Bir Köpeğin Kalbinde İnsanlığı Aramak

Hayvanların insanlara söyleyeceği o kadar çok şey var ki gözlerine bakın lütfen, daha fazlasını orada işiteceksiniz.

Hayal kurmak, cesaret etmek, üzülmek, sevinmek, inanmak, hayal kırıklığına uğramak… Bunlar ve daha fazlası için hep “İnsana mahsustur.” deniyor. İnsan bilir hayal kurmanın inceliklerini, insan o muhteşem aklıyla sahnededir ve yerini kimseye bırakmaz. Ondan başka bir canlının hayal kurmadığını, canının yanmadığını varsayan tam da insandır ama, ne garip! Sözde üstünlüğünü üst üste ilan etmek gibi. Sarsılmasın diye temeli, başka temelleri yerle bir etmek gibi. 

“İnsan dışındaki her canlı” ifadesini duyduğum her an tüylerim ürperiyor. Artık bununla da kalmıyor, öfke doluyorum. İnsan dışında hiçbir canlı ile bağ kurmadığım zamanlarımı hatırlamaya çalışıyorum, çok uzak değil; beş yıl öncesine dönmem gerekiyor kişisel serüvenimde. Zorlanıyorum eskiye dönmekte çünkü şimdi durduğum yerden bakınca eksik hissediyorum o zamanki kendimi. Empatiden hayli yoksun ve aslında daha bir sürü histen yoksun… Bir kedinin, köpeğin bakışlarında kendini bulmanın nesi kötülük barındırır örneğin? Kime, neye zarar verir bu? Yeni tanıştığım biriyle yaşadığım ilk bakışmalardan sonra neye sığınırım diye düşününce “güven” diyorum aslında uzun uzadıya sorgulamadan. Bunun bir insan için olanı bir de insan için olmayanı mı var? İnsan dışındaki her canlı için “de” güvenmek elzem. Biz insanlar, insanın kendini konumlandırdığı o zirveden etrafı süzerek öyle olmadığını söyleyemeyiz. Nitekim bilim; hayvanların birçok duyguyu yaşadığına dair bir sürü çalışma sundu bugüne dek ve sunmaya devam ediyor. Özellikle insanların “Hayır, hissetmiyorlar.” diyerek pervasızca reddettiği fiziksel ve duygusal acıyı evet, hissediyorlar. Eğer hayvanlarla yakından ilişki kurduysanız hayatınızın bir döneminde; sizden başkası onlara yabancı olduğu için yabancı korkusu hissettiklerini, farklı mekanlarda bulunmak zorundaysa alışma sürecinde kaygılandığını ama mekanı tanıdıkça güvende hissettiği için rahatladığını, eve geldiğinizde mutlu olduğu için sunduğu rutin sevgi gösterilerini, sorumsuzca terk edildiklerinde üzüntüden yemeden içmeden kesildiklerini ve aslında bunun sarsılan güvenlik hisleriyle de alakalı olduğunu bilirsiniz. 

TİMAŞ
TİMAŞ

Bu uzun girişi yapmama vesile olan kitap, Timaş Yayınları tarafından okura sunulan Hayal Kurmaya Cesaret Eden Köpek. Sun-Mı Hwang’ın yazdığı, Sanem Üner’in Türkçeye kazandırdığı bu eserden önce aynı yazarın Uçmayı Hayal Eden Tavuk adlı kitabını okuyup ardından karalamıştım.* Cesaret ve hayal iki kitabın da ortak noktasıydı. Zulme uğrayan hayvanlar, hayal kuruyor ve kurdukları hayalin gerçekliğiyle yaşama tutunuyorlardı. Tavuk Filiz ve köpek Pasaklı, insanın kötüsünü de iyisini de hep en baştan sorgulamama sebep oldu. Kötü, zaten insanlığın reddinin borazanıydı ama iyi olanda da bir şey vardı, rahatsız eden bir şey: kontrolcülük ve bakım verdiği hayvanın üstünde kendi gücünü sınama pratiği. Özellikle Pasaklı, bakım veren hayvan sahiplerini tek tek irdelememi sağladı. Önce zihnimde sonra kalbimde…

Pasaklı, Büyükbaba Feryat’ın bakım verdiği köpek. Büyükbaba Feryat’ın ismi tesadüf değil; yavru köpekler ona, çok bağırdığı için takıyorlar bu ismi. Büyükbaba Feryat, sinirli ve biraz da tutarsız biri. Şefkatli bir sevgi anı bekleyen Pasaklı, bu anı Büyükbaba Feryat’la hiç yakalayamayıp hep böyle anları kovalıyor: 

“… sesi kızgındı Büyükbaba Feryat’ın ancak dokunuşu şefkatliydi. Sıcak elini Pasaklı’nın karnına koydu. Pasaklı biraz daha rahatlamış gibiydi.”

Pasaklı, diğer kardeşlerine göre farklı görünüyor. Diğerlerinden farklı olarak mavimtırak siyah bir rengi var. Büyükbaba Feryat böyle fark ediyor onu. Annesi onu yanına pek yaklaştırmıyor doğduğu andan beri. Büyükbaba Feryat’ın isim verdiği tek yavru odur ve kitapta henüz ilerlememişken bu bilgi bana tebessüm ettirdi önce. Büyükbaba ile Pasaklı’nın muhteşem bir bağ kuracağını hayal ettim fakat Pasaklı’nın anlattıkları, bakımveren birçok hayvan sahibi hakkında duyduğum şeylerdi. Pasaklı hayal kurmaya devam ederken ben Büyükbaba hakkında hayal kırıklığına uğradım her defasında. Hayvanların yavrulamasından sonra yavrularını parayla satıp geçimini, bakım verdiği hayvan üzerinden sağlayan insanlar var. Bunun piyasasının gerçek hayatta bir karşılığının olması dehşet verici. Pasaklı, satılamayan yavrulardan ve ailesinin gidişine, bir yabancının ailesini kaçırmasına tüm çaresizliğiyle şahit oluyor. Büyürken yaşadığı bu anı hiç unutmuyor. Hem kendisi hem kimsenin unutmaması için de o yabancıdan zorla almış olduğu ayakkabıyı bahçenin baş köşesine koyuyor. Gün geliyor, kendisi de bir yavru getiriyor dünyaya ve o yabancı yine kapılarını çalıyor. Öfkeden çıldırsa da anlatamıyor derdini, yavrusunu ondan çalıyor o yabancı. Bir insanın bunu yapmasına izin veren başka bir insan ve Pasaklı bunun farkında, Büyükbaba Feryat’a karşı ne hissedeceğini bilemiyor bu yüzden. Öfkesini yavrusunu, ailesini çalan yabancıya karşı haykırmıyor sadece; buna izin veren Büyükbaba Feryat’la da bozuyor arasını ama yaşadığı onca acıya rağmen onu terk etmiyor. Öfkesi, daha çok hayal kırıklığına dönüşüyor Büyükbaba ile kurduğu ilişkide. Gerçekten seviliyor mu, gözetiliyor mu? Sevmenin tek bir tanımı olmamasından mıdır, bilinmez ama Pasaklı istismara uğruyor adlı adınca. Hem ihmal hem istismar!

Hayvanların, bir insanın sonlu yaşamına getirdiği güzelliklerden sonra bir gün zorunlu olarak yitip gitmeleri o insanın hayatında kocaman bir boşluk açar. Hayvanların dünyası için neden farklı olsun ki bu? Farklı olduğunu düşünmemize sebep olan şey insanlara bahşedildiğini varsaydığımız “akıl” mı? Peki farklı türlerin birbirleriyle kurdukları bağların kesişim kümesinde buluşamaz mıyız? Herhangi bir canlının bakımını üstlenmeye karar verdiğimizde neyle karşı karşıya olduğumuzun bilinciyle hareket ederek kararımızın sorumluluğunu üstlenmek insan için aslolan. Hala “Ama bizim aklımız, onlarınsa…” diyerek kendini yaşamdan – doğadan azleden onlarca insana tek bir şey sormak istiyorum: Peki ya senin kararların, sorumlulukların… Aldığın kararların sorumluluğunu üstlenebiliyor musun? İyi insanı oynamak için mi yoksa sadece sevmek için mi seviyorsun? Bu soruları Pasaklı’nın ağzından tüm insanlığa sorduğuma inanmak istiyorum çünkü Pasaklı “Eğer konuşabilseydi Büyükbaba’ya ona emir verip durmaktan vazgeçmesini söylerdi.” Hayvanların insanlara söyleyeceği o kadar çok şey var ki gözlerine bakın lütfen, daha fazlasını orada işiteceksiniz.

*https://kitapeki.com/akasya-agacindaki-umut/

  • Hayal Kurmaya Cesaret Eden Köpek
  • Yazar: Sun-Mı Hwang
  • Çeviri: Sanem Üner
  • Türü: Gençlik Roman
  • Baskı Yılı: 2021
  • Sayfa Sayısı: 120 Sayfa
  • Yayınevi: Timaş Yayınları 

Evrim Sayın
Latest posts by Evrim Sayın (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

14. Eğitimde Edebiyat Semineri, 10 Nisan’da!

Read Next

YERLİ DİZİ YERSİZ UZUN

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram