TUDEM
 
DESTEK

Anne Kafamda Bit Var

Faba Kahve

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan’ın 1980 darbesinin hemen arkasından Almanya’da yaptığı bir konuşma nedeniyle tutuklanmasını ve sonrasında gelen sorgulama, yargılanma sürecini anlatıyor.

16 Eylül günü kaybettik Tarık Akan’ı. Türk sineması tarihine adını yazdıran büyük bir aktördü o. Bunun da ötesinde Türkiye ve dünya barışını dileyen, halktan yana tavrını ortaya koyan çok yönlü bir sanatçıydı aynı zamanda. Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan’ın yazdığı tek kitap. 12 Eylül darbesi sonrası tutuklanmasını ve yaşadıklarını anlatan bir anı kitabı. Hem Akan’ın acı kaybı hem de darbe-demokrasi-12 Eylül tartışmalarının bu denli içinde olmamız nedeniyle tekrar elime aldım, bir solukta okudum, bir dönemi hatırlayarak, içim yanarak, üzülerek.

 
KitapEki
KitapEki

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan’ın 1980 darbesinin hemen arkasından Almanya’da yaptığı bir konuşma nedeniyle tutuklanmasını ve sonrasında gelen sorgulama, yargılanma sürecini anlatıyor. Bir anı kitabı olmakla beraber Türk siyasi hayatında çok önemli bir döneme de tanıklık ediyor aynı zamanda. Duru, yalın bir anlatıma sahip olduğu için oldukça hızlı okunabilen bir kitap. Ancak bu akıcı anlatımın altında yoğun psikolojik bir katman yer alıyor aslında. Olayları anlatırken içinde bulunduğu duygusal durumu da derinden hissettiriyor okura. Kendi yaşadıklarının yanında o dönemde gözaltında ve hapishanelerde yaşanılanlara dair anlatılanlar, anı kitabı olmanın ötesine taşıyor anlatıyı.

Anti-demokratik dönemleri, işkenceyi, insanlık dışı koşullarda yapılan sorgulamaları okurken bir yandan da çaresizliği, korkuyu, direnme ve dayanma istencini, yenilmeyi, acıyı duyumsuyorsunuz. Bağırmadan, sloganlaştırmadan, ajite etmeden usul usul anlatıyor Akan. Siyasi Şubeyi, gözaltını, pisliği, çığlıklarını duyduğu gençleri anlatıyor. Olaylara, görüntülere, isimlere odaklanarak tarif ediyor duyguları. Yüksek bir hapishane duvarının verdiği hiçlik duygusunu, en çaresiz anda bile mizah duygusunu kaybetmemeyi, aynı hücreyi paylaştığın insana hem güvenip hem de kuşkulanmanın yarattığı ikilemi anlatıyor bize.

“Konuşacak halim kalmamıştı. Havaalanının ortasındaki karmaşa ve gürültüde siyah-beyaz ve hareketsiz dikiliyordum. Bu manzaradan makasla oyulup çıkarılmış, başka bir deftere yapıştırılmıştım.”

Gözaltında ya da hapishanede tanıdığı diğer tutukluları, görevli polis ya da askerleri olabildiğince tarafsız anlatmaya çalışıyor. Sistemin bozulan çarklarının, değişik derecelerde olsa da herkesi etkilediğini hissettiriyor. Ancak gene de devrimcilere olan sempatisini de gizlemiyor.

İşkence görmüyor Tarık Akan. Belki de ünlü olması nedeniyle oradaki diğer siyasi suçlulara göre daha rahat bir süreç yaşıyor. Ama gene de aşağılanıyor, hücreye kapatılıyor. Sesini duyuramamanın, derdini anlatamamanın çaresizliğini hissediyor o da. Bir gazetenin yanlı ve yalan haberiyle suçlanmasını bir türlü anlatamıyor. Sorgusu yapılmadan günlerce kötü koşullarda ve pislik içindeki hücrelere kapatılıyor. Açlığa, pisliğe, bitlere dayanmak zorunda kalıyor. Bir sigaraya hasret duyarak, vatana ihanet ettiği söylenerek, vatan haini ilan edilerek.

“Sürü filmini neden yaptın? Maden, Demiryolu gibi filmlerde neden oynuyorsun? Bu vatana neden ihanet ediyorsun? Durmadan soruyorlardı. Hiçbiri, ‘Neden tutuklandın?’ / Almanya’daki olay neydi?’ / ‘Tercüman gazetesi neden öyle yazdı?’ diye sormadı.”

Kitap sekiz bölümden oluşuyor. Tarihsel bir sırayla anlatıyor yazar başından geçenleri. Bir tek hapishanede Yol filmi çekimleri sırasında yaşadıklarını hatırlaması üzerine dördüncü bölümü Yol filmine ve Yılmaz Güney’le olan anılarına ayırmış Tarık Akan. Bu bölüm, okuru anlatının ağır psikolojik havasından uzaklaştırarak rahatlatan bir özellik kazandırmış. Ancak filmin hikâyesini okurken de, 12 Eylül döneminde bir film çekmenin bile ne kadar zor olduğunu, Yol’un ne kadar çetin uğraşlarla yaratıldığını anlıyorsunuz.

“Ne kadar da yorgundum. Uyumak istiyordum ama başaramıyordum. Gözümün önüne Bingöl’de Yol filmini çekerken kar üzerinde uyuyuşum gelmişti. Nasıl da güzel uyumuştum orada. Filmde oğlumu oynayan çocuğun kepeneğini almıştım, yere serip üzerine kıvrılmıştım. Bir tek ağzımı açıkta bırakmıştım. Buz gibi, tertemiz hava ciğerlerime dolmuştu. Kendimden geçmiştim…”

Bir darbe dönemini, olağandışı koşulları, anti demokratik bir yapıyı yaşarken bir yandan da hayatın akıp gittiğini, sessiz kalabalıkların bu bozuk sistemin dişlileri haline geldiğinin de farkına varıyorsunuz. Belki de en çok bu umursamaz kitleler zor geliyor, haksızlıklara karşı dayanmaya çalışırken insana.

“Gözyaşlarımı ağabeyimden saklamaya çalıştım, dışarıya baktım. Sokaklardan, caddelerden geçiyorduk. Bir sürü araba, üst üste insanlar, kalabalık… Herkes birbirinin yaşamından habersiz, bir yol tutturmuş gidiyordu, kimse kimsenin umurunda değildi; kimse böyle bir çaba içinde de değildi.”

Hem bir sanatçının hem de ülkemizin hayatından bir önemli bir kesit yer alıyor Anne Kafamda Bit Var’da. Tarihsel belleğimizi kaybetmemek ve o günleri bir daha yaşamak için… İnsanlık onurunu kaybetmeden, herkesin özgürce yaşayacağı bir dünya adına…

Tarık Akan, bu ülkeye emek veren, duruşuyla, eylemleriyle, sözleriyle örnek bir sanatçıydı. Sevgiyle ve saygıyla anıyoruz.

  • Anne Kafamda Bit Var
  • Yazar: Tarık Akan
  • Türü: Anı
  • Baskı Yılı: 1. Baskı 2002, 31. Basım Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı: 198 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

Kitap Eki Dergisi
Pınar K. Üretmen

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Pınar K. Üretmen

Öykü ve kısa öykünün yanı sıra daha çok deneme, eleştirel deneme, kitap yorumu yazıyor. Bugüne kadar Roman Kahramanları, Sarnıç, Mühür, Deliler Teknesi, İzmir İzmir, Aykırı Kuş gibi edebiyat dergilerinde ve edebiyathaber.net sitesinde çeşitli yazıları yayımlandı. Çeşitli panel ve söyleşilerde görev aldı. Aykırı Kuş isimli ortak öykü kitaplarında da öyküleri yayımlandı. İzmir'de yaşıyor ve aynı zamanda Tıp doktoru.

Read Previous

Empati ve Zalimliğin Kökenleri Üzerine: Kötülüğün Anatomisi

Read Next

Sol Liberalizm ve Taraf

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *