Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Akdeniz ile Ortadoğu arasındaki geçitte bir Mutfak: Lübnan

0

Lübnan bir geçittir ve 4000 yıldır işlemektedir. Ortadoğu’yu Akdeniz’e bağlar. Bu bağ bugün göçler, anılar ve acılar kadar Lübnan Mutfağında da vücut bulur.

Finike ile Fenike’yi hep karıştırırdım. Ta ki ikisinin de aynı olduğunu keşfedene dek! Stres kalkınca karıştırmaz olmuştum… Hatay’ın hemen güneyinden başlayarak bugünkü Lübnan’ı da içene alacak şekilde Filistin’e doğru uzanan sahil şeridinde kurulmuştu Fenike uygarlığı bundan 4000-4500 yıl önce… Fenike adını da onlara veren çağdaşları Antik Yunanlılarla (ticari ve askeri) rekabet içinde olan Fenike uygarlığı, siyaseten değilse de kültürel zenginliğini günümüze kadar taşıdı: En çok da Lübnan Mutfağı içinde. Başka bir değişle günümüz Lübnan mutfağının kökenlerinden biri antik Finike’dir.

Ancak antik Fenike nedir? Bu soruya bir cevap vermeden ne Lübnan Mutfağı ne de diğer zenginliği olan mutfakların kaynakları anlaşılabilir .(Bu yazılarda yapmaya çalıştığımız tam da budur.)

4000 yıl önce Fenike’den gemilerle denize açılıp Anadolu kıyılarını takip ederek bizim bugün Finike dediğimiz kenti (koloniyi) kurup oradan Rodos’ ve Girit’e ulaşırlar. Buralarda da ticaretlerine zemin koloniler, kentler kurarlar. Ege’den öteye geçmelerini Yunanlılar engellemektedir ve onlar da güneye dönerler. Fenike’den güneye, Mısır’a ve sonra da Kuzey Afrika kıyılarını izleyerek Kartaca’yı kuracakları Tunus’a kadar ilerlerler. Oradan Cebelitarık, Cadiz ve Malaga’yı kuracakları İspanya’ya ve Fas’a, Tunus’dan (Kartaca) da Malta ve Sicilya’ya, Sardunya’ya geçerler. Yüzlerce koloni kent kurarlar. Bugün bildiğimiz Akdeniz kentlerinin büyük kısmı Fenike kolonisi olarak kurulmuştur. Olağan üstü bir ticaret ağı oluştururlar Akdeniz’de.

Bunun anlamı Akdeniz’deki tüm kolonilerden Fenike’ye, merkeze kültür akmıştır. Burada birikmiş rafine olmuş, Fenike’ninkilerle karışmış, Fenike’yi besleyen ve Fenike’den beslenen Fenike’nin arkasını yasladığı topraklardan yani Suriye ve Mezopotamya’dan süzülüp gelen kültürle birleşmiş, alaşımlanmıştır. Ortaya çıkan yeni kültürün bugüne ulaşan en büyük parçası daha sonra bir çok kez daha yeniden harmanlanacaktır: Roma, Makedon, Pers, Arap, Müslüman, Hristiyan, Osmanlı, Ermeni ve son Fransız işgalcilerin kültürleri tarafından yok edilememesinin ve bu yeni ögeleri eklemleyebilmesinin temel nedeni de Fenike’den devraldığı güçlü zemindir.

Lübnan bir geçittir ve 4000 yıldır işlemektedir. Ortadoğu’yu Akdeniz’e bağlar. Bu bağ bugün göçler, anılar ve acılar kadar Lübnan Mutfağında da vücut bulur.

Amin Maalouf’un eşi Andree Maalouf’un Lübnanlı bir şef olan Karim Haïdar ile birlikte hazırladığı ve Yapı Kredi tarafından yayımlanan “Dünden Bugüne Lübnan Mutfağı” adlı yemek kitabı, özetlemeye çalıştığım kültürel birikimin en lezzetli ve pratik sonucudur!

Amin Maalouf’un önsözüyle başlayan kitabın Giriş bölümünde dendiği gibi, “Lübnan mutfağı hem ün salmıştır hem de yeterince tanınmaz. Naçizane Beyrut’tan ya da bir köyden çıkmış bazı yemekler dünya çapındaki sayısız sofralarda yer bulduysa da Lübnan mutfağının tatlarındaki inceliği, esin kaynaklarındaki çeşitliliği yeterince yansıtmaz.”

Bu kitap defalarca göç yaşamış, bugün Avustralya, Brezilya ve Kanada gibi çok uzaklardan Fransa başta omak üzere tüm Avrupa’ya yayılmış Lübnan’ın keyfini de acılarını da, bize bugün fettuş/fette, tebbule, mütebbel, humus, mudabbara, müceddere, menâkiş, kibbe, şeyhülmahşî, bedfine, muluhiye, maklube, siyyadiye, haytayla, mamul, Osmaliye/Osmaniye gibi bazılarını bizim sandığımız ama bazılarını az çok bildiğimiz yemekler, tatlılar ve çeşitli yararlı bilgi eşliğinde anlatılıyor.

Bizim sandığımız yemeklerin nereden geldiğini anladıkça bizim kim olduğumuzu da anlamak kolaylaşıyor, yada kim olmadığımızı…

  • Dünden Bugüne Lübnan Mutfağı
  • Yazan: Andrée Maalouf – Karim Haïdar
  • Çeviren: Elif Gökteke
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
  • Sayfa Sayısı 176
  • Baskı Yılı: 2013

Aziz Hatman

1967, İstanbul doğumlu. Mutlu çocuk…
Sınırlı sayıda şiiri dergilerde yayınlandı. Dijital öncesi siyah beyaz fotoğraf çekti. Anlatmaktan yorulunca yazmaya başladı. İlk romanı Son Teşebbüs böyle doğdu. Yemeyi, pişirmeyi ve muhabbetini seviyor.
Aziz Hatman

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *