Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Tek Maktül Leyla, Bir Kadın

0

Öyküde bütün failler, tanıklar, görevliler erkek. Tek maktül Leyla, bir kadın.

Bir erkek olarak, kadın sorunlarına ne kadar duyarlı olursak olalım, erkek egemen “fıtrat” dışına çıkabilmek hemen hemen olanaksız gibidir. Bu görüşün sınırlarını yumuşatmak için kendimizi ölçü olarak koyarak; “Benim gibi olan ortalama insanlar açısından” diyebiliriz. Bu şerhi, bir orta sınıf istihzası olarak değil, yakın zamanda yapmış olduğum bir akademik çalışma sırasında yaptığım dil/kavram hatalarından, kötü deneyimlerden dolayı yapıyorum. Çalışma için iki yıldan fazla süren bir araştırmaya ve Türkçe’deki  “kadın literatürünü” baştan sona okumama karşın, dil yine de kadına tam olarak dönmüyor işte!

KitapEki
KitapEki

Bu girişi, bu yazıda da düşebileceğim erkek egemen söylem yanlışları için yaptığımı itiraf ediyorum. Çünkü çok tartışılan ve yanlışlığı konusundaki görüşlerin baskın geldiği “kadın yazar” konusunu bir parça yine gündeme getirmiş olacağım. Edebiyat dünyamızda yazar/kadın yazar ayrımı ya da söylemi konusunda tartışma epeyce yapıldı. Bu tartışma üzerinden çok fazla bir zaman geçmedi. Ama, baskın görüşe karşın, dilin bu görüşe uygun bir biçime dönüştüğünü söylemek zor. Bu tartışmada, “kadın yazar, kadın şair” adlandırmasının cinsiyetçilik olduğu değerlendirmesi elbette doğru. Zira “erkek şair” denmeyip, sadece şair dendiğinde erkek şairin anlaşılması ve sanki ikincil bir alt tür gibi, şairin cinsiyeti kadın ise bunun “kadın şair” olarak vurgulanması… Buradan bakınca cinsiyetçilik ve erkek egemen bakış çok açık. Kişisel olarak, yine de bazı metinler, bazı kitaplar konusunda, yazarın kadın olmasının bir farlılık oluşturduğu anlatmak için “kadın yazar” demekten kaçınamıyorum. Arife Kalender’in “Dört İsmail Bir Leyla” adlı kitabı da böyle bir örnek…

Leylaları İsmaillerle anlatmak

“Dört İsmail Bir Leyla” adlı kitapta on öykü yer alıyor. Onuncu öykü olan “Göç” dışında, diğer dokuz öykü, kadının ya da kadınların merkezde olduğu öyküler. Bu son öykü kitaba girmeseydi, belki bütünlük daha iyi olabilirdi. Kadın ve onun iç dünyası, onu çevreleyen erkek “dış” dünya ve sorunlar… İlk dokuz öykü için işte doğrudan şunu söylemek olası; “Bu öykülemeyi, bu dili bir kadın ancak böyle yazabilirdi!” Burada “kadın” vurgusu yaparak, “kadın yazar” cinsiyetçiliğinden kurtulmaya çalıştık.

Yazar, kitaba adını veren “Dört İsmail Bir leyla” adlı öyküde, Leyla’nın bir “Kadın cinayetine!” kurban gitmesini anlatıyor. Burada, hem bir yazarın ustalığı var, hem de bir kadın duyarlılığı. Bu iki nitelik işte öyküyü “erkek öykücü, erkek yazar” kaleminden farklı kılıyor. Bir erkeğin bir kadını çok iyi anlaması, hatta bir kadında daha iyi anlaması ile, bir kadının kendi dünyasını yazması arasındaki fark mıdır bu? Bilemiyorum.

Öyküde bütün failler, tanıklar, görevliler erkek. Tek maktül Leyla, bir kadın. Kadının toplumsal alanda var olan, aleyhinde olan varlık/görünme oranı, o kadın ölürken de peşini bırakmıyor. Bu ağır sorunsalı Arife Kalender çok özel bir kurguyla,  neredeyse naif bir kurgusal metinle anlatıyor. Erkekler dünyasında ölen bir kadın olarak aklımıza işleniyor Leyla.

Kitaba giren korsan şiiriyet!

Kitap, Arife Kalender’in ilk öykü kitabı. Yazarı biz şair olarak biliyor, tanıyoruz.  Yine erkeklerin baskın olduğu “şiir dünyasında” şiirinin gücüyle kendisine yer almayı bilmiş, yer açmayı başarmış, iyi bir şair. Öykülerde de yer yer yazarın şair haline de rastlamamız belki bu nedenledir. Burada, metinde şiire yer vermesinin dışında (s. 80), bir dil ve anlatım olarak da (s. 20) şiire arada bir el etme söz konusu.

Şiirsel anlatım dışında, “Cinli Kız” öyküsünde olduğu gibi, çevrenin bir belgesel gerçekliğinde anlatılması dikkatimizi çekiyor. Yine, erkekler dünyasından pek çok aykırılıkların dile getirildiği bölümlerde (…Her balkona bir erkek görüntüsü, s. 25) birer yaşam deneyimi ve tanıklık seziliyor. Bu ayrıntılar, başta belirttiğimiz, yazarın kadın olması olgusuna gelip dayanıyor.

Kadının merkezde olduğu bu öykülerde, elbette sadece kadın bakış açısı olduğunu söylemek doğru olmaz. Arife Kalender’in öykülerinde kadın; kadın halleri ile, kadının insan halleri, insanın yalnız halleri, aşksız, çaresiz halleri ölçülü bir biçimde öyküleştirilmiş. Yani bir yazar olarak ve bir kadın yazar olarak, öykülerinde kadını tüm yönleri ile bize anlatmış; sürprizlerle, şaşırtmalarla…

  • Dört İsmail Bir Leyla
  • Yazar: Arife Kalender
  • Türü: Öykü
  • Baskı Yılı: Kasım 2016
  • Sayfa Sayısı: 140 Sayfa
  • Yayınevi: Tekin Yayınevi

 

Sabri Kuşkonmaz

Sabri Kuşkonmaz

Hukukçu-Yazar/Şair.
Şiir, roman, anlatı, film öyküsü ve seçki olarak yayımlanmış on altı kitabı var.
Kısa Film ve belgesel çalışmaları yaptı. BESAM kuruluşunda görev aldı. Çağdaş Hukukçular Derneği’nde YK üyeliği yaptı. PEN Türkiye Merkezi YK üyeliği ve genel sekreterlik yaptı. Edebiyatçılar Derneği ve TYS üyesi.
Hukuk Fakültesini bitirdi. Marmara Ü. İletişim Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Halen Beykent Üniversitesi’nde sinema-televizyon doktora programında öğrenci.
Otuz yıl avukatlık yaptı. Altı yıl Birgün Gazetesi'nde köşe yazarı olarak kültür sanat yazıları yazdı.
Sabri Kuşkonmaz

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *