Responsive banner image
 

Sputnik Sevgilim

0

Sputnik Sevgilim’de de, İmkânsızın Şarkısı’nda olduğu gibi romanın odağında üçlü bir aşk var.

“Burada, bu küçük Yunan adasında, daha dün tanıştığım güzel ve benden yaşlı bir kadınla birlikte sabah kahvaltısı yapıyordum. Bu kadın Sumire’ye aşıktı. Ancak ona karşı cinsel istek duymuyordu. Sumire bu kadına aşıktı, dahası ona karşı cinsel istek de besliyordu. Ben Sumire’ye aşıktım, ona cinsel açıdan ilgi duyuyordum. Sumire beni seviyordu ama bana aşık olmadığı gibi bana karşı cinsel istek de duymuyordu. Ben, adını gizlediğim bir kadına cinsel istek duyuyordum. Ancak ona aşık değildim.”

Kırmızı Kedi Temmuz 2

Kitabın başlarında yazılmış gibi duran bu satırlar kitabın ortasından.. (Sayfa 136)

Murakami’nin yine sıradan gibi görünen, ama okudukça hiç de öyle olmadıkları hemen anlaşılan karakterle kurguladığı bu aşk üçgeninde, ardı ardı ardına gelişen olaylar ile okuması oldukça keyifli, sürükleyici bir roman meydana getirdiğini görüyoruz. Sputnik Sevgilim’de de, İmkânsızın Şarkısı’nda olduğu gibi romanın odağında üçlü bir aşk var.

Ve hemen her Murakami romanında görmeye alıştığımız betimlemeleri yine okuyoruz… Murakami; anlatımı zenginleştirmek, olayları ve duyguları göz önünde canlandırmamızı sağlamak, adeta kelimelere görsellik katmak konusundaki ustalığını bu kitabında da göstermekte.

Zavallı aydedenin, doğu göğünün köşesinde iflas etmiş bir böbrek gibi salındığı zamanda”, “Kalbinden, tahta köprüyü sanki koşarak geçen deli bir atın toynaklarından çıkan ses gibi, gümbürtülü sesler çıkıyordu.”  veya “Kafamın içi sağanak altında kalmış çeltik tarlası gibi bomboştu.” gibi cümleler Sahilde Kafka’da olduğu gibi ardı ardına gelen betimlemeler, metaforlar şeklinde değil bu kez. Daha yerli yerinde, yeterli dozda ve sıklıkta. Olayların akıcılığını zedelemediği gibi karakterlerin gerçek duygularından, kişilik özelliklerinden, enerjilerinden uzaklaştırmıyor bizleri.. Elbette müzisyenlere ve edebiyatçılara yapılan atıflar, onlardan isim isim bahsetmeler, romanlarından, bestelerinden söz etmeler bu romanda da mevcudiyetini muhafaza ediyor.

Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları”nda geçen Aristo, Voltaire ve Liszt “Sahilde Kafka”da Puccini, Maria Callas, Schubert, Duke Ellington, Bob Dylan, Beatles, Prince, Beethoven, Mozart ile devam etmişti. “Sputnik Sevgilim’de de yine  Schumann, Mendelssohn, Ravel, Bartok, Prokofiev, Bach yerli yerinde..!

Murakami romanlarındaki bazı olayları havada bırakan, sonuca ulaştırmayan, hızlıca yazılmış hissi veren ve tamamlanmadan sonlanmış gibi duran alışıldık durumlar “Sputnik Sevgilim’de de devam ediyor. Sanırım romanı her okuyan Sumire’nin nereye kaybolduğunu, kaybolduğu zaman süresince neler olduğunu sorgulayacaktır. Sumire’nin bir türlü yazıp bitiremediği kitabı gibi.

Sumire kaybolmadan önce kitabını yazmak için masa başına oturmuştur ancak ne hikayesini tam olarak tasarlayabilmiş, ne de olay örgüsünü tam olarak oturtabilmiştir. Koyboluşu ardındaki sis perdesi de âdeta bundandır.

Zaten Murakami bir söyleşisinde; “Bir kitaba başlarken sadece cümlelerle başladığını ve kitap ilerledikçe hangi yöne sapacağını yazarak gördüğünü” söylemiştir. Birçok olayı ve sonuçlarını genellikle okuyucunun hayal gücüne bırakan Murakami, bu kitabında bizlere ipucu da veriyor gibi şu cümlelerle.. “Her şeyi son derece kolay bir şekilde açıklayan neden ve teorilerde mutlaka bir tuzak vardır. Birilerinin dediği gibi: eğer tek bir kitap açıklamaya yetiyorsa hiç açıklamamak daha iyi.”

Son olarak şunu söylemeliyim ki; roman kahramanına “Biriyle tatile çıkmak zihin yorgunluğu sadece” dedirten Murakami, her kitabının sonunda olduğu gibi bu kitabı kapattığımda da bana “yalnızlık güzel şey kardeşim” dedirtti..!

Çünkü kendisinin de söylediği gibi; “Sessizlik kulaklarla duyulabilen bir şeydir.”

  • Sputnik Sevgilim
  • Yazar: Haruki Murakami
  • Çevirmen: Ali Volkan Erdemir
  • Türü: Roman
  • Sayfa Sayısı: 224 Sayfa
  • Baskı Yılı: 2016
  • Yayınevi: Doğan Kitap
Ali Tanrısever

Ali Tanrısever

1958 doğumlu, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu bir Kadıköylü.

İzmir, Bodrum, Ayvalık seferlerinden 22 yıl sonra tekrar doğup büyüdüğü Yeldeğirmeni'ne dönen,

İFSAK üyesi fotoğraf sanatçısı, yazar.

Ağırlıklı olarak kendi blogunda fantastik hikayeler yazar..

Aylık Kültür, Sanat, Edebiyat Dergisi Lemur Dergi’’nin ve
Gamlı Baykuş Dergisinin düzenli yazarı.
Ali Tanrısever

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *