Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Surönü Diyalogları ya da Batılı Aydının Doğu’ya Öykünme Sorunsalı

1

Surönü Diyalogları, ilk bakışta “dışardan bakan ile içerden bakanın karşılıklı konuşmaları” gibi görünüyor.

Uzun yıllardır duyulagelmiş bir deyiş: “Söz uçar, yazı kalır…”

KitapEki
KitapEki

Kökenine indiğimizde “verba volant scripta manent” çıkıyor karşımıza: Romalılardan yadigâr, aynı anlamı taşıyan bir atasözü. Kültürel altyapımız müsaade etmemiş, uçmayıp kalsın diye yazmamışız belli ki ama bugünlere taşımayı bilmişiz bu atadan kalma deyişi.

Peki, bizim atamız kim?

Daha da önemlisi, biz kimiz?

***

Oya Baydar’ın Can Yayınları etiketiyle yayımlanan kitabı Surönü Diyalogları’nı “verba volant scripta manent” üzerinden düşünmekte fayda var. Zira Baydar tam da bu niyetle, geleceğe bu günleri hatırlatmak adına çalışmış bu metni. Kürdistan coğrafyasında olanı biteni uzaktan görmeye tahammül edemeyen bir gözün kendisiyle yüzleşme denemesini okuduk, okuyoruz ve yahut okuyacağız. Ama şimdi bu deneme üzerine düşünecek, buradan başka başka tanımlar üretmeye çabalayacağız.

Surönü Diyalogları, ilk bakışta “dışardan bakan ile içerden bakanın karşılıklı konuşmaları” gibi görünüyor. Yazar kişi ve diğer söz sahibi didişiyor, soruşuyor, tartışıyor, anlaşıyor, çoğu defa anlaşamıyor. Dışardan bakan, ülkenin batısından doğuyu seyredip olana bitene hayıflanan, duyarlı bir aydın modelini imliyor. İçerden bakan ise, yaşananların muhattabı, yerli, tanık, şemsiyesiz bir ıslanan. Şeyhmus Diken, Kültür Servisi’nde çıkan yazısında* bu tipoloji “beyaz Kürt” olarak tanımlıyor.

“Burası benim toprağım. Ben buranın parçasıyım. Hayatım ancak burada anlam kazanır. Bırakıp kaçarsam kendimi inkâr ederim, kururum, tükenirim.”

Büyük ölçekli bir mekânı ve bu mekânda yaşananları tariflemek adına Baydar’ın tercih ettiği üslup iyi bir seçenek gibi duruyor. Surönü Diyalogları’nı bir roman, öykü ya da deneme olarak sınıflamak zor. Anlatı denebilir belki; fakat güdük kalmış yerleriyle birlikte derdi olan bir röportaj denemesi diyebiliriz. Gelgelelim, bu röportaj denemesinin tarafları üzerinde daha yoğun düşünmemiz gerekiyor. Zira bu nokta tartışmaya açık, görece sıkıntılı birkaç nokta var.

Biraz evvel, “dışardan bakan ile içeriden bakanın karşılıklı konuşmaları” tanımlamasını önlemle yapmış; “ilk bakışta” diye başlamıştım cümleye. Duyduğum şüphe, endişem, “dışardan bakan ile içeriden bakan”ın birbirine girmesi yüzünden. Daha doğru bir ifadeyle, dışardan bakan kişinin içeriden bakana karşı duyduğu körü körüne bir “keşke ben…” hali. Metni okurken duyumsadığımız tuhaf bir his var: Dışarıdan bakanın, hayata içerden bakan olarak gelememiş olma; hadi diyelim Kürt olamama üzerinden ürettiği bir yoksunluk durumu. Neresinden bakılsa ayağı yere basmayan, elde kalan bir “abartılmış empati” diyelim biz buna. Bu durum, metin boyunca kurulan diyaloglarda “dışardan bakan ile içerden bakan”ın sınırlarını zorluyor; röportaj yazarının yer yer konuğun koltuğunu işgal etme isteği duyduğunu hissettiriyor okura. Ve her defasında, içeriden bakan dışarıdan bakanı alaşağı ediyor; dışarıdan bakan da seve seve kabullenip içeriden bakana öykünmeyi sürdürüyor. (Bu öykünmeci bakış açısına dair daha kuvvetli bir hiciv olarak, Özkan Öztaş’ın sınıf-kimlik siyaseti üzerinden kaleme aldığı yazısı okunabilir.**)

“Şaka bir yana, bilinçaltımıza işlemiş suçluluk duygusu suçun kefaretini ödeme güdüsüne dönüşebilir.”

Yukarıda bahsettiğim tartışmalı görüşü referans alarak, son bir tanım yapılabilir belki: Oya Baydar, Surönü Diyalogları’yla “verba volant scripta manent” deyişine bir katkı sağlıyor; bugün Kürdistan coğrafyasında yaşananları yarın için biriktirmiş oluyor… Fakat yarın, bu metni eline alan okurun zihninde canlanması muhtemel “Biz kimiz?” sorusuna yanıt veremiyor. Dahası, “biz”i yeniden tanımlayıp var edilen “öteki”ni buyur etmek aklına bile gelmiyor, bu fırsatını ıskalıyor. Israrla “öteki”ni kuvvetlendirip, -farkında olmasa dahi- ayrımı büyütüyor.

Hal böyleyken, Surönü Diyalogları batıda doğmuş bir aydının doğulu olamamaktan duyduğu içsel sıkıntının dışavurumu olmaktan öteye gidemiyor.

  • Surönü Diyalogları
  • Yazar: Oya Baydar
  • Türü: Deneme
  • Sayfa Sayısı: 128 Sayfa
  • Basım Tarihi: 2016
  • Can Yayınları

* http://kulturservisi.com/p/oya-baydardan-sur-kitabi

** http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ozkan-oztas/suronu-diyaloglari-veya-icimizdeki-liberali-oldurmek-160304

Kerem Görkem

Kerem Görkem

1994'te Karabük'te doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Şehir ve Bölge Planlama eğitimi aldı. Ekseriyetle kitaplar hakkındaki yazıları K24, BirGün, Evrensel, Cumhuriyet ve Radikal gibi basılı ve dijital mecralarda yayımlandı; yayımlanmaya devam ediyor. İlk kitabı Aile Fotoğrafı, 2016'da Sel Yayıncılık etiketiyle çıktı.
Kerem Görkem

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

1 Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *