Responsive banner image
 

Yordam’dan 5 Asturias Romanı

0

Edebiyat dünyasına hızlı giriş yapan Yordam Edebiyat, Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Asturias’ın 5 romanını birden yayımladı. Nobel ödüllü yazarın ilk olarak Sayın Başkan isimli kitabını yayınlayan yayınevi okurlarını 5 yeni kitapla buluşturdu. Ünlü yazarın Guatemala Efsaneleri, Guatemala’da Hafta Tatili, Kasırga, Yeşil Papa ve Gözleri Açık Gidenler isimli romanlarını yayımlayan Yordam Edebiyat, İstanbul Kitap Fuarı’na güçlü bir giriş yapıyor.

Kuramsal ve güncel politik kitaplardaki başarısını edebiyat kategorisinde de devam ettirme kararlılığında olan yayınevi bu önemli 5 kitabın dışında Hasan Ali Ediz‘in çevirisiyle Suç ve Ceza‘yı da okurlarıyla buluşturdu.

KirmiziKedi__5

Guatemala Efsaneleri

Guatemala Efsaneleri, Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Asturias’ın ilk edebî yapıtıdır. Asturias, bu yapıtında kaybolmuş büyük Maya kültürünün hayata yansıyan, sözlü gelenekte sürüp gelen yüksek anlatım gücünü keşfeder.

Sonu gelmeyen tümceler, sınır tanımayan bir düş gücüdür Guatemala efsaneleri.

Ne öykü, ne şiirdir anlatılan. Ne olaylar ne de duygulardır verilen. Psikoloji ile biyolojinin ötesinde, doğal yaratıcı öğelerin kökensel yaşamsallığıdır aktarılmak istenen. Kızgın doğanın bir tür karışımıdır. Karmaşık bir bitki örtüsü, çağlar ötesinden gelen yerli büyüleri, deli bir düş içinde birbirine karışan “yanardağ” tutkusu, rahipler, haşhaş kafalı adam, değer biçilmez mücevherlerin dükkancısı, “Kutsal Efendinin papağan sürüleri”, dokuma tezgahlarının ve sıfırın değerini öğretmek için köyleri dolaşan büyücü öğretmenler!..

Asturias’ın büyük bir şiirsellikle kaleme aldığı bu otantik söylenceleri okurken, kişilerini aynı efsanelerden alan “Kukulkan” adlı bir tiyatro oyunu tamamlıyor.

“Bu efsaneler beni tüm sarhoş etti.  … Kızgın bir tabiatın, karmaşık bir bitkiler dünyasının, yerli büyücülüğünün, İspanyol teolojisinin nasıl da bir karışımı!” Paul Valéry

Guatemala’da Hafta Tatili

Guatemala’da Hafta Tatili, dünyanın en büyük yazarlarından, Nobel ödüllü Miguel Angel Asturias’ın halkına adadığı bir kitap. Asturias bu eserinde, ABD marifetiyle başlatılan kanlı darbe sırasında, Guatemala halkının çektiği acıları ve barbarlığa karşı verdiği mücadeleyi çarpıcı kesitlerle hikâye ediyor.

Komünizmle mücadele dernekleri, mezarları kendilerine kazdırılarak kurşuna dizilen sendikalı işçiler, halkı kırıp geçiren paramiliter güçler, silahsız insanların inatçı ve beklenmedik direnişleri, kitle hâlinde tutuklamalar, iftira ve gözden düşürme kampanyaları… Asturias’ın üstün sanat dili, en acı gerçekleri, en çıplak haliyle resmederken bile tavizsiz, benzersiz.

“Bir haydut sürüsünün saldırısına uğrayan insanlar, kendilerini savunacak silahları yoksa ne yapabilirler? Ölmekten başka…”

“Neden savunacaklarmış? Ve kim savunacakmış? Nasıl olsa bu pis Yerlileri temizlemek gerekecek er geç. Bombaladığımız bu kasabaların yok edilmesi daha iyi. Çünkü onları betonarme yapılarla yeniden kurmak için iyi bir bahane olacak bu…”

Kasırga

Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Miguel Angel Asturias, entelektüel üretimine, Orta ve Güney Amerika’daki dinleri, yerel inanışları, mitolojiyi, folklorik dansları vb. inceleyerek başlayan bir yerel kültür araştırmacısı aynı zamanda. İlk edebî ürünlerini, bu akademik araştırmalarını edebiyat diliyle harmanlayarak veriyor ve bu alanda giderek ustalaşarak kıtanın ünlü “büyülü gerçekçilik” akımının da kurucularından biri oluyor.

Asturias’ın 1950-60 yılları arasında kaleme aldığı, “Muz trilojisi” olarak da bilinen üçlemesinin ilk kitabı olan Kasırga, işte bu araştırmalarıyla ulaştığı ustalık döneminin, yerli kültürüyle harmanladığı yazınsal dilinin ve “büyülü gerçekçilik” akımının en önemli yapıtlarından biri.

Bir yanda büyük Amerikan tekellerinin bakir ormanları sökerek açtığı muz tarlalarında çalışan işçiler, köylüler ve Yerliler; diğer yanda küçük toprak sahipleri ve onları örgütlemeye çalışan Amerikalı bir karı koca… Hepsinin üstünde ise kendini bu kez bir “kasırga”yla gösteren o amansız Doğa!

Yazar, edebiyat tarihçisi ve folklor araştırmacısı Tahir Alangu’nun sözleriyle, “Kasırga, burada toplum çatışmalarının, halktan yana olan o esrarlı tabiat güçleri karşısındaki aczini ve küçüklüğünü anlatırken, bir yandan da yabancıya karşı çıkacak büyük bir Yerli direnişin sembolü olarak kullanılıyor.”

Üçlemesinin ardından, “Muz ve gıda sektöründe yabancıların hâkimiyetini eleştirdiği ve Guatamelalı Yerlilerin nasıl sömürüldüğünü anlattığı” için, Soyvetler Birliği’nde dönemin en yüksek nişanı olarak kabul edilen Lenin Barış Ödülü’nü de kazanan Asturias; kökü yüzyıllara dayanan halk kültürünü, modern edebiyatı ve yaşadığımız çağın toplumsal gerçekliklerini harmanlayarak zihnimizde kasırgalar koparmaya devam ediyor…

Yeşil Papa

Latin Amerika edebiyatının Nobel ödüllü yazarlarından ve “büyülü gerçekçilik” akımının kurucularından Miguel Angel Asturias, ülkesi Guatemala’nın ve yerli halkın toplumsal sorunları özelinde, dünyaya, doğaya, emperyalist sömürüye ve kurtuluş olanaklarına bakmaya, kendine has edebî diliyle okurları mest etmeye Yeşil Papa’da da devam ediyor.

Asturias’ın “Muz trilojisi” olarak da bilinen üçlemesinin ikinci kitabının odağında, Chicago’daki büyük muz tröstünün başkanı, “Yeşil Papa” lakaplı Geo Maker Thompson var.

Toprakları, çaresizliklerinden ya da zorla ellerinden alınan köylüler ve Yerliler, birleştirilerek büyük muz tarlaları hâline getirlmiş kendi eski arazilerinde, çok ağır sömürü şartları altında çalıştırılırken; Yeşil Papa da, güçsüz, örgütsüz, saf insanları sömürmekteki dehası sayesinde, büyük bir servet biriktirmektedir. Peki, Yeşil Papa’ya karşı bir direniş mümkün müdür; mümkünse kimlerle, nasıl, ne zaman?..

Muz hevenklerini tarlalardan vagonlara, vagonlardan gemilere yük hayvanları gibi sırtlarında taşıyan köylülerin çetin hayatı bir yanda, Yeşil Papa’nın zalimliği ve hükümetteki adamların alçaklığı diğer yanda… Bu kavganın kazananı kim olacak sonunda?

Yazar, edebiyat tarihçisi ve folklor araştırmacısı Tahir Alangu, Asturias’ın bu büyük kavgayı anlatırken geliştirdiği özgün dilini şu sözlerle anlatıyor: “O, ele aldığı temalara ve yurdunun gerçeklerine uygun düşen, canlı, Avrupa roman geleneğini aşan bir anlatım tekniğine ulaşmıştır. Dünya romanında başka öncüleri de olan bu yeni ve güçlü roman anlayışında, gündelik gerçekleri, olağanüstü bir söz gücü ve canlı bir lirizmle aktaran, iklimin, tropikal bitkilerin, eski inançların, büyücülüğün, geleneklerin, kültür çatışmalarının, iktisadi savaşların birleşerek ortaya konduğu, okuyanları sarsan bir etkileme gücü var.”

Gözleri Açık Gidenler

Latin Amerika edebiyatının büyük ustası Miguel Angel Asturias, bölgenin yerel halklarının, köylülerin ve emekçilerin yaşamlarını, kölelikle eşdeğer çalışma koşullarını, doğayla ve sömürücülerle sürdürdükleri mücadelelerini anlattığı destansı üçlemesinin bu ayağında, Muz Şirketi’ne karşı gerçekleştirilen Grev ekseninde, “gözleri açık gidenler”e ve onların ardından sürdürülen kavgaya odaklanıyor.

gozleriacikgidenler

Gözleri açık gidenler, toplumsal mücadelelerde yitirilen değerler; eşit ve özgür yarınlarda huzur bulabilsin, gözleri artık kapanabilsin diye…

Asturias’ın çizdiği renkli karakterler arasında sıradan köylüler, Yerliler ve işçilerle birlikte, devrimci önderler, öğretmenler, çocuklar, ABD askerleri, “yankee”lerin yerli işbirlikçileri, şirket yöneticileri ve patronlar da var. Üçlemenin bu son kitabında, okudukça insanın içine işleyen güçlü bir aşk öyküsüne de tanık oluyoruz.

Ana kahramanlardan biri olarak ise yine karşımızda Doğa var. Gizem dolu mağaraların dehlizlerinden gelen initiler, gürül gürül akan nehirler, yüce dağların ulu dili, fırtınalar, kasırgalar…

Nobel ödüllü yazar Asturias, tasvir ettiği doğaya uygun bir anlatım dili  geliştirmek konusunda da usta. Doğa onun kaleminde yeniden dile gelirken, içine Yerlilerin öykülerini, mitolojiyi, folkloru, Latin Amerika’nın “büyülü gerçekliği”ni de katıyor.

Haber Merkezi
Haber Merkezi

Latest posts by Haber Merkezi (see all)

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *