Responsive banner image
 

The Beatles’ın Büyülü Dünyası

0

Mizahi, renkli, sihirli bir yolculuğa hazır olun. Hunter Davis sizi The Beatles’ın büyülü dünyasında tarihi ve eğlenceli bir tura çıkarıyor.

Bu Beatles’ın tamamen 1968’de göründüğü şekliyle anlatılan, sade hikâyesi. Umarım gösteriden memnun kalırsınız.
Hunter Davis, 2009

Kırmızı Kedi Temmuz 2

Film yıldızlarının, müzisyenlerin, politikacıların, yazarların, ressamların, velhasıl ünlü veya değil insanların hayatlarını okumak daima hoşuma gider. Kara Plak Yayınları’nın ilk kitabı olarak çıkan The Beatles’ı internette görünce heyecanlanmadan duramadım. Yazar Hunter Davis’in 1967-1968 yıllarında Beatles ile onsekiz ay geçirerek yazdığı onaylı tek biyografi olan bu kitabı okumanın gerçekten güzel olduğunu daha en baştan söyleyebilirim.

Beatlemania, Britanya Adaları’nı Ekim 1963’te, tam da Christine Keeler-Profumo skandalının hayal kırıklığıyla bittiği dönemde kapladı.

Duygusal, zihinsel ve cinsel olarak heyecanlanıyorlardı. Ağızları köpürüyor, gözyaşlarına boğuluyor, sıçan sürüleri gibi Beatles’ın olduğu yere savruluyor, ya da bayılıveriyorlardı.

Üç yıl boyunca, dünyanın bir yerlerinde bunlar yaşandı. Her ülke bu kitlesel hezeyana, daha önce hiç görülmemiş, bir daha da görüleceği meçhul sahnelere tanık oldu.

Beatlemania’yı abartmak imkansız, çünkü Beatlemania’nın kendisi zaten bir abartı.

Sadece bir dönem değil, hala insanların dinlediği ve sevdiği grupların başında gelen The Beatles’ın elemanları John Lennon, Paul McCartney, George Harrsion ve Ringo Starr’ın o sihri oluşturmalarının hikayesini anlatıyor kitap. Bir nevi büyü gerçekten de çünkü özellikle 1963-1967 yılları arasında gençler adeta kendini kaybetmiş.

“İlk gruplar çalarken kafalarında bigudiler, üstlerinde kotlar olurdu. Beatles’ın çıkmasına yakın, diyelim dörtlü bir grup varsa, küçük çantalarını alıp sırayla kızlar tuvaletine gider, üstlerini değiştirip makyaj yaparlardı. Beatles çıktığında sanki oraya yeni gelmişler gibi muhteşem görünürlerdi.”

Düşünüyorum da, acaba o dönem özellikle de İngiltere’de yaşasaydım, ben de Beatles için çığlık atan, bayılmaya kalkışan o kızlardan biri olur muydum? Kim bilir? Sırf The Beatles kitabını okumak ve “ A Hard Day’s Night” filmini izlemek bile beni heyecanlandırmaya yetiyorsa belki de olabilirdim. Şimdi kitabı okuduktan sonra dönüp bakınca o kızları biraz mazur görüyorum. Evet, absürd şekilde çılgınlık yaşanmış o zaman ama engel olunamaz biçimde neredeyse bütün gençleri ve bütün dünyayı sarmış, yani o çarka kapılmamak zor olmalı diye düşünüyorum. Kitlesel bir savaştan yeni çıkmış olan dünyanın gençleri o dönemle başetmek için daha bir sürü çılgınlık yapmıştır muhtemelen.

“Saldırgandım çünkü popüler olmak istiyordum. Lider olmak istiyordum. Dalkavuğun teki olmaktan daha çekici görünüyordu. Herkesin ben ne dersem onu yapmasını, benim esprilerime gülmesini ve patron olmama izin vermesini istiyordum.”

Kitapta önce John sonra Paul, George ve Ringo olmak üzere elemanların tek tek doğumlarından başlayarak çocukluklarını, okul hayatlarını, müziğe nasıl başladıklarını ve ailelerini anlatan bölümleri okuyorsunuz. Birbirleri ile tanışmalarını, The Beatles’ı oluşturmalarını, isimlerinin duyulması için gerçekten çok çabalamalarını, Liverpool ve İngiltere derken bütün dünyada ünlü olmalarını anlatan bölümler geliyor sonra. Başta menajerleri Brain Epstein olmak üzere, beraber çalıştıkları insanları, müzikal gelişimlerini anlatan bölümler de mevcut.

“Sonra Beatles sahneye çıktı; grubu ilk kez görüyordum. Pek düzenli ve temiz değillerdi. Çalarken sigara içiyor, yemek yiyor, konuşuyor ve birbirlerine vuruyormuş gibi yapıyorlardı. İzleyiciye arkalarını dönüyor, insanlara bağırıyor, kendi aralarındaki şakalara gülüyorlardı.

Ama ortada muazzam bir heyecan olduğu çok açıktı. Bir çeşit kişisel cazibe yayıyorlardı. Büyülenmiştim.”

Bu müthiş grubun hikayesini okumak gerçekten çok eğlenceli. Haklarında bir sürü haber çıkmasına rağmen hiç bilmediğiniz bilgileri ediniyorsunuz. Bşlangıçta parasızlıktan çay sandıkları ve çamaşır tahtaları gibi ev eşyalarını müzik aletleri yerine kullandıklarını, Elvis Presley’nin müziğinin kendileri için çığır açıcı olduğunu okumak şaşırtıcı oluyor. Ayrıca sosyal hayat, müzikal gelişmeler vs. açısından bir dönemin tarihine de tanıklık ediyorsunuz.

İskoçya’dan hemen sonra Upper Parliament Street’te bir striptiz kulübünde birkaç kere çaldılar. Striptizci Janice kıyafetlerini çıkarırken ona eşlik ediyorlardı. “Bize çalmamızı istediği müziği verirdi,” diyor George. “Mesela ‘Gypsy Fire Dance’ gibi bir şey. Nota bilmediğimiz için bize bir şey ifade etmezdi. ‘Ramrod’u, sonra da yeni öğrendiğim ‘Moonglow’u çalardık.”

Gerek kitapta okuduklarım, gerekse ilk Beatles filmi olan “A Hard Day’s Night”da izlediklerimden bu dörtlünün kesinlikle ünlü egosuna sahip olmadığını, kendilerini diğer insanlardan üstün görmediğini, sürekli yeni şeyler öğrenme merakıyla dolu olduklarını ve her zaman mizahı, muzipliği sevdiklerini öğrendim. Öğrendikçe onları daha bir sevdim.

John başarının onu neden ukalalaştırması veya herhangi bir şekilde değiştirmesi gerektiğini anlamıyor. Başarının anlamsız olduğunu düşünmenin yanında bunu herkesin yapabileceğine inanıyor.

“Herkes başarılı olabilir. Eğer kendine bunu yeteri kadar çok söylersen olabilirsin. Kimseden daha iyi değiliz. Hepimiz aynıyız.”

Benim kadar hayran olmayabilirsiniz ama şimdiye kadar olmadıysa bile bu kitapla Beatles’ı seveceğinize eminim. Sadece müzikle ilgilenenlerin değil, herkesin okuyabileceği sadelikte yazılmış olan The Beatles’ı bütün kitapseverlere öneriyorum. Okuyun, müziklerini açıp dinleyin, bulabilirseniz filmlerini izleyin, göreceksiniz siz de o büyüye kapıldığınızı hissedeceksiniz.

“Biz mimar, ressam veya yazar olmayı öğrenmiyoruz. Var olmayı öğreniyoruz. Hepsi bu.”

  • The Beatles
  • Yazar: Hunter Davis
  • Çeviri: Doruk Yurdesin
  • Türü: Biyografi / Müzik
  • Baskı Yılı: Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı: 446 sayfa
  • Yayınevi: Kara Plak Yayınları
Perge Dündar

Perge Dündar

Okumayı, gezmeyi, izlemeyi, kukla/oyuncak yapmayı, dikiş dikmeyi, oyun oynamayı seven pedagog ünvanlı ama rehber öğretmenlik yapan bir insan.
Perge Dündar

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *