Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
ileti
 

Türkiye’de Azınlık Olmak

0

İsyan Toprakları kitabında “Türkiye’nin batısı ve doğusu iki farklı ülke gibi…” diyor Christopher De Bellaigue.

İletişim Yayınları’ndan çıkan İsyan Toprakları: Türkiye’nin Unutulmuş Halkları Arasında, tartışmalı bir konu olan, hatta ülkemizde yeni yeni konuşulmaya başlanan “Türkiye’de azınlık olmak” meselesini yabancı bir gazetecinin gözünden ele alıyor. Christopher De Bellaigue, yaşadığı olayları araştırdıklarıyla zenginleştirerek keyifle okunan, sürükleyici bir araştırma kitabı koymuş ortaya.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

isyan toprakları

Bellaigue, İstanbul’da uzun süre yaşamış ve Türkiye’yi seven bir gazeteci. Türkiye’ye olan sevgisi “uzaktan hissedilen” değil, burada yaşayarak edindiği bir duygu. Bu duygusunu geliştirdiği yıllar içinde Türkçesini de oldukça geliştiriyor. Azınlıklar konusunda ise tarafsız bir bakış açısına sahip olduğunu düşünüyor; ta ki, İngiltere’deki editörü, yazdığı ve Türkiye’de yayınlanan bir makalesini İngiltere’de yayınlamak için okuduğunda yazının taraflı olduğunu söyleyene kadar. Bu eleştiriyi duymadan önce konu üzerinde pek kafa yormamış olan Bellaigue, bir süre sonra İranlı bir kadınla evlenerek İran’a yerleşiyor ve orada yaşadığı yıllar boyunca editörünün söyledikleri aklını kurcalamaya devam ediyor. Türkiye ile ilgili kitaplar okuyor, ama bu da yeterli gelmeyince, Doğu Anadolu’ya gidip araştırmasını birinci elden tamamlamaya karar veriyor.

Böyle bir araştırma için en iyi yerin Muş’un Varto ilçesi olduğunu düşünüyor. İstanbul’dan bir arkadaşının yardımıyla oraya gidiyor. Bu seçiminin nedeni kitabında şöyle açıklıyor: “… hiçliğin içinde olmasına rağmen adının bütün dünyada yankılanması. Türkiye’nin batısında, Ermenistan Cumhuriyeti’nde, Almanya’da, Fransa’da, Belçika’da, Birleşik Devletler’de ve Irak’ta yaşayan on binlerce Vartolu bulabilirsiniz. Küçük ve önemsiz görünen kaç yer için söylenebilir bu?” (s. 40)

TÜRKİYE İLE DİĞER TÜRKİYE

İsyan Toprakları 11 ana bölümden oluşan bir kitap. Bunların dışında yazarın önsözü ve özellikle Türkiyeli olmayan okuyucular için hazırlanmış Adı Geçenler bölümü yer alıyor. Adı Geçenler bölümünde kitapta bahsedilen gerçek kişilerin isimleri yanlarında kısa açıklamalarla birlikte okuyucuya hatırlatılıyor. Ayrıca bölgeyi gözümüzde canlandırmamızı kolaylaştırmak için Türkiye ve Varto bölgesi haritalarına da yer verilmiş.

Bellaigue, Varto’ya mağdur durumdaki insanlara yardım edecek olmanın verdiği bir gururla gidiyor. Bu gururla, insanların haklarında araştırma yapacak ve yazı yazacak bir yabancıya çok sıcak davranacaklarını ve çekinmeden konuşacaklarını düşünüyor. Oysa Varto halkı, ne için ilçelerine geldiğini tam olarak anlayamadıkları bu yabancı gazeteciye kuşkuyla yaklaşıyor ve kibar davranmalarına rağmen bilgi vermiyorlar. Bellaigue, zaman içinde bir kısmının güvenini kazanıyor ve onlarla arkadaş olarak yeni bağlantılar ediniyor, aradığı bilgilere ulaşmaya başlıyor; kimileriyse Belliague’ye hiç bir zaman güvenmiyor ve mesafelerini koruyorlar.

Mehmet Şerif Fırat’ın Varto Tarihi adlı kitabının önsözünde Cemal Gürsel’in “Kürt diye adlandırılabilecek müstakil hüviyetli bir ırk yoktur,” diye yazması gibi, bölgede de kaymakam dahil olmak üzere pek çok insanın Kürtlerin varlığını inkar ettiğini görüyor Bellaigue. Zaman zaman halktan insanların da böyle davrandığına, hatta azınlık gruba mensup olanların bile, makam sahipleriyle bir aradayken kendi kimliklerini reddettiklerine, öyle bir kimliğin olmadığı yönündeki görüşleri onayladıklarına tanık oluyor.

“Türkiye’nin batısı ve doğusu iki farklı ülke gibi…” diyor Bellaigue. Benzer bir olayın batıda ya da doğuda yaşanmasının farklı sonuçlar doğurmasını ve polisin iki durumda farklı tepkiler vermesini, bir insan kaçırma olayı üzerinden anlatıyor. “Türkiye’nin batısında yaşansaydı bu, polis ciddi bir suç olarak ele alırdı. Bütün kuvvetleriyle dışarı çıkar, tepeleri tarar, kapıları çalardı. Polisin ilgisinin basın ve televizyonların ilgisiyle örtüşmesi çok muhtemel olurdu. Kayıp halı dokumacı toplumsal bir olaya dönüşebilir ve kaçırılması ulusal bir skandal olabilirdi… Fakat burada durum farklıydı… komutan hiç kimse ölmediği ve yaralanmadığı için olayın ciddi bir şey olarak değerlendirilemeyeceği yanıtını verdi.” (s. 88-89)

ERMENİLER, ŞEYH SAİD, DENİZ GEZMİŞ

Bellaigue, yalnızca Kürtlerle ilgili değil, başka azınlıklarla ilgili de yazıyor. Örneğin Ermeni Soykırımı konusuna, soykırımı kabul eden ve inkâr eden görüşlerden ayrı ayrı bahsederek, genişçe yer veriyor. Ermenilerden bahsederken Orhan Pamuk’un romanlarına ve Hrant Dink’e sık sık atıf yapıyor. Katliamdan kaçan pek çok Ermeni’nin Kürtlerle büyüdüğü için kendini Kürt olarak nitelendirdiğini, hatta aralarında PKK’ye katılanlar olduğunu öğrendiğinde ise çok şaşırıyor. “Selahattin’in bir Kürt milliyetçisi olduğunu duyunca hayret ettim. ‘Ermenileri öldürenler Kürtlerdi!’ diye haykırmak istedim. ‘Arkanızdan iş çeviren onlardı! Ve sen şimdi kendini onlarla özdeşleştiriyorsun!’ Bu özdeşleşmenin Ermeniler arasında bir hayli yaygın olduğunu keşfedecektim.” (s.133)

Yazar, bunların yanı sıra kitabında Şeyh Said İsyanı gibi, tarih derslerinde yüzeysel olarak gördüğümüz konulara da genişçe yer veriyor, ayrıntılı biçimde inceliyor. Alevilerden, hem Kürt hem Alevi olmanın zorluklarından, 1960, ‘71 ve ‘80 darbelerinden, Deniz Gezmiş’in ölümünden, kaçıp Almanya’ya yerleşen Kürtlerden, PKK militanlarıyla ilgili olayların haberlere farklı biçimde yansıdığından, PKK’ye katılan kadınlardan, Abdullah Öcalan’dan ve AKP Hükümeti’nin ilk yıllarında benimsenen Kürt politikalarından da bahsediyor; bize bilmediğimiz, duymadığımız bilgiler taşıyor.

Türkiye’nin hem batısında hem de doğusunda yaşamış, ülkeye hem objektif bakabilecek kadar uzak, hem de değerlendirmesini ve karşılaştırmasını yapabilecek kadar içinden biri haline gelmiş Bellaigue tarafından yazılan bir kitap: İsyan Toprakları. Türkiye’deki Kürt, Ermeni ve Alevilerle ilgili araştırma yapanlar başta olmak üzere, bu ülkede yaşayan herkesin okuması gereken bir araştırma kitabı…

  • İsyan Toprakları
  • Christopher de Bellaigue
  • Çevirmen: Ersel Ege
  • 312 sayfa
  • İletişim Yayınları, 2016

Latest posts by Gülcan Adar (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *