Responsive banner image
 

Zamandan Artakalan

1

Necdet Özkaya’nın kitabı Zamandan Artakalan, ilk sayfadan itibaren okuyucuyu soru çemberlerinin içine sokuyor.

Alacaklarınız bittiğinde, harcamalarınız bittiğinde geriye ne kalmış döner bakarsınız. Daha doğrusu elinizde ne kadar kaldığına bakarsınız. Her şey dönüp dolaşıp ‘muhasebe etme’ noktasına gelir ki, hayatla ilgiliyse eğer bu durum, ‘hayatın muhasebesini yapma’ tanımını hiçbir zaman sevmedim. Ama birçok kez yaptım. Ne kadarını harcamıştım hayatın, arta kalan var mıydı? neydi? tekrar kazanabilir miydim?

KirmiziKedi_5

Bazılarımız sık sık bazılarımız arada bir yapıyor hayat muhasebesini. Bazı şeyler hemen oluveriyor, bazı şeyler çok çabalasanız da olmuyor, bazen de olan oluyor. Olacak olan her zaman oluyor zaten. Galiba önemli olan yukarıdaki paragrafta da yazdığım ‘arta kalanlar’ onlar neler ve nerede birikiyorlar?

Necdet Özkaya’nın kitabı Zamandan Artakalan, ilk sayfadan itibaren okuyucuyu soru çemberlerinin içine sokuyor. Daha doğrusu sorgulama, kendinizi dinlemeye başlama, durup düşünme evreninin içine dalıyorsunuz. Altı bölümden oluşan kitap üç farklı yaşamın bir hayatı temsil etmesi üzerine kurulu. Bu hayat hepimizin bir gün gelip illaki sorguladığı Zamandan Artakalan hayat.

Kahraman Kayakan, Mine Miriket ve Asil Asi’nin birbirinden farklı hayatları birbiriyle kesiştiğinde Kahraman’ın kilit cümlesiyle hikâye başlar: “Karşılaştığımız ilk anda, karşımdaki kişinin tüm yazgımı değiştireceğini bilseydim eğer, kaçmaz mıydım ondan köşe bucak?”

Roman, Zamandan Artakalan dönemden önce başlayıp Zamandan Artakalan dönem sonrasına doğru uzanan bir boyutta okuyanı sürüklüyor. Bu sürüklenme sırasında edebiyat, felsefe, aşk, tutku, arzu ekseninde döne döne ilerliyor, her bir paragraftan sonra düşüncelere dalıyorsunuz. Hayata henüz yeni atılmış genç bir adam, zengin ama yorgun bir kadın, hayatını yazmaya ve okumaya odaklamış orta yaşta bir edebiyatçının zamanın içindeki yolculukları okuyanı cezbediyor. Kalın bir kitap olmasına rağmen okumaya devam etme isteğinin bitmeme sebebi bölümlerden bölümlere geçerken çok sevdiğimiz yazarların öğreti tadındaki sözlerinin yerli yerinde serpiştirilmiş olması.

Hayatın size neleri getirdiği ve sizden neleri götürdüğü neredeyse tüm açılarıyla sorgulanıyor. Birinci sayfadan itibaren ‘zaman’ gerçeğini anlamaya ve hayatı okumaya başlıyorsunuz aslında; bu, kitabın yapı taşı.

Kitap boyunca yazılan, çizilen, anlatılan, sorgulanan, istenen, istenmeyen onca şeyden sonra çok basit bir soruda birleşiyor ne var ne yoksa her şey:

“Hayat, sıradan bir “merhaba” demek dışında nedir ki?”

O zaman onca kelimeden sonra yazılacak bir tek kelime var.

Merhaba

img-20161114-wa0005

 

 

  • Zamandan Artakalan nedir?

Uygun görürseniz bu soruyu yanıtlamak istemiyorum; tam 81. 023 kelime ve 457 sayfa boyunca bunu anlatmaya çalıştım Zamandan Artakalan’da. Bence okurlarımız romanı okuyup bitirdikten sonra kendi deneyimlerine dayanarak ulaşmalılar sonuca.

  • Yaşları, meslekleri, istekleri farklı üç karakterin farklı zamanlardan çıkıp gelmiş olsalar bile sonunda ‘artakalan’ o şeyin veya şeylerin aynı olması ironik geldi bana. İronik mi sizce de yoksa hayat tam da böyle bir şey mi aslında?

Kahraman Kayakan 17 yaşında, Mine Miriket 30 ve Asil Asi ise 65 yaşında; her üç roman kahramanım yazmayı, okumayı, üretmeyi ve kurgulamayı seviyor, önemsiyor ve hayatlarını bu yolda sürdürmek istiyorlar, bu nedenle artakalanların aynı olması kesinlikle ironik değil, aksine, hayat tam anlamıyla bu tür bir süreç.

  • Romanda edebiyatı ve yazmayı önemli bir yol gösterici olarak göstermişsiniz. Neden? Edebiyat olmazsa olmaz mı gerçekten? Edebiyat okuma-yazma konusunda dibe vurmuşdurumda ama yaşayıp gidiyoruz işte, öyle değişl mi?

Öyle değil! Fransa ve İngiltere’de kitap okuma oranı % 21, Japonya’da % 14, ABD’de % 12, İspanya’da % 9 ve ne yazık ki Türkiye’de  %0,1 (Binde bir); dibe vurmaktan öte neredeyse yokuz. Edebiyat, kişinin daha akıllı olmasını sağlar, duygularını geliştirir, beyin hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirir; tanımadığı, 200 yıl yaşasa dahi karşılaşamayacağı yeni ve farklı hayatların içerisine girmesini sağlar, daha güzel konuşmasına yardımcı olur, evet, edebiyat olmazsa olmaz, gerçekten olmaz. Kitap okuma oranları yüksek ülkelerin gelişmişliklerine, insan haklarına verdikleri öneme, refah düzeylerine bakın önce ve dönün okuma oranı % 0,1 olan bizim sevgili ülkemize; ne görüyorsunuz?

  • Son derece pozitif bir romanla, hikayeyle karşı karşıyayız. Tüm yıkıntılardan sonra, Tüm hayal kırıklıklarından sadece ‘merhaba’ diyerek yenilenebilir mi insan gerçekten?

Önemli olan hiçbir zaman ve korkunç olumsuz koşullar altına dahi vazgeçmemektir, sürekli yenilenebilmektir, günlük sıkıntı ve sorunları çok fazla ciddiye almamaktır, büyütmemektir, umutsuzluğun yıpratan kıyılarına uğramamayı bilmektir; gerçekten inanıyorum ve tüm yüreğimle biliyorum ki Hayat, sıradan bir “Merhaba” demek dışında bir süreç değil.

  • Zamanın muhasebesi yapılabilir mi??

Yapılabilir elbette ki ayırdında olalım veya olmayalım hepimizin sürekli yaptığı bir değerlendirmedir zaten. Kişi, bir gün öleceğini bilerek yaşıyor, ancak ne zaman öleceğini bilmiyor; bazen düşünürüm ki Zamandan Artakalan’da da yazdım; insanlar ölecekleri günü, hatta saati, dakikayı bilselerdi eğer, daha farklı, iyi, doğru ve onurlu bir dünyada yaşıyor olabilir miydik?

  • Zamandan Artakalan
  • Yazar: Necdet Özkaya
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 2016
  • Sayfa Sayısı: 457 Sayfa
  • Yayınevi: GOA Yayınları
Aynur Kulak

Aynur Kulak

2015 yılında ilk kitabı Günlerden Bir Gün, İnkılap Yayınları’nın Roman yarışmasında İkincilik ödülünü alarak yayınlandı. Takip eden yıllarda çeşitli dergilerde denemeleri ve öyküleri yayınlandı. 10 yıllık bir aradan sonra yazmaya geri döndü. Ve tekrar kitaplar üzerine ve sinema üzerine yazmaya başladı.
Aynur Kulak

Latest posts by Aynur Kulak (see all)

Paylaş

1 Yorum

  1. Necdet Özkaya’nın tüm eserlerini okudum ve bu kitabı ilk okuyanlardan birisi olarak söyleyebilirim ki, hayatı anlatıyor. Şaşıracak hiçbir şey yok, kattıkları var.
    Necdet Özkaya’ya bu değerli eseri için, Aynur Kulak’a da bu röportaj vasıtasıyla kitabı yorumlayıp yazara sormak istediklerimize tercüman olduğu için teşekkür ederim.
    Kalemi güçlü bir yazarın verdiği zekice cevaplar…
    ancak tabi ki okuma düzeyiyle ilgili verdiği rakamlara bağlı cevap beni şahsen çok üzdü ve ülkem adına utandırdı. Daha çok okumalıyız.

Cevap Yazın