Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Spinoza İle Karşılaşmalar

0

 

Spinoza ile Karşılaşmalar kitabı bir referans kitap olarak pek çok okurun kütüphanesinde bulunmayı fazlasıyla hak ediyor.

KitapEki
KitapEki

Ahmet Hamdi Tanpınar, yıllar boyunca kendisinden ve eserlerinden bahsedilmemesini günlüklerinde bir nevi “sükut suikastı” olarak niteler. Kuşkusuz bu sadece Tanpınar’a yapılan bir suikast değildir. Tarihte, pek çok yazar, şair ve düşünce adamına yaşadığı dönemde hatta sonrasında yüzyıllar boyunca pek çok nedenle aynı suikast işlendi. Felsefede de bu suikasta kurban giden de pek çok isim var kuşkusuz. 17. Yüzyıl felsefesinin önde gelen isimlerinden biri olan Spinoza da yaşadığı dönemde başlayan ve günümüze kadar devam eden böylesi bir suikastın kurbanı oldu. Ancak 60’lı yıllardan itibaren Fransa özelinde Avrupa’da, son on yıldır da Türkiye’de bu durumun yavaş yavaş değişmeye başladığını söylemek mümkün.

60’lı yıllardan itibaren Fransa’da Gueroult, Deleuze ve Matheron’la başlayan yeniden okumalarla yıllar boyunca saklı kaldığı yerden çıkarılmaya çalışan Spinoza, Türkiye de de Deleuze, Balibar ve Negri gibi düşünürler aracılığıyla tanınmaya başladı. Türkçe’de Spinoza’dan bahsedeceksek Ulus Baker’in ismi bu listede ilk sıraya konulması gerekenlerden biri kuşkusuz.

Spinoza üzerine yaptığı çalışmalar ve çevirilerle Türk okuyucusuna felsefi anlamda bir pencere açan Baker, yaşadığı dönemde Spinoza üzerine yapılan çalışmaları bir konaklama hali olarak nitelendiriyor ve var olan bu halin akademik ve kültürel anlamda yapılacak topyekûn okumalara bir nevi hazırlık olduğunu dile getiriyordu. Başta Ethica olmak üzere Spinoza eserlerinin çevrilmeye başlanmasının yanında, Amsterdamlı filozofun pek çok tartışma ortamında ele alınması Baker’in bahsettiği konaklama halinin yavaş yavaş yerleşikliğe dönüştüğünün de en önemli göstergesi aslında.

Spinoza’nın Felsefeden sanata, hukuktan siyasete disiplinler arası çalışmaların adeta cazibe merkezi olmasının en önemli sebebi de filozofun düşüncesinin sadece bir felsefi akıma sığdırılamayacak kadar geniş ve hareket halinde olması.

Bu göstergelerin en değerlilerinden biri de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin ev sahipliğinde 26-27 Şubat 2015 tarihlerinde düzenlenen “Spinoza ile Karşılaşmalar” sempozyumu ve bu sempozyumun Aralık 2015’de Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan sempozyum kitabı kuşkusuz.

Spinoza Felsefesi bir karşılaşmalar bütününü ihtiva ediyor. Karşılaşmalar mefhumu filozofun felsefesinde bir temele işaret eder. Yine Baker’in tespitiyle:

“Spinoza’da Her şey ‘bedenimize ve düşüncemize’ uygun gelen ‘karşılaşmalar’ örgütleyebilme işidir.”

Tam da bu yüzden sempozyumun ve kitabının başlığı aslında filozofun felsefesinde önemli bir tema olan “Karşılaşmalar”ı içermesi açısından oldukça anlamlı bir içeriğe sahip. Sempozyum kitabının ilk bildirisi olan Savaş Ergül’ün “Bedenin Düşüncesi ve Düşüncenin Bedeni”nde tespit ettiği gibi:

“Sadece başlıktaki “karşılaşmalar” terimi çetrefil ve çoğul değildir; aynı zamanda Spinoza’dan/ Spinozalardan da söz etmeliyiz.” Platon’un mağarasından ancak ve ancak kendi çabamızla çıkabileceğimizi savunan Spinozacı bakış, Karşılaşmalar kitabında siyasetten, hukuka, sanattan, dine düşüncenin çağırdığı pek çok alanda Spinoza ile pek çok ismi somut olarak da karşılaştırma imkanını göz önüne seriyor.

Spinoza İle Karşılaşmalar Kitabında “Felsefe tarihindeki karşılaşmalar, Hobbes, Locke, Kant, Hegel ve Jellinek ile Spinoza ilişkisi üzerine yazılar olduğu gibi, Macherey ve Deleuze’ün Spinoza’yla karşılaşmalarını ele alan yazılar da var. Spinoza’nın kendi karşılaşmalarını, kavramlarını ve eserlerini (Spinoza’nın beden ve düşünce, fortitudo ve barış, imge ve akıl kavramları, hak ile hukuk ilişkisini kurma biçimi, İsa ve Yeni Ahit üzerine söyledikleri, ilk eserleri, Spinozacı paralelizm) irdeleyen yazılar olduğu kadar, Şeyh Bedreddin ile Spinoza’yı yan yana getiren, Spinoza’yı sanatla buluşturan yazılar da var.“

Sadece felsefe alanında değil edebiyatta bile Spinozacı bakışı her daim görmek mümkün. Robert Musil’in “Niteliksiz Adam”ında ne kadar Spinoza varsa, James Joyce’un “Ulysses”in de de bir o kadar Filozofu bulmanız mümkündür. Spinoza ile Karşılaşmalar kitabının derleyenlerinden biri olan Eylem Canaslan’ın kitaptaki “Proto- demokratik Bir Perspektiften Felsefi Pedogoji ya da Anlama Yetisinin Düzeltilmesi” isimli bildirisinin girişinde örneklediği gibi “James Joyce’tan, Spinoza’nın Anlama Yetisinin Düzeltilmesi Üzerine İncelemesi’ne ( TİE) yeni bir ad vermesi istenseydi, herhalde şöyle derdi: “Filozofun Bir Genç Adam Olarak Portresi.”

Spinoza’yı disiplinler arasılık bağlamında bu kadar değerli kılan özelliği ise onun süreklilik ve kopuş düşüncelerini aynı zemin üzerinde ne birinden ne de ötekinden taraf olmayarak sürdürmesidir. Kitabın derleyenlerinden bir diğeri olan Güçlü Ateşoğlu’nun düşüncede “Süreklilik ve Kopuş” u merkez alan “Hegel’in Spinoza Yorumunda Kanatlarını Açan Minerva Baykuşu” isimli bildirisinde belirttiği gibi ben de:

“Spinoza’yı da geçmişiyle ne salt süreklilik içinde olan ne de ondan kopan bir filozof olarak görmemiz gerektiği kanısındayım.”

Böylesi bir yaklaşımla Spinoza felsefesi, bugün ve gelecekte sürekli bir referans noktası olma görevini sürdürecektir. Ontolojisinde “Ben” ile “Ben Olmayan”ın ilişkisi üzerine bir felsefe inşa eden Spinoza’nın hukuktan, dine, edebiyattan, sanata, siyasetten etiğe tüm alanlardaki üretimlere zemin olması onun felsefi anlamda durduğu yerin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.

Ulus Baker’in 1 Ekim 1997 tarihli Virgül Dergisi’ndeki makalesinin bitişinde söylediği gibi:

“Spinozacılık, bir zamanlar Hegel’in söylediği gibi yalnızca “felsefeci olmanın zorunlu başlangıcı” olmakla kalmaz, dünyanın hep değişikliğe uğramaya aday görünümleri içinde “paylaşım”ın insanların mücadelesi yoluyla bir toplumsal düzen olarak ortaklaşa inşa edilişinin düşünsel araçlarından biri haline gelir. Mutluluk erdemin ödülü değildir, kendisidir.”

Ayrıntı Yayınları Felsefe Dizisinden çıkan Spinoza İle Karşılaşmalar Kitabı; Özge Akarsu, Güçlü Ateşoğlu, Çetin Balanuye, Birden Güngören Bulgan, Eylem Canaslan, Özge Ejder, Bülent Eken, Savaş Ergül, Reyda Ergün, Gaye Çankaya Eksen, Bülent Gözkân, Orkun Güner, Nazile Kalaycı, Emre Koyuncu, Alber Nahum, Mehmet Şiray ve Çetin Türkyılmaz’ın Filozofa onu sükut suikastından kurtaracak olan son derece değerli yaklaşımlarına yer veriyor.

Türkiye’de giderek artmakta olan Spinoza çalışmalarına bir okur olarak sağlam temelli bir giriş yapmak isteyenlerden, akademik anlamda Spinoza çalışacak olanlara kadar geniş bir kitleye hitap edecek nitelikte bir içeriğe sahip olan Spinoza ile Karşılaşmalar kitabı bir referans kitap olarak da pek çok okurun kütüphanesinde bulunmayı fazlasıyla hak ediyor.

  • Spinoza İle Karşılaşmalar
  • Derleyen: Güçlü Ateşoğlu, Eylem Canaslan
  • Türü: Felsefe
  • Basım Tarihi: 2015
  • Sayfa Sayısı: 288 Sayfa
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Ani Ceylan Hazinedar

1982 yılında İstanbul Balat’ta doğdu. Tarihi yarımadayı hep çok sevdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi okudu. 2009 yılından beri aralarında Sabitfikir, Radikal Kitap, Cogito, Baykuş, Arka Kapak, İyi Kitap ve Notos Dergi olmak üzere çeşitli yayınlarda edebiyat eleştirisi, kitap eleştirisi ve makaleleri yayınlandı. Şimdilerde gazetelerin kitap eklerinde, Sabitfikir, Arka Kapak, Notosoloji, Cogito, Notos Dergi ve Kitap Eki'nde yazmaya devam ediyor.
Ani Ceylan Hazinedar

Latest posts by Ani Ceylan Hazinedar (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *