Responsive banner image
DeliDolu
 

Yıldız Cinayetleri

0

“Yıldız Cinayetleri” polisiyelere özgü bilinmezlik ya da bilmeceyle başlıyor diyebiliriz. Romanda şüpheli ve katil kuraldışı tipler.

Günümüz Türkiyesi’nde yazınsal değeri yüksek çok sayıda polisiye roman ve hikaye yazılmaya başlandı. Popüler bir tür değil belki -iyi ki de değil- ama belli bir türe meraklı okur kitlesi tarafından ısrarla takip edildiğini söyleyebiliriz. Artık bir polisiye dergimiz (221B) ve sadece polisiye metinler yayınlayan bir yayınevimiz de (Labirent Yayınevi) var.

KirmiziKedi_3

Armağan Tunaboylu’nun şimdilik dört kitaptan oluşan Metin Çakır polisiyelerinin ilk iki kitabının ikinci baskıları yapmaları nedeniyle belli bir okuyucu kitlesinin ilgisini çektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Biz ilk kitap olan “Yıldız Cinayetleri”yle başlayalım. Roman polisiyelere özgü bilinmezlik ya da bilmeceyle başlıyor diyebiliriz. Özellikle başlangıçta seks işçisi kadınları seçerek öldüren katil kim? Polisiye okuyucularının suça ve kural dışına çıkmaya, sapmalara ilgi duyduğu genellemesini biz de yapabiliriz burada. Şüpheli ve katil de kuraldışı tipler: şüpheli kadınları daha önce kendi adına çalıştıran pezevenk Metin Çakır, katil ise bir travesti. Norm dışı davranış hem katil hemde şüpheli için geçerli; bu açıdan polisiyelerdeki tiplere özgü monotonluğun kırıldığını belirtmek gerek. Buna bağlı olarak cinayet işlenmesi beklenmeyen saygın kişi klişesi de yıkılıyor. Öncelikle ana akım dışı, alt kültüre ait kişileri metnin merkezine taşımasıyla övgüyü hak ediyor bu roman.

Başkahraman Metin Çakır eylemleriyle birlikte merak öğesini hemen üzerinde topluyor. Heyecanın temel kaynağı şu: Metin Çakır sapık seri katil olduğu şüphesiyle; Başkomiser Asım, kadınlarını devrettiği yeni patron Kürdo, öteki şüpheli Hulusi Kentmer ve travesti Hatice’nin kendileri ve adamları tarafından sürekli takip edilirken gerçek katili bulabilecek mi? Ayrıca bunca zorluk varken nasıl bulacak? Metin Çakır şüpheli katilden dedektife dönüşüyor zamanla. Katili araştırırken analiz yapıyor ve bir psikologtan yardım alıyor, sonrasını kendisi götürüyor. Pezevenkliği bırakıyor ama cinsel hayatı yeni sevgilisi Neşe’yle devam ediyor. Bu durumda Metin Çakır’ın da cinselliği yaşayan ve analizlerle hareket eden bir kahraman olarak klişe dedektif tipinden belli nüanslarla ayrıldığını söyleyebiliriz. Eşsiz mizah duygusunu ise kesinlikle es geçmemek gerek.

Okuyucuların merakını azaltmadan metnin giriş bölümünde ne anlatıldığına bakmaya çalışalım: Kahramanımız Metin Çakır için artık mesleği pezevenkliği bırakma zamanı gelmiştir. Mutlu bir aile hayalleri kurmaktadır. Çalıştırdığı kızları, tehditlerine dayanamadığı yeni patronları Kürdo’ya devreder. Ancak işler yolunda gitmez. Aynur, Funda ve en son evine gidip bağlayarak paralarını çaldığı Neriman vahşice öldürülür. Katilin bıraktığı tek ipucu, parçaladığı cesetleri geriye yıldız biçiminde yerleştirerek bırakmaktır. Bir türlü ikna edemediği ve gizliden hayranlık duyduğu Başkomiser Asım ve Kürdo peşindedir. O ise tanıdığı Niko’nun Barı’nda saklanıp, hakkında yapılan televizyon programlarını izlemekte, dışarı çıktığında ise gazete haberlerine bakmaktadır. Televizyonda sürekli konuşan Psikiyatr Harun’un evine girer. Katilin profilini çıkarmaya çalışırlar, suçsuzluğunu ispat için planlar yapar. Artık önemli olan polis dosyalarına ulaşmaktır.

Metin Çakır kaldığı evden çıkışta kaçırılır. Arabanın arka koltuğunda yediği yumruklarla birlikte adamın parmağındaki yıldızlı yüzüğü fark eder. Belgrad Ormanları’nda iki grup arasında çatışma çıkar. Metin Çakır fırsattan yararlanarak ormana kaçar. Uyandığında arabanın arkasında kendisini döven yüzüklü adamı bacağı kırılmış halde çalıların arkasında bulur. Konuşturmaya çalışır başaramaz. Parasını almaya çalışırken adam bayılır. Su bulmaya gidince polisler gelir ve adamı götürürler.

Yıldızın anlamında yoğunlaşan Psikiyatr Harun da vahşice öldürülünce Metin Çakır’ın katil tarafından sürekli takip edildiği açık biçimde belli olur. Katil süsü vermek için sürekli çevresindeki kişiler öldürülmektedir. Bu dönemde televizyonda bu kez Psikiyatr Hulusi Kentmer belirir. Kent Holding’in patronudur. Göstermelik bir muayenehanesi vardır. Metin Çakır’ı sapık seri katil olarak değerlendirmekte, halkı gerekirse silahlanmaya, katili yakaladıklarında ise linç etmeye teşvik etmektedir. Kahramanımız suçsuz olduğunu özellikle Asım Ağbisine bir türlü kabul ettiremez. Suçsuz olduğunu, ayağı kırık olarak çalıların arkasına bırakılan kişinin sırrı çözülürse (Kent Holding’le bağlantılı, önemli birinin yeğeni) katile ulaşılabileceğini anlatır.

Şimdi bu noktada bir ara verip aynı zamanda anlatıcı kahramanımız da olan Metin Çakır’ın kişilik özelliklerine bakalım. Metin Çakır aslında kalabalıklar arasında yalnız bir adamdır. Ailesiyle ilgili bir bilgimiz yoktur ancak pezevenkliği bırakıp yasal bir iş kurmayı, ülkemizin en üst değerlerinden olan evlenip çocuk sahibi olmayı çok istemektedir. Kendisine ilgi gösterildiği ve yardım edildiğinde duygusallaşır. Zor durumlara düştüğünde ağlar, bazen de altına kaçırır. Aynı zamanda acımasızdır da. Falçatayı insan bedeni üzerinde çok iyi kullanır, gerektiğinde iz bırakacak biçimde. Ne zaman yeni bir kadınla tanışsa öncelikle onu bir hayat kadını gibi düşünüp üzerinden para kazanıp kazanamayacağını hayal eder. Aynı zamanda çok eğlenceli, esprili, enerjik ve hareketli biridir. Onun eylemliliğine bağlı olarak temposu yüksek bir metinle baş başa bırakır okuyucuyu, bir an olsun azalmaz. Suçun ekonomisi, sosyo-politiği değil de olay örgüsünün ön plana çıktığı bir metin var elimizde.

Kahramanımız bildiklerini di’li geçmiş zaman kipinde anlatıyor. Bu anlatıcı konumundan kaynaklanan problemleri oldukça azaltan bir yöntem. Bunun en büyük örneği de zaten metnin bazı yerlerinde gelecekte olup biteceklerle ilgili verilen ip uçları. Okuyucuya ek bilgiler verip anlatmak yerine, metnin uygun yerlerine yedirilerek gösterilse daha mı etkili olurdu? Bence evet. Farklı bir anlatıcı olsa ciddi sorun olabilirdi. Ancak yine de bu tür bilgilerin okuyucunun merak duygusunu artırdığını, olup bitenleri kafasında bu sayede derleyip toparladığını belirtebiliriz. Ama ben yine de bu metnin şimdiki zaman kipinde yazılsa daha etkili bir anlatımı olacağını düşünüyorum. Romanın sonunda da sorun olduğunu düşünüyor, ancak okuyucunun merak duygusunu azaltmamak için ayrıntıya girmek istemiyorum. Ancak şu kadarını söyleyebilirim: Katilin metnin sonunda olup biteni katile anlattırarak, boşlukları geleneksel polisiye roman metni kapanışı pekala yapılabilir ancak artık okuyucunun geldiği seviyeyi de düşünerek buna gerek kalmadığını belirtmek istiyorum.

Son olarak metni oluşturan kısa ve özlü eylem cümleleri, kişilerle özdeşleşen sahici diyaloglar başarılı. Metnin dil üzerinden belki de en dikkat çekici yönü özellikle baş kahramanın kullandığı argo, ki bu ayrıca üzerinde çalışmaya değer bir malzeme sunuyor. Bu arada romanın ilk baskısında olmayıp, ikinci baskının sonuna eklenen bir argo sözlüğü olduğunu da ekleyelim.

  • Yıldız Cinayetleri
  • Yazar: Armağan Tunaboylu
  • Türü: Polisiye
  • Baskı Yılı: 2. Baskı, 2016
  • Sayfa Sayısı: 224 Sayfa
  • Yayınevi: Oğlak Yayıncılık
Serkan Parlak

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.
Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.
Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı “Ormanın Kıyısı” ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.
Serkan Parlak

Kolektif Kitap
Paylaş
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkedin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us

Cevap Yazın