Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Zamanın Efelenmeyen Efeleri ve Bir Efe Yazar

0

Etem Oruç, yıllardan beri efelerin izini sürüyor. Yıllar önce Demirci Mehmet Efe’ye verdiği sözü tutuyor. Efe dedesine verilen bir efe sözüdür bu, efeleri yazmak.

Etem Oruç, yıllardan beri efelerin izini sürüyor. Yıllar önce Demirci Mehmet Efe’ye verdiği sözü tutuyor. Efe dedesine verilen bir efe sözüdür bu, efeleri yazmak. Muğla, Aydın, İzmir, Denizli, Manisa gibi önde gelen efe topraklarını adım adım dolaşıyor. Efelerin yaşadığı dağları, su içtiği pınarları, köylerini, evlerini ve mezarlarını araştırarak yazıyor. Bu araştırmalarında iğne ile kuyu kazar gibi uğraşarak tanıklara ulaşıyor. Kısacası incelikli, bir alan çalışmasıyla verileri, topluyor. Verileri böylesi bir özenle toplamakla yetinmiyor. Döneme, alana, kişi ve olaylara ilişkin arşiv araştırması yaparak, belgeleri de harmanlıyor.

KitapEki
KitapEki

Etem Oruç’un yaptığı çalışma ve izlediği yöntem, aslında yapılması gereken bir yol ve yöntem. Ancak çok kişi bu denli zor bir işin ve yükün altına girmediği için, yapılan çalışma daha değerli bir hale geliyor. Yazar, efeleri araştırıp yazarken, bir efe gibi dağlara çıkıyor. Sözün hem düz anlamıyla hem de mecaz anlamıyla. Yazdığı efeler de, yaşadıkları zamanın yüz akı olan, öyle her zaman “efelenmeyen” ağır efeler. Etem Oruç da, yazdığı efeler gibi bir efe yazar.

Bu efe yazar belirttiğimiz yoğun araştırma ve çalışmasıyla bize değerli bir toplam sunuyor: Nazilli Cumhuriyeti, Çakıcı Dağdan İnmiyor, Gizemli Kadın Efe, Atçalı Kel ve Yağdereli Sinanoğlu Efe, Şu Egenin Efeleri, Ege’nin Kızı, Birgili Cennetoğlu, Ege’de Börklüce ve Bedreddin, Umur Bey’den Atatürk’e Efelik…

Hani neredeyse, Ege’de efelik Etem Oruç’tan sorulur hale gelmiş bulunuyor. Yani bir yerde efelik dağının efesi Etem Oruç. Kendisiyle ortak bir geleneğimiz olduğu için de ayrıca benim açımda bir özel yeri var: Ortaklar Köy Enstitüsü Ortaklar Öğretmen Okulu olduğu zaman Etem Oruç bu okulu bitirmiş. Ben de Ortaklar Öğretmen Lisesi dönemine yetiştim. Köy enstitüsü kültürü öylesine kalıcı bir biçimde okula yerleşmiş ki, bırakın bir abim olan Ertem Oruç’u, kapanıştan yirmi yıl sonra bu okulda öğrenci olmama karşın, “köy enstitüsü kültürü” ile karşılaştım. Etem Oruç ağabeyimiz de bu kültürün övüncümüz olan bir yüz akıdır.

Bu arada, Etem Oruç’un kitaplarını yayımlayan Berfin Yayınları ve İsmet Arslan’ın da hakkını vermek gerek. İsmet Arslan da tek başına yayıncılığı sürdüren bir efe cesaretiyle, övgüyü hak ediyor. Sahici iyi niyetlerle ve büyük manifestolarla başlayıp birkaç sayıda biten nice dergiler var. İsmet Arslan ise, Berfin Bahar’ı yirmi beş yıla taşımış durumda. Büyük bir alçakgönüllülükle ve sessizce!

Efelik meselesi

Ekonominin başat olduğu toplumsal değişim dönemlerinde genellikle yeni oluşumlar, durumlar ortaya çıkar. Öyle ki, ortaya çıkan yeni durumlar çoğu zaman toplumsal değişimin bir tamamlayıcı kavramı olan “gelişmeyi” tartışmalı hale getirebilir. Bunun en tipik örneği, ekonomik gelişmenin, toplumsal kesimler arasından gelir uçurumu olarak nitelenebilecek derecede bir gelir adaletsizliğini ortaya çıkarmasıdır.

1859-1950 döneminde İzmir Aydın arasında kurulan demiryolu hattı ve buna bağlı olarak tarımsal ticaretin çok hızlı gelişmesi, belirttiğimiz gelir adaletsizliğinin yaşanmasına neden olmuştur. Zenginliğin belli ellerde toplanması, doğaldır ki yoksulluğun ve yoksuların artması sonucunu doğurur. Böyle bir tabloda, zenginlik ve zenginler,  yoksulların ve bu yoksul çevrelerde yetişen kimi kişilerin dikkatini çeker. Arkasından, bu zenginliğe el koyma hareketleri başlar. Bu süreç, sadece Ege’ye özgü olmayıp, Güney Amerika’dan Asya’ya ve orta Doğu’ya az çok değişiklikler gösterse de, genelde hep benzerdir.

Ege’de zenginliğin açıklandığı biçimde artışı, gelir eşitsizliği sonucunu doğurmuştur. Bu sonuçta, başkaca etkenlerle birlikte ve efe/zeybek kültürün o dönemde yeniden biçimlenmesi için önemli bir etken olmuştur; Bir çeşit – ve yetersiz- bir sosyal dengeleme mekanizması diyebiliriz.

Osmanlı Adriyatik kıyılarına geldiğinde, yükselme dönemimin rahat ekonomik koşulları, Adriyatik’de deniz haydutluğunu doğurmuştur. Benzer bir biçimde, Şam Hicaz hattında Bedevi eşkıyalığı yaşanmıştır. Ege’de, İzmir Aydın hattı ve hinterlandında yaşanan tarımsal ticarettin gelişmesi sürecinde, efe/zeybek olgusu ve kültürü çok önemli oranda artmış, yaygınlaşmıştır. Anadolu’da, 1600’lü yılların başında yoğun olarak yaşanan “Celali isyanları” geleneğinden de tarihsel ve kültürel olarak etkilenen efe/zeybek olgusu ve kültürü, arkasında önemli bir tarihsel, kültürel ve folklorik iz bırakmıştır. Bu iz hala canlı ve günceldir.

Literatür meselesi

1850 ve sonrasında Ege bölgesi ve çevresinde yaşanan ekonomik ve toplumsal değişimlerin etken olduğu efe/zeybek olgusu ve kültürü konusunda -her konuda olduğu gibi!- literatürümüz çok yetersiz. Bu konuda öncelikle Yaşar Kemal’in Çakırcalı Efe adlı eseri aklımıza geliyor. Çakırcalı Mehmet Efe, Yörük Ali Efe ile birlikte hakkında kitap en çok kitap yazılan efelerden ikisi.

Bu konuda ilk aklımıza gelenler olarak; “Bize Derler Çakırcalı (Halil Dural), “Çakırcalı Mehmet Efe (Murat Sertoğlu), Yörük Ali Efe (Sabahattin Burhan) gibi farklı örnekleri sayabiliriz. Monogafik eser olarak bana göre bir baş ucu/kaynak kitap niteliğinde olan, Sabri Yetkin’in “Ege’de Eşkıyalar” adlı eserini burada mutlaka anmalıyız. Yine Ersal Kavi’nin “Efeler” adlı kitabı da unutulmamalı. Yakın zamanda yayımlanan, “Atçalı kel Mehmet Efe” (Mehmet Başaran-Aysun Sarıbay Haykıran- Ali Özçelik) dikkatimiz çeken çalışmalardan. Elbette, zayıf nitelememize karşın bütün kitapları burada saymadık. Toplumsal hayatımızda, kültürümüzde ve gündelik konuşmalarımızda da çokça yer almasına göre bir oranla, yapılan çalışmaların azlığı ve zayıf literatür söz konusu.

Bu zayıf ortama, Etem Oruç kendine has çalışma ve yazma üslubu ile özel bir zenginlik katıyor. Bu nedenle, bu yazımızda tek bir kitabına dair yazmak yerine, Etem Oruç’un bütün kitaplarını liste olarak bilginize sunuyoruz.

Etem Oruç kitapları;

Umur Bey’den Atatürk’e Efelik, Ege’de Börklüce ve Bedreddin, Gizemli Kadın Efe, Ege’nin Kızı, Şu Ege’nin Efeleri, Birgili Cennetoğlu Ege’deki Efelerin Yüzyıllar İçindeki Değişimi, Atçalı Kel ve Yağdereli Sinanoğlu Efe, Çakıcı Dağdan İnmiyor, Nazilli Cumhuriyeti

Sabri Kuşkonmaz

Sabri Kuşkonmaz

Hukukçu-Yazar/Şair.
Şiir, roman, anlatı, film öyküsü ve seçki olarak yayımlanmış on altı kitabı var.
Kısa Film ve belgesel çalışmaları yaptı. BESAM kuruluşunda görev aldı. Çağdaş Hukukçular Derneği’nde YK üyeliği yaptı. PEN Türkiye Merkezi YK üyeliği ve genel sekreterlik yaptı. Edebiyatçılar Derneği ve TYS üyesi.
Hukuk Fakültesini bitirdi. Marmara Ü. İletişim Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Halen Beykent Üniversitesi’nde sinema-televizyon doktora programında öğrenci.
Otuz yıl avukatlık yaptı. Altı yıl Birgün Gazetesi'nde köşe yazarı olarak kültür sanat yazıları yazdı.
Sabri Kuşkonmaz

Latest posts by Sabri Kuşkonmaz (see all)

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *