Ahmet Cemal ve Franz Kafka’nın Dönüşüm’ü

Kafka edebiyatında ortaya çıkan yoğun acımasızlık, yalnızlık, çaresizlik, korku ve belirsiz gelecek tahayyülü çatışma ve savaş dönemini hazırlayan buhranlı ortamı ve yıkıcı karanlığı tarif eder.

Çeviri  edebiyatının baş yapıtlarını Türkçe’ye kazandıran Ahmet Cemal’in 1 Ağustos 2017 tarihli beklenmedik ölümü, bütün gözleri bu ünlü düşünürün, ünlü çeviri eserlerine çevirdi.  Özellikle dünya edebiyatının  kendisi olarak tanımlanan Franz Kafka ve onun en tanınmış öyküsü Dönüşüm yayımlandığı tarihten itibaren  üzerinde en fazla konuşulan ve tartışılan eserlerinden biridir. Ahmet Cemal’in Can Yayınlarından 2001 baskılı çıkan bu eser  daha önce Türkçe’ye Değişim olarak çevrilmiştir. Kitabın Değişim olarak bilinen adının gerçekte Dönüşüm olması gerektiği ifadesi Ahmet Cemal’in açıklamasında şöyle yer bulur: “Gregor Samsa’nın bir sabah kendini yatağında bir böcek olarak bulması, salt bir değişim değil fakat başkalaşımdır. O, insanlığını koruyarak bazı değişiklikler geçirmemiştir; artık farklı bir canlı türü olmuştur.”[1]

Orijinal  adı Die Verwandlung olan eser ilk kez 1915 yılında  “Die Weissen Blaetter” adlı dergide yayımlanmıştır. Çek asıllı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak  Prag’da doğan Franz Kafka’nın(1883-1924) yaşadığı yıllar,  geleneksel taşra kökenli toplum yapısından kent merkezli modern   topluma geçildiği döneme denk düşer. [2] Avrupa’da sanayileşme geleneksel toplumsal yapılarını etkilemiştir. Yeni  yaşam merkezi olarak kentler ön plana çıkmıştır. Binlerce insanın bir arada yaşadığı kentler yeni iş kolları ve mesleklerin geliştiği bir toplumsal yapıya evirilmektedir. Böyle bir toplumda insanın doğası gereği kendi arasında yaşandığı varsayılan/beklenen  dayanışma ve karşılıksız yardımlaşma duygusu faydacılık eksenine oturmuş, insanlar ortaya çıkan yeni ekonomik ilişkiler nedeniyle kendi doğasına yabancılaşarak, yeni işler ve bu işlerde görev almaktan kaynaklanan -makineleşmiş işbölümüne dayalı- yeni ilişkiler kurmuştur.

Kafka’nın Dönüşüm eserinde kurguladığı anlatım, sanayileşme ve kent yaşamının doğurduğu yeni ilişkilere eleştirisel bir bakış açısıdır. Bu yeni iş bölümünü ve  onun getirdiği ahlaki yapı,  küçük burjuva ailelerde “para kazanma erdeminin”  birincil tercih olarak öne çıkması ve  insan  kendi doğasına yabancılaşması oldukça karamsar ve trajik bir sonla tamamlanır eserde. Dönüşümü gerçek anlamda bir baş yapıta dönüştüren, öykünün insanın kendi emeğine ve özüne yabancılaşma temalarını göz alıcı betimlemeler ve benzersiz kurgu ile sergilemesindendir. Öyle ki kendinden sonra ortaya çıkan pek çok yazara ilham olan bu çalışma, Nobel ödülü sahibi Elias Canetti tarafından en yetkin düzeydeki anlatım sanatının tipik örneği[3] olarak nitelendirir.

Dönüşüm’ün öyküsü kuma pazarlamacısı Gregor Samsa’nın bir sabah böceğe dönüşerek uyanmasıyla başlar. Ve olayın başlangıcından itibaren değişen sosyal ilişkiler, durum  ve olaylar  okuyucuyu da  içine alan acıma, tiksinti, çaresizlik ve ölümle sonuçlanan bir sarmalın içinde tamamlanır. Okuyucu ne tam olarak öykünün kahramanı Gregor Samsa’nın yanında yer alır, ne de onun yaşadığı dramdan uzak kalabilir. Ancak kötü sona giden bu izlekte  okuyucu Gregor Samsa ile eşleşmekten de kendini alıkoyamaz.

Gregor Samsa kabuslarla dolu düşlerden uyandığı bir sabah kendini yatağında böceğe dönüşmüş olarak bulur. İlk başta yaşadığının gerçek olduğuna inanamaz. Fakat yatağından kalkmak isteyince bunu beceremez ve yeni durumunu kavramaya başlar. Annesi uyanamadığını düşünerek yattığı odanın kapısından ona, işe geç kaldığı için seslenir. Çoktan uyanmış olan Gregor ıslık sesine benzeyen bir sesle annesine cevap vermeye çalışır. Ancak  annesine verdiği cevap sesindeki garipliğin/değişikliğin farkına varmasına neden olur.

Gregor işe gidemediğinden patronu evine gelir ve onun neden işe gelmediğini öğrenmek ister. Oda kapısının arkasından seslenen patronu, Gregor’un  telaşla kapılmasına neden olur.  Kapıyı  hemen açarak yola çıkacağını ve birazdan büroda olacağını söyler, anlaşılmaz o sesiyle. Önce ağzıyla odanın kilitli kapısını açar, daha sonra kendisini bekleyen patronunun yanına gitmek üzere hareket geçer. Amacı patronuyla birlikte büroya gitmektir. Ancak patronu  çoktan evden çıkıp gitmiştir.

Gregor’un babasıyla ilişkisi  soğuk ve gerilimlidir. Böceğe dönüştükten sonra babasının bastonuyla her an öldürülme tehdidi altında olan Gregor, bir gün odadan gitmesi için babası tarafından elma bombardımanına tutulur. Fırlatılan elmalardan biri Gregor’un tam sırtına isabet eder ve elmanın bir parçası orada gömülü kalır. Böylece Gregor’un sırtında iyileşmeyen ve onun ölümüne neden olacak büyük bir yara açılmış olur.

Başlangıçta Gregor’un ihtiyaçlarını gideren, Gregor’un sevdiğini düşündüğü için kokmuş ve bayat yiyecekleri ona götüren ve onunla ilgilenen kız kardeşinin tutumu Gregor’un iyileşme umudunun kalmaması  üzerine değişir. Kız kardeşinin konservatuvar okumak için paraya ihtiyacı vardır.  Gergor bu parayı karşılayamadığı için kız kardeşi çalışmaya başlar ve ekonomik bağımsızlığını kazanır. Ekonomik güce kazanmasıyla birlikte Gregor’a olan tutumu da değişir. Artık onun odasına uğramaz ve temizliğini yapmaz. İçindeki iyileşip tekrar işe gitme umudunu yitirmeyen ve ailesinin acımasız ve aşağılayıcı davranışlarını haklı bulan Gregor, onları korumak için kendisini onlardan uzak tutmaya çalışır. Ancak hem anne ve babası hem de kız kardeşi artık onu istememektedir. Kız kardeşi onun yeni görüntüsünden nefret eder. Ve   ondan  ilk kurtulmak isteyen ve  bunu ilk dile getiren de yine kız kardeşidir.

Babasının elma bombardımanıyla sırtında açılan yaralar kısa bir süre sonra Gregor’un ölümüne sebep olur. Bir sabah evin hizmetlisi Gregor’u odasında ölü bulur, aile bireylerine haber verir. Aile durumu gayet normal karşılar ve günlük hayatlarına devam eder. Gregor’u da hizmetli faraşla çöpe atar. Aile rahatlar ve uzun zamandır planladıkları seyahate çıkarlar.

Dönüşüm usdışı/absürd sanatın en iyi anlatısı olarak adlandır. Ancak eserin çevirmeni Ahmet Cemal bu durumu  şöyle  açıklar. “…olan dünyayı olabildiğince nasıl ise, öyle temize çekmeye çalıştı  ve bunu başardı. Onunla aynı zamanı paylaşan kimileri, yazdıklarını dinlediklerinde veya okuduklarında, bunlara  her zaman ‘hezeyan’ sözcüğünü kullanmasalar bile en azından ‘fantastik’, ‘gerçeküstücü’ vb. gibi yakıştırmalarda bulundular. Gelgelelim bütün o ‘fantastik’ denilen, ‘hezeyan’ diye nitelendirilen ‘kurmacalar’, Kafka’nın ölümünden en geç 20-30 yıl sonra insanlığın karşısına gerçek dünyanın ta kendisi olarak çıktı.”[4] 

Gerçekten de Kafka edebiyatında ortaya çıkan yoğun acımasızlık, yalnızlık, çaresizlik, korku ve belirsiz gelecek tahayyülü çatışma ve savaş dönemini hazırlayan buhranlı ortamı ve yıkıcı karanlığı tarif eder. Albert Camus’ün korku çağı olarak adlandırdığı  bu çağ, insanlar arası bağın kopması, tek başına kalan insanın kendine yabancılaşması, ötekine karşı duyduğu korku Kafka’yı  dünya edebiyatının merkezi haline getiren  ve varoluşçuluk felsefesine temel oluşturduğu söylenen öngörülü dünyasıdır. Kafka 9 Kasım 1903 tarihli mektubunda yalnızlık, tek başınalık ve korkunun kaynağını şöyle dile getirir: “… Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında ne sen benim acılarımı anlıyorsun, ne de ben seninkileri. Ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilirsen, benim hakkımda da ancak onu bilirsin…”[5] Bugün çok daha yoğun yaşadığımız böylesine bir umursamazlık ve insan ve toplum ilişkilerinde neredeyse iletişim yollarının tamamen kesilmesi daha büyük korku ve yıkımları beraberinde getirmektedir. Varoluşçuların dediği gibi doğaya tek başına bırakılan insan, yan yana olmak için  kendine yeni yollar bulmalıdır.

  • Dönüşüm
  • Yazar: Franz Kafka
  • Çeviri: Ahmet Cemal
  • Türü: Öykü
  • Baskı Yılı: 56. Baskı: Şubat 2017
  • Sayfa Sayısı: 104 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

 

[1] http://www.dr.com.tr/Kitap/Donusum/Franz-Kafka/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000064022

[2] http://sbedergi.ibu.edu.tr/index.php/sbedergi/article/viewFile/8/1323

[3] http://www.kitapyurdu.com/kitap/donusum/10210.html

[4] http://ilerihaber.org/yazar/kafka-ya-da-bir-donusumun-bedeli-52904.html

[5] Cemal, Ahmet, Lanetlenmiş Ağustos Böcekleri, Can Yayınları, s.119

Perihan Tunçbilek
Latest posts by Perihan Tunçbilek (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

İhraç edilen akademisyenlerden yeni bir kamusal alan projesi: Kültürhane

Read Next

Albert Camus’nun kendi sesinden: Dostoyevski ve ‘Ecinniler’

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *