Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Umberto Eco ile Edebiyata Dair Bir Sohbet

0

Arka kapak yazısında da belirtildiği gibi bu derleme Umberto Eco’nun 1980’lerden başlayarak 2000’lerin başına kadar kaleme aldığı metinlerden oluşuyor.

Hiç kuşkusuz çağımızın en önemli eleştirmenlerinden ve düşünürlerinden biridir Umberto Eco. Çok yönlü çalışmaları ve edebiyata katkıları nedeniyle adı, çağın en önemli100 entelektüeli arasında anılır. Kendisini geçtiğimiz yıl Şubat ayında kaybetmiş olmanın üzüntüsü içinde ölüm yıldönümünde onu anmak adına en güzel şeyin dilimize yeni çevrilen ve Can Yayınları’ndan çıkan Edebiyata Dair’den söz etmek olduğunu düşündüm.

KitapEki
KitapEki

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki Eco’nun yazılarında söz ettiği bazı noktaları daha iyi anlayabilmek için göstergebilim ve yapısalcılık hakkında altyapımızın olması gerekiyor. Bunun dışında Eco okurunu yormayan bir kuramcı. Edebiyata Dair’de bir araya getirilen konuşma, makale ve diğer metinler zaten açıklayıcı dipnotlarla sunulmakta okura.

Arka kapak yazısında da belirtildiği gibi bu derleme Umberto Eco’nun 1980’lerden başlayarak 2000’lerin başına kadar kaleme aldığı metinlerden oluşuyor. Yazar, Dante, Nerval, Cervantes, Borges, Melville, Shakespeare, Joyce, Wilde, Poe, Pavese, Calvino gibi Batı edebiyatına yön vermiş pek çok yazarı ele alırken Aristo’nun Poetika’sı gibi temel başvuru kaynaklarını da masaya yatırıyor. Birçok edebiyatçının zaman zaman yanıtlamaya çalıştığı temel sorulardan yola çıkarak zamanda adeta tarihsel pencereler açarak bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Sorular o kadar can alıcı ki: Neden yazarız? Edebiyat denen bu maddi olmayan varlık ne işe yarar? Edebiyatın toplumsal ve bireysel yaşamlarımızda üstlendiği işlevler nelerdir? Edebiyat ile tarihsel olayların gelişim süreçleri arasında ne tür etkileşimler bulunur? Kurmaca dünyaların doğası nedir? Uzam, sözcüklerle nasıl temsil edilir? Metinler kendi aralarında nasıl söyleşir?

Eco’nun bu sorulara verdiği içtenlik, deneyim ve bilgiden süzülmüş bazı çarpıcı yanıtlara göz atalım:

Edebiyat dili biçimlendirmeye katkıda bulunurken kimlik ve topluluk yaratır. Önce Dante’den söz ettim ama Homeros olmadan Yunan uygarlığının, Luther’in İncil çevirisi olmadan Alman kimliğinin, Puşkinsiz Rus dilinin, kuruluş şiirleri olmadan Hint uygarlığının halinin ne olacağını düşünelim.” (s.16)

Yazınsal metinler bize sadece artık asla şüphe duyamayacağımız bir şeyi açıkça söylemekle kalmazlar, dünyadan farklı olarak bize mutlak bir otoriteyle bu metinlerde önemli sayılanı ve özgür yorumlar için ipucu olarak alamayacaklarımızı gösterirler.” (s.18)

Sadece kendimiz için yazdığımız tek bir şey vardır, o da alışveriş listesidir. Almamız gereken şeyi hatırlamamıza yarar ve alışveriş yaptıktan sonra listeyi ortadan kaldırabilirsiniz çünkü başka kimsenin işine yaramaz. Bunun dışında yazdığınız her şey, birilerine bir şey söylemek için yazılır” (s. 398)

Metinleri ele alırken masallardan mitlere, klasiklerden güncel edebiyata, kendi gözlemlerinden psikanalize geçerken güncel yaşamla kuramsal alan arasındaki bağlantıları da titizlikle kuran bir düşünür Eco. Böylece gerçeklik ve kurmacanın dünyalarının sınırları arasında zengin bir düşünsel ve duygusal yolculuğa çıkarıyor okuru.

Eco, Komünist Manifesto’nun Biçimine Dair adlı yazıda Marx’ın Manifesto’sunu biçim ve yapısal açıdan değerlendirerek soluk kesecek iki slogan olarak değerlendirdiği; “Proleterlerin zincirlerinde başka kaybedecek şeyi yoktur” ve “Dünyanın tüm proleterleri birleşin.” şeklindeki bitişinin çarpıcılığını vurgular. Bununla da kalmayıp Manifesto’nun bir siyasi söylev başyapıtı olarak okullarda okutulması gerektiğini belirtir.

Kitabın en ilgi çekici yazılarından biri de Oscar Wilde hakkındaki, Wilde. Paradoks ve Aforizma adlı yazıdır. Aforizmaların ve paradoksların bir dil kuramcısı olarak ele alındığı yazıda Wilde’ın özelinde genel olarak aforizmik anlatımın da eleştirisi yapılmaktadır:

(…) bu estetik ve kışkırtıcı üslup arayışı Wilde’ı temize çıkarmaya yetmez, çünkü paradoksal kışkırtma ile aptalca yapmacıklığı birbirinden ayırt etmeyi becerememiştir.” (s.97)

Sanatçının Bir Bacholer Olarak Portresi adlı yazıda ise Joyce’un kusursuz bir dil peşinde koşarken nelerden etkilenmiş olabileceği Eco’nun araştırmacı zekâsının parıltılarıyla geçmişe ait en uzak kökenlere kadar ele alınır:

Joyce kendini asla Kule’nin önüne ya da ötesine yerleştirmeye çalışmamıştır, onun istediği şey kulenin içinde yaşamaktı.” (s.116)

Burada sözü edilen kule düşünürün sık sık göndermede bulunduğu Babil Kulesi’dir.  Sonraki yazıda ise karşımıza Borges ve Babil kütüphaneleri çıkıyor:

Babil kütüphaneleri Borges’ten önce de düşlenmişti. Borgesvari kütüphanenin özelliklerinden biri, sadece sayısız ve belli zamansal aralıklarla yinelenen bir dizilim üzerinde yer alan odalarda muhafaza ettiği sonsuz sayıdaki cilt değildir, asıl olan yirmi beş ortografik sembolün tüm olası kombinasyonlarını içeren ciltleri sergileyebilmesidir.” (s. 133)

Sembole Dair,  Stile Dair, Biçimin Pislikleri, Metinlerarası İroni ve Okuma Düzeyleri gibi adlar taşıyan diğer yazı ve makaleler de hiç kuşkusuz edebiyata bulaşmış olan herkesi ilgilendiren konularda bir büyük düşünürün kaleminden çıktığı için mutlaka okunması gereken yazılar.

Bu yazıları titiz bir dil işçiliğiyle dilimize kazandıran ve ne zaman başımız sıkışsa dipnotlarla içimizi ferahlatan değerli çevirmen Betül Parlak’a minnettarlığımı sunarken Eco okumalarınızı Edebiyata Dair ile sürdürmenizi içtenlikle öneririm.

  • Edebiyata Dair
  • Yazar: Umberto Eco
  • Çeviri: Betül Parlak
  • Türü: Deneme
  • Baskı Yılı: Aralık 2016
  • Sayfa Sayısı: 400 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları
Nilüfer Altunkaya

Nilüfer Altunkaya

1975 yılında doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Öğretmenliği mezunu. Halen Eskişehir’de öğretmenlik yapmaktadır.
Edebiyat dergilerinde öykü, şiir, deneme ve inceleme dallarında yazmayı sürdürmektedir. Radikal Kitap Eki, Birgün Kitap Eki, Evrensel Gazetesi Pazar Eki’nde güncel yazılar ve kitap tanıtım yazıları yazmaktadır. Yeni öykü kitabı okurla buluşmak üzere yola çıkmış durumda.
Sokak Düşleri, (Sone Yay. 2004) Öykü
Şiir ve Kız, (Sone Yay. 2007) Şiir.
Sanki Sonsuz, (Komşu-Yasakmeyve Yay. 2011) Şiir.
Sevgili Yalnızlık (Alakarga Yayınları, 2015 ) Öykü
Nilüfer Altunkaya

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *