Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

“Savaş Sadece Kan ve Boktur”

0

Kuzgunun Gölgesi serisi, fantastik edebiyatın iyi örneklerinden biri olma yolunda ilerliyor. Ryan’ın savaş karşıtlığı, insan doğasına dair gerici tezlere karşı durma kararlılığı ve gerçek çelişkileri işleme arzusu derdi olan sıkı bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu müjdeliyor.

Fantastik, hayal gücünün nostaljiye dayanarak filizlendiği bir tür. Ayrıca şimdiki zamana dair büyük sözler etme iddiasını da barındırıyor. En azından derdi bu olduğunda… Dert sadece fantastik bir öykü anlatmak olduğunda ise tür içine sıkışmış örneklerle karşılaşıyoruz. Yayıncısı, editörü, yazarı, redaktörüyle ‘profesyonelleşmiş’ yayıncılık dünyasının elinden geçmiş romanların çoğunda bu sıkışmayı hissetmemek mümkün mü? Bu örneklerin kötü olduğunu iddia etmiyorum: Teknik olarak mükemmelleşmiş, sarkmaları önlenmiş, fazlalık olarak görülebilecek bölümleri atılmış, anlatım bozuklukları giderilmiş, dramatik yapısı sağlam kurulmuş ama içinde ruhu eksik kalmış inanılmaz sürükleyici fantastik roman örnekleri var piyasada. Ama Erol Üyepazarcı’nın ünlü “iyi polisiye iyi edebiyattır” cümlesini fantastiğe uyarlayıp “iyi fantastik iyi edebiyattır” demek istiyorsak, profesyonelleşmiş ürünlerin dışına çıkan örnekleri kovalamamız gerekiyor.

KitapEki
KitapEki

İthaki Yayınları’nın 2014 Mayısında ilk cildini, 2015 Aralık ayında ikinci cildini yayımladığı Kuzgunun Gölgesi serisi tam da böyle bir ilgiyi hak ettiği için önemli bir roman. Anthony Ryan’ın kitabı yayımlama öyküsü ilginç: Serinin ilk kitabı Kan Şarkısı’nı yayımlayacak bir mecra bulamadığı için kendi imkânlarıyla basılmasını sağlıyor. Kitap bir fenomen haline dönüşmeye başlayınca Ryan, Penguin Books ile anlaşıyor ve tüm zamanını yazmaya ayırıyor.

Çelişkiler ve İyi Edebiyat

İlk kitap, kahramanımız Vaelin Al Sorna’nın büyüme öyküsüne odaklanıyor. Üç yüz sayfayı aşan, Al Sorna’nın eğitim dönemini anlatan bölümde hem kahramanımızın hem de yakın arkadaşlarının karakter özelliklerini öğreniyoruz. Kimi fantastik okuruna sıkıcı gelebilecek bu bölümlerde, savaşçıların yetiştirildiği 6. Nişan’ın sıkı kurallarına, savaşçıların nasıl eğitildiğine, itikadın adetlerine aşina oluyoruz. Bu bölümde alttan alta, Birleşmiş Diyar’ın toplumsal yapısına dair bilgileri ediniyoruz ayrıca. Böylece roman, sadece olaylarla gerilimin arttırıldığı tek tip kurgudan kurtuluyor. Kitabın ikinci yarısında ise göztaşı, ipek ve baharat için girişilen bir savaş anlatılıyor. Neredeyse savaş görmüş tüm karakterler bir konuda hemfikir: Savaş sadece kan ve bok. Ryan, en ‘cesur’ ya da acımasız olduğunu düşündüğümüz roman kişilerinin savaş karşıtlığını kullanarak, şan, zafer gibi içi boş kavramları romanının dışına atıyor.

Kan Şarkısı’nı farklı bir fantastik roman haline getiren diğer özelliği ise Vaelin Al Sorna’nın çelişkileri. Henüz eğitim döneminde gizli ve karanlık gücüyle yüzleşen Vaelin, roman ilerledikçe bu gücün yıkıcılığının farkına vararak, kendi varoluşsal konumunu tartışıyor. Bir savaşçı olarak yetişmişken savaş karşıtı düşünceler edinmesi, itikada bağlı bir 6. Nişan öğrencisiyken itikadın “karanlık” diyerek reddettiği doğaüstü güçlere sahip olması ve kendi istekleriyle Kral’a verdiği söz arasında kalışı Vaelin’i farklı bir konuma sürüklüyor. Kitabın devinisinin, kurguyu destekleyen ve çoğu zaman klişeleşen çatışkılar yerine, çelişkilere bırakılması Kan Şarkısı’nı “iyi edebiyat” düzeyine taşıyor.

Çelişkilerin yoğun kullanımında, son dönemde fantastik edebiyatın alamet-i farikalarından olan, iyi-kötü karşıtlığını farklı bir şekilde yorumlamak fikrinin etkisi var. Mesela Buzun ve Ateşin Şarkısı’nda, George R. R. Martin, kötücüllüğe prim vererek okuyucuları şaşırtmayı başarmış, iyi-kötü ayrımına farklı bir boyut getirmişti. Ama Martin, bunu değişmez insan doğası fikrine, iktidara olan açlık ve zaafiyete yaslanarak açıkladığı için kaçınılmaz olarak muhafazakâr bir konuma savruldu. Oysa Norman Geras’a göre: “İnsan doğası fikri, sosyalizm ya da herhangi başka bir radikal değişim projesine karşı kullanılan, insanların bazı müessif özelliklerinin ya da varolan bir toplumsal kurumu ya da kalıbı desteklemelerinin insan yapısının sürekli ve silinmez bir parçası olduğunu öne süren gerici bir tezdir…” Anthony Ryan, insan doğası denilen şeyin, diyalektik yapısına parmak basarak Martin’in düştüğü tuzaktan kurtuluyor. Ryan, yeteneklilerin içlerindeki şarkıyı nasıl kullanacaklarına kendilerinin karar verebileceğini vurgulayarak, bir kader olarak sunulan gerici tezlerden uzaklaşıyor.

Haydut Devlete Karşı

İkinci kitap Kule Efendisi ise Ryan’ın yazarlık kariyerinde farklı bir dönemi yansıtıyor. Anthony Ryan, Kule Efendisi’nde, Vaelin’in Diyar’a dönüşünü ve aynı dönemde tüm diyarı tehdit eden Volar saldırısını Vaelin, Frentis, Prenses Lyrna ve Reva’nın gözünden anlatıyor. Kule Efendisi mekânsal genişlemenin olduğu bir kurguya sahip. İlk ciltte sadece bahsedilen pek çok bölgeye yayılıyor hikâye. Bu noktada Ryan, Volaria’nın emperyal hedeflerine odaklanıyor. Savaşın tek sebebi, haydut bir devlet olarak örgütlenen köleci Volaria’nın daha fazla kazanma tutkusu oluyor. Volarların yardımcısı ise karanlığın içinde kötülüğü yaymaya çalışan Bekleyen ve hizmetkârları.

Kule Efendisi’ndeki mekânsal genişlemeye eşlik eden bir derinleşme yok. Daha doğrusu, roman olay merkezli bir konuma sürüklendikçe, karakterlerin derinleştirilmesi mümkün olmamış. Bunu biraz da yazarın profesyonelleşmesiyle açıklayabiliriz. İlk ciltteki uzun açıklamalar ve betimlemeler, olayın akışı içinde erimiş. İlk kitapta hemen hemen adı geçen her karakterin kendine özgü özellikleri açığa çıkarken, ikinci kitaptaki yeni karakterlerin yansıtılışının aynılaşmaya başladığını söyleyebiliriz.

Ama yine de Kuzgunun Gölgesi serisi, fantastik edebiyatın iyi örneklerinden biri olma yolunda ilerliyor. Ryan’ın savaş karşıtlığı, insan doğasına dair gerici tezlere karşı durma kararlılığı ve gerçek çelişkileri işleme arzusu derdi olan sıkı bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu müjdeliyor. Karanlık ile içimizdeki şarkının, savaş ile barışın, ihanetler ile özverinin iç içe geçtiği anlatımıyla Anthony Ryan takip edilmeyi hak eden bir yazar olmayı başarıyor.

  • Kan Şarkısı / Kuzgunun Gölgesi-1
  • Yazar: Anthony Ryan
  • Çeviri: Barış Tanyeri
  • Yayınevi: İthaki Yayınları
  • Baskı Yılı: 2014.
  • Sayfa Sayısı: 664

                             ***

  • Kule Efendisi / Kuzgunun Gölgesi-2
  • Yazar: Anthony Ryan
  • Çeviri: Barış Tanyeri
  • Yayınevi: İthaki Yayınları
  • Baskı Yılı: 2015.
  • Sayfa Sayısı: 648
Doğuş Sarpkaya

Doğuş Sarpkaya

1980 İzmir doğumlu edebiyat eleştirmenidir. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi anabilim dalında tamamlamıştır. İlk yayınlandığı dönemlerde meraklı bir okuyucusu olduğu BirGün Kitap Eki'nde önce yazar nihayetinde ise editör olmuştur. Aynı zamanda Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir. Yazıları Karşı Düşler, Refleks, Lacivert, İzafi, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Redaksiyon, Ayrıntı gibi dergilerde yayımlanmıştır. Ankara'da yaşamaktadır.
Doğuş Sarpkaya

Latest posts by Doğuş Sarpkaya (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *