Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Varoluş Sorgulaması

0

Anti kahraman Molloy, sevgisiz, dünya algılayışı aşırı biçimci ama bedensel olarak oldukça biçimsiz, bacaklarında deformiteleri olan yürüme zorluğu yaşayan bir adam.

Godot’u beklerken… Hayatımıza girmiş klasik iki kelimelik bir şablon.  Çünkü herkesin bir Godot’u var. Hep erişmek istediğine elini uzatacak kadar yakın. Aslında çok uzak ama hep vaat eden. Yakalayacaksın!. Yakalayamazsın ki! O halde bekle!

Godot’u Beklerken hepimizin bildiği Samuel Beckett ‘in ilk defa 1953 yılında sahnelenen meşhur tiyatro oyunu. Bu oyundan sonra insan aklının ve vicdanının iyi ve güzel beklentilerinin adı Godot oldu. Hiç gelmeyecek olan Godot… Gittikçe çirkinleşen hoyratlaşan böyle bir dünyadan Samuel Beckett diye büyük bir sanatçı geçmiş. Hem de o hiç bir zaman gelmeyecek olan güzelliği ve vicdanı beklemenin nasıl bir şey olduğunu tarif ederek ve ona isim vererek. Hiç gelmeyecek bir şeyin ve o tarifsiz insanlık hüznünün adıdır Godot.

KitapEki
KitapEki

Gümüşlük Akademisi Bahçeyazı Okuma Grubu (1) ile bu ayki kitabımız Beckket’in Molloy isimli romanıydı. Godot’u Beklerken kadar meşhur olmasa bile Beckett’i bilenlerin iyi bildiği üçlemenin birinci kitabı. Diğerleri Molloy Ölüyor ve Adlandırılamayan. Toplantı her zamanki gibi güzel bir kitap ile rastlaşmanın memnun gülümseyişleri ile başladı. Ama biraz da huzursuz bir memnuniyet olduğunu itiraf etmeliyim. Molloy’u tam olarak anlayamadığımızdan doğan huzursuzluk. İlk kırk sayfayı okuduktan sonra sanki hiçbir şey hatırlamıyordum dedi bir okuyucu. Sanki anlamışız gibi ama hemen yok anlayamadık duygusu. Ancak bu ikilem arasında yine de kendine ait bir şeyler bulmanın sevinci. Bir arkadaşımız on beş gün çektiği bir diz ağrısı ve bu sırada yürüyememesinin yüreğine verdiği ızdırabı kitabın kahramanı ile o kadar özdeşleştirmiş ki geçmiş günlere ait o sıkıntısı gelmiş kalbinin üstüne oturmuş. Ben de anneciğimi yeni kaybetmenin o hüzünlü yalnızlığında anne kelimesi geçen her cümlede yeni baştan tekrar tekrar incindim. Yani kitap neredeyse her okuyanı yüreğinden yaralıyordu onca zor okunmasına ve hatta tam olarak anlaşılamadı hissini uyandırmasına rağmen.

Bütün yaşam bir karmaşa ve bu yığının içinden seçebildiğimiz görüntülerden oluşuyor.

Hayat bir saçmalıktır Beckett’e göre. Sebebi ve sonucu olan bir şey değildir. Bir kaostur. Bir hiçtir. Hiç kimse hayatından veya yaşanmışlıklarından bir sonuç çıkarmaya kalkmamalı. Bir eserinde, “Bütün yaşam bir karmaşa ve bu yığının içinden seçebildiğimiz görüntülerden oluşuyor” diye yazmış. Anti kahraman Molloy, sevgisiz, dünya algılayışı aşırı biçimci ama bedensel olarak oldukça biçimsiz, bacaklarında deformiteleri olan yürüme zorluğu yaşayan bir adam. Bir annesi var ve bir de aşksız âşıkları. Bütün bu olumsuzluklarının farkında olarak varoluşunu sorguluyor. Bu sorgulamasına cevap tabii ki yok. Sadece yok oluş gerçeğini derinden hissetmekte. Nitekim bu birinci bölüm Molloy’un bir çukura düşmesi ile biter. İkinci bölümünde Molloy karekteri yerine Jaques Moron’u buluyoruz. Detektif Moron, Molloy’u arıyor. Yani içindeki o sevgisiz ve sakat adamı. Çaresiz, ikircikli ruhsal ve bedensel yetersizlikleri olan, içindeki derinliklerdeki Molloy’u. Herkesin kendi Molloy’u var tabii ki. Bir varoluş sorgulaması daha. Bu bölümde bu aramasına cevap buluyor mu? Tabii ki yine hayır. Bulduğu tek şey yine yok oluş gerçeği.

Böyle kitaplar bir kere okunup kaldırılamıyor ne yazık ki. Bir kere daha hatta belki bir kere daha okunabilir. Her okuduğunuzda farklı bir şeyler anlamak veya anladığınızı zannettiklerinizi anlamadığınızı düşünmek. Ben kimim, neredeyim, nereye gidiyorum sorgulamaları için okunacak kitaplardan en keskin olanlardan birisi. Cevap bulamasanız bile okumak iyi geliyor insana. Eğer tanışmadıysanız Samuel Beckett  ile tanışın derim. Benim de üçlemeyi okuyup bitirmem gerek.

1. https://www.facebook.com/groups/1564196753834734/

  • Molloy
  • Yazar: Samuel Beckett
  • Çeviri: Uğur Ün
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 2017
  • Sayfa Sayısı: 243 Sayfa
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
Feride Cihan Göktan

Feride Cihan Göktan

Radikal 2, Birgün, Birgün Pazar ve Kitap eklerinde deneme türü yazıları ve kitap yorumları yayınlandı. Egeli Kadın Yazarlar Platformu'nun ortak çıkardığı kitaplarda ve çeşitli dergilerde öykü ve deneme türü yazıları mevcuttur. Ayrıca "Cadı" ismiyle sahnelenen bir oyunun da senaryosunu yazmıştır. Tıp doktoru. İzmir'de yaşıyor.
Feride Cihan Göktan

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *