.77) olarak okuruz  şairde. Bir ekmek kazanma çabası, bir emek yorgunluğudur sanki. Benzer biçimde zinciriyle tesbih çekilir (s.75).

Şair, hapiste iken özgür olabilmiştir. Bu nedenle, dışarı ile içerisini ayıran engeller, duvarlar, şiiri engelleyemez.  Şair, dışardaki bir insan gibi, “Öğretmenler Günü” için şiir yazar (s.104) ve içerde olmanın kahrını kendine saklar. Dışarda “çağrı” adlı uzun şirinde anlattığı “YİTİK ÜLKE”  ile gizliden gizliye kişisel kırılma duyulur. Bu şiiri okurken, Ritsos’un “Alaca Karanlıktaki Ülke” şiiri aklımıza geliyor. Ritsos’a karşın bu şiiri kurabilmek de önemlidir!

Hapishanede yazdıkları başta olmak üzere şairin bütün şiirlerinde, metonimi tuzağına düşmemesi çok önemlidir. Çünkü, metaforlarla metonimiyi karıştırmak ya da karıştırmamak, sahici şiir/sahici şair için bir turnusoldır. Pencerenin demir pervazına bir demir parçası ile “barış” yazarak (s.70) başarır bunu şair. Hele de bu şiirin yazıldığı zaman ve zemin açsından bir şiirsel meşruiyete karşın…

Ölüme tebessüm

Şair Soysal Ekinci’nin hapishane günleri, kendine karşın çok uzun süren bir canlı ve insan kalma mücadelesidir. Kendi için değil, sanki kendi dışındaki herkes için bir canlı kalma mücadelesi! Kendine biçtiği ise kısa bir yanıt, ölüme tebessüm.

Ölümün karşıt anlamım olan sözcük; hayat. Ya da öyle sanılan. Biliriz ki hayat, ölüme yazgılıdır. Bunun tersi işte, biraz ve bazı bazı, şiirle mümkün. Ölüm şiirle yenilir. Bu denklemi bedeninde taşır şair. Bu bedende, akıl, kalp, beyin, sinirler, kan… vardır. Ölümü şiirle yenen şair, gün olur, acı ya da tatlı bir tebessümle olsa da ölüme yenilir. Gün olur, ölünü biraz öne alır, yenilmeyi beklemeden. Tarihi belirleme işini alıverir ölümün elinden. Ve kendi hayatı, kendi canı pahasına yapar bunu…

Hayat nasıl bir acı verir ki kişiye, nasıl bir yakıcılığı vardır ki – eski bir mahpusun sözüdür bu, adı bende saklı- o “tatlı” hayat, acı ölümün bir kurtuluş gibi çağrılmasıyla son bulur. Hayat nasıl bir acıyla yakar ki şairi, acıyı dindirenin çaresi olur ölüm. Demek ki şiir her zaman o denli güçlü olmayabilirmiş. Şiir ölüm düşüncesini yense de, şairin ölümüne engel olamayabiliyormuş.

Şair Soysal Ekinci, altı yıl hapisliğinde ölüme selam vermedi. Çıktı. Dışardaki özgürsüzlüğe ancak beş yıl dayanabildi. 1994 yılında son şiiri gibi bir notla canına kıydı; “Bir insan uğruna bin insanı acılara boğduğum için beni bağışlayın. Ardımdan ağlamayın.” Beyoğlu’nda, bir bodrum katında.

Kendisini hiç tanımadan “dokunuş” şiirini yazdım ben de; “beyler ayağa kalkın/ bir şair öldü.// kendisine, şiirine saygı değil,/ kalkmanıza neden./ tabutunda tahta eksik,/ sandalyeleriniz, belki masanız gerekecek.// şair/ az sonra/ aranızdan geçecek.”

Şimdi, “Bütün Şiirleri” ile yeniden bizimle…

  • Biri Yitik İki Ülke
  • Yazar: Soysal Ekinci
  • Türü: Şiir
  • Baskı Yılı: Kasım 2017
  • Sayfa Sayısı: 295 Sayfa
  • Yayınevi: Manos Kitap

 

Sabri Kuşkonmaz

Sabri Kuşkonmaz

Hukukçu-Yazar/Şair.
Şiir, roman, anlatı, film öyküsü ve seçki olarak yayımlanmış on altı kitabı var.
Kısa Film ve belgesel çalışmaları yaptı. BESAM kuruluşunda görev aldı. Çağdaş Hukukçular Derneği’nde YK üyeliği yaptı. PEN Türkiye Merkezi YK üyeliği ve genel sekreterlik yaptı. Edebiyatçılar Derneği ve TYS üyesi.
Hukuk Fakültesini bitirdi. Marmara Ü. İletişim Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Halen Beykent Üniversitesi’nde sinema-televizyon doktora programında öğrenci.
Otuz yıl avukatlık yaptı. Altı yıl Birgün Gazetesi'nde köşe yazarı olarak kültür sanat yazıları yazdı.
Sabri Kuşkonmaz

Latest posts by Sabri Kuşkonmaz (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *