Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Şölen!

0

Velhasılıkelam, hikâyeleri, tiyatro eseri, manzum hikâyeleri ve denemeleriyle Sâdık Hidâyet okurlarını eşsiz bir şölen bekliyor bu eserde.

Henüz okumaya başlamadan ön yargım ele veriyor beni; “Yine seveceksin, hem de çok…” “Evet” diyorum, “yine çok seveceğim. Ve bu sevgi, yeni düşüncelere götürecek beni, yeni imgelem uçurumlarından hayatın –yeni– derinliklerine baktıracak; kim bilir bu uçurumlarda yeni bir çiçek olup avucumda açacak. Sonra bu çiçeğimi özenle alıp yüreğimin köşeceğinde saklayacağım, sokaklara vuracağım kendimi. Arkadaşlara, dostlara bahsedeceğim sonra, ‘Hidayet…’ diyeceğim, ‘Sâdık Hidâyet anlatıyor yine…’

KitapEki
KitapEki

Sâdık Hidâyet’e Uzanırken…

Okur için bir türler vardır, kendi keyfince izini sürdüğü; bir de kimi zaman tek başına bir yazar. Bu yazarı hem yazarın bağlı olduğu edebiyat iklimiyle bağdaştırır okur, hem de tek başına bir ekol, bir felsefi duruş olarak baş tacı yapar. Sâdık Hidâyet, böyle yazarlardandır. Tek bir hikâyesi bile birçok incelemeye, okumaya açık derin bir kuyudur.

Yeni…

“Heveskâr” ve “Vatansever” adlı iki hikâye, 10 parçadan oluşan manzum hikâyeler (“Vag Vag Sahâb”), üç perdelik oyun “Yaratılış Efsanesi”, bir de “İnsan ile Hayvan” adlı denemelerden oluşan bir kitap, “Seçme Eserler”.

Daha ilk sayfayı okurken, yine kusursuz bir üslup, akıcı, yoğun ve bir o kadar da yalın anlatımıyla izlekten önce akışa kaptırıyorum kendimi –diğer Sâdık Hidâyet okumalarımda olduğu gibi–. Derin ve bir o kadar da doğal; görünenle arka planın eşsiz uyumuyla örülmüş zor bir dil Hidâyet’in dili. Onun aştığı/başardığı bu zorluk, okura bir hediye olarak dönüyor zaten. Hiçbir eserinde değişmiyor bu; değişmez. Tanpınar, Atay, Dostoyesvski, Balzac da (ve daha nicesi) böyle değil midir!

“Heveskâr”la Ürpertinin Birlikteliği

Okurun beklentisini artırmak, yazarken yaşadığım önemli kaygılarımdan biridir; ancak “Heveskâr” hikâyesinin kitabın incisi olduğunu belirtmeden de edemeyeceğim. Kendisini heveskâr olarak niteleyen kahraman anlatıcı ile Felisya adlı karakter arasında geçen yaşanmışlıkla örülü mistik bir anlatı; mistik, derin ve ürpertici. Uçurumlardan beslenen izleğiyle özgün bir Hidâyet anlatısı. Felisya adlı karakter ise tüm açmazları ve okurda yarattığı merak duygusuyla eşsiz biri. İlginç bir aşk yaşayabilme anlatısı da denilebilir bu hikâye için. Felisya ilginç, heveskâr ilginç; aşk ise bir var, bir yok: genellikle yok (düşüncesi yeter!). Zaten şu hayatta Felisya benzeri bir kadın var mıdır, o da tartışılır ya! Heveskâr’dan dinleyelim:

“Dün geceden beri soruyorum kendi kendime: Yahu heveskâr; renkten renge giren, derbeder, cesur ve tehlikeli bir kadınla ne işin var?” (s. 24)

Sâdık Hidâyet ise yine muzip oyunlarıyla hem hikâyesini zenginleştiriyor, hem de kahraman anlatıcı kimliğinde başkarakterini –heveskâr– açmazlara sürüklüyor, Felisya’nın Heveskâr’a söylediği şu sözleriyle:

“Ama şundan emin ol; Bagvan’ın bir tel saçını sana değişmem.” Bu sözü duyan Heveskâr da kendisine içinden: “Apışıp kalmıştım.” (s. 28) diye eklemeden edemiyor.

“Vatansever”, Adeta İronik Bir Tokat!

Eserin ikinci hikâyesi “Vatansever” ise, adeta Farsça, Arapça, hatta Türkçe, Fransızca, Latince üzerine etimolojik bir çalışma niteliğinde. Dönemin eğitim politikalarını izleğe aldığı bu eserinde Sâdık Hidâyet bir yandan kendi tavrını ortaya koyarken, bir yandan da okurlarına yine nev-i şahsına münhasır bir karakter sunumu yapıyor: Seyyid Nasrullah, Milli Eğitim Bakanı tarafından dil politikaları gereği Hindistan’a gitmek ve orada dil çalışmaları yapmak üzere görevlendirilen bir âlim, edip… Nasrullah’ın denizden, gemi yolculuğundan korkması ise, bu gayet bilimsel hikâyenin yeni ve renkli örgüsünü oluşturuyor.

Oblomov’un bir karakter olarak –esasında bir tip olduğunu unutmamak kaydıyla–edebiyata getirdiği yenilik kadar önemli bir karakter olduğunu da belirteyim Seyyid Nasrullah için. Kendi içindeki açmazları, korkuları, farkında bile olmadığı ve bu yüzden çekince göstermeden sergilediği –çocuksu– tutumlarıyla okura keyif veren bir karakter yaratmış Hidâyet. Ama sonu… Seyyid Nasrullah’ın âkıbetini hiç sormayın!

Yaratılışa Yeni / İronik Bir Bakış…

Eserin üç perdelik oyunu “Yaratılış Efsanesi”, okurun gülümsemeden edemeyeceği, mizahın katmanları arasında istemeden de olsa düşüncelere dalacağı bir kara mizah, bir sorgu yumağı, içinde beyazlıklar barındıran kara bir anlatı:

Hâlikof: Şu yeryüzüne bir oyun edelim. Sonra birlikte oturup seyredelim, muhallebi yiyelim, gülelim. (s. 107)

Hâlikof’la, Cebrail, Azrail, İsrafil, Havva Ana, Âdem Baba’sıyla özgün, eğlenceli bir komedi “Yaratılış Efsanesi”; diğer canlıların ardından –Havva Ana’yı yeryüzünde sinir edip korkutan “devekuşu”, Hidâyet’in okuruna bir hediyesi olsa gerek– Âdem’le Havva’nın yaratılması ve Dünya’daki âkıbetleri konu ediliyor. Âdem’le Havva dertlidirler, tekrar cennete dönmek, eski huzurlarına kavuşmak isterler; zira şu yeryüzü belalı bir yerdir. Alıntılar mı; yok hayır, birini diğerinden seçemiyorum.

Ve Diğerleri…

10 ayrı parçadan oluşan manzum hikâyeleri ile hayranlarına yeni bir anlatı örneği sunan Hidâyet, “İnsan ile Hayvan” adlı denemelerinde ise okurunu şaşırtmaya devam ediyor. Vejetaryenlik konusuna enine boyuna değinen yazar, etoburlukla otoburluk hakkında çeşitli bilim insanlarından yaptığı alıntılar ve kendi görüşleriyle antropolojik bir eksende belirtiyor görüşlerini. Ayrıca dini kaynaklar, hâdis ve âyetler, kimi âlimlerin görüşlerinden de yararlanarak daha o yıllarda adeta bir hayvan hakları sözcülüğüne de soyunmuşçasına okuru hayvanları anlamaya, doğanın tarihinden bakmaya davet ediyor.

Velhasılıkelam, hikâyeleri, tiyatro eseri, manzum hikâyeleri ve denemeleriyle Sâdık Hidâyet okurlarını eşsiz bir şölen bekliyor bu eserde. Hüzünbaz, gözü kara, ironik, mizahi ve makale tadında bilimsel cümlelerle bölümlerin birbirine eklendiği bir Sâdık Hidâyet derlemesi…

  • Seçme Eserler
  • Yazar: Sâdık Hidâyet
  • Çeviri: Mehmet Kanar
  • Baskı Yılı: Haziran 2016
  • Sayfa Sayısı: 160 Sayfa
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Latest posts by Barış Özdemir (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *