bir “kurutma kâğıdı”nın başında soluklanmak…

Kitap Eki Dergisi

yazar ve şair sezai sarıoğlu yaralarını açıkça göstererek yazmış bu kez.

bana yaranı göster, demek belki de söyleyenin kendi yarasını göstermek istemesi demektir. ve yaralar derman bulma yolculuğunda önce kendileri ile karşılaşırlar. işte tam orada bir durmak gerektir. o yarayı bir solumak derinden ve yaranın elinden bir su içmek gerektir.

 
KitapEki
KitapEki
   

önce derin bir nefes büyüdükçe çoğalan
çoğaldıkça güzelleşen ırmaklar gibi
bir kitabın başında durduk; akan suyun başında…

bereketler vardır ya karnında karın taşır
onlar gibi bir sesti, durduk

dedik; bazen bir kitaba gitmek gerektir; ağaca bazen
usul usul oluşmuş dışından olduğunca içinden
öylece durup susmak gerektir
bihakkın duyabilmek için iç içe girmiş mânâyı
tek tek sözlerdeki sesleri bihakkın bir dinlemek gerektir

başbaşa kaldığımızda giderken ellerimiz kitaba
ellerimiz şiirde ağaç ellerimiz tohum ellerimiz deniz
ellerimiz gökyüzü ellerimiz biz
olurken siz ellerimiz
kendimizi kendimize salmak gerektir

kendimizden soyunmak belki
kavramlarımızdan tabularımızdan soyunmayı
göze almak gerektir

çünkü “kimimiz biraz daha ölüm ve gördüm uzaktan/ ve uzandım/ kâğıda yazar gibi yazmaya başladım bedenimi” diyerek kendi içinde semah dönen bir kitap var elimizde.

Not_20160710_092030_01(1)

yaralarımızda yol giden, yol gelen bir kitap… iten ve çeken… dermanını aradığımız derdin bize derman olduğunu hissettiren bir kitap… gidip başkalarında yeni yaralar açmak yerine kendi yaramızda iyileşmek istemeyi kalbimize fısıldayan dizeler… birbirimizin yaralarına nereden bakacağız ve yaramızı nereden göstereceğiz sorusunu önümüze buz gibi değil, kadim tarihin hafızasına işlenmiş tuz gibi koyan, şifası yine kendi içinde saklı dizeler…

şimdi paylaşacağım dizeler şairinden ama kitaptan değil. ama kim bilebilir ki kitaplar nerede başlar nerede biter, şairin hangi sözü hangi manâya gebedir; hangi söz hangi sudan çıkıp gelmiştir az önce kim bilebilir… ve hangi suya dalmak üzeredir.

çzk 20160301 kurutma kağıdı hediyesi.

“beni yalnız şiir anlardı
boş zamanlarımda bana sen derdi
dolu zamanlarımda ben ona siz derdim
ödeşmek kimin umurunda
ve gözyaşı hangi yağmura kafiye
şiiri yalnız ben anlardım
ve içli zamanlarında ona hiç’lik ederdim”

elimizde bir kitap var şimdi içine girmeye niyetlenirsek… yalnız ve sadece biz anlayacakmışız gibi dizelerin karnına tek başına gitmeyi göze almayı anımsatan bir kitap… yazar ve şair sezai sarıoğlu yaralarını açıkça göstererek yazmış bu kez. gizleyerek yazmış; sezdirerek yazmış “kurutma kâğıdı”nı. yarasında yaramızı göstermiş; yaramızda yarasını görerek bir “kurutma kâğıdı” yazmış koymuş ortaya. bakalım yol boyunca yarenlik yapan kâğıt ne demiş şaire kitap olunca… peki kitap ne demiş kitap oldukça kuruyan o şiirli kâğıda:

FB_IMG_1460868933393

kocaman bir dağdı yalnız bakardı
elleri ormandandı dilleri kumdan
çölünüze düşerdi kavrulurdunuz

her manâsı ayrı gezegendi
çekerdi vadinizden ırmağınızdan
çekerdi dağınızdan
anlamazdınız

dokundu mu rüzgârı dereden düşer tepeden düşer
dört yana ayrı savrulurdunuz
fırtınadan ummandır derdiniz ki tam
taylardan meraklı yavru bakardı

bir içerden bakardı o, bir dışardan bakardı
tekken çift çiftken tek bakardı
gözünün yarısı yağmurdu yarısı tohum
kanatları uzayan kuşla bakardı
tek tek kapılar gösterirdi açardınız

büyüdükçe açan narlı yaprak bakardı
gözünüzü kapardınız iyice bakmak için
göğsünüzde boy atan kalple bakardı

  • Kurutma Kâğıdı
  • Yazar: Sezai Sarıoğlu
  • Türü: Şiir
  • Basım Tarihi: Şubat 2016
  • Sayfa Sayısı: 94 Sayfa
  • Yasakmeyve
  • Yayınevi: Komşu Yayınları

Aynur Uluç

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Aynur Uluç

şair, yazar, ressam, anlatıcı, eczacı... ancak kendisi bu kimliklerin ifade ettiği anlamların sıkıştırılmış kalıplarının ötesinde bir biçimle ilişkileniyor tüm bu alanlarla. “eğer dünya daha yaşanılır bir yer olsun diye uğraşacaksak sanat bir yol, bir araç olmak zorunda. sanat, araya mesafeler girmediğinde hayatın içinde kalır, o yüzden etkin bir yoldur” diyerek anlatıyor sanata bakış açısını. ve ekliyor “sanatçı olmak gerekmiyor üretmek için...”niyet hayatı usulsakin yakalamak ve aynı şekilde doğallıkla çıktığı yerden ifade etmek olunca her yer üretim yerine, ele geçen her malzeme ayrı bir üretime dönüşüyor." aynur uluç’un 2003’ten bu yana edebiyat dergilerinde ve gazetelerde yazı ve şiirleri; 2013’te ‘gezi‐anı‐deneme‐öykü ve şiir’ türlerinden tatlar içeren ‘az gittim çok döndüm’ isimli melez kitabı, 2015'te beden-mekân-zaman ilişkisinin kadın dili ile ifadesinin yolculuğu olarak tanımladığı“yer yatağı” isimli şiir kitabı yayımlandı. kitapeki sitesinde düzenli olarak kitaplar ve sanat ile ilgili yazıları yayımlanmakta. kitaplarını imzalarken her okur için ayrı bir resim çizmesiyle başlayan çizme yolculuğu, yolda izde, vapurda, otobüste çizdiği resimlerle devam ediyor. ilk kitabında her okur için ayrı bir resim yapması sonrasında yayımlanan "yer yatağı" isimli kitabında da her okur için ayrı bir mektup yazıyor. bu mektuplar hem o okura yönelik oluyorlar; hem de tema olarak ayrı ve uzun bir mektubun farklı kişilere düşen parçaları gibiler. temas ettiği her şeyin birbiri ile harmanlandığı bu üretimlerde şehir ve doğa sesleri üzerine bıraktığı doğaçlamalar da ayrı bir arşiv olarak birikiyor. zaman zaman farklı şehirlerde müzik ve şiirin iç içe geçtiği etkinlikler düzenliyor. sanatına da yansıyan şifalandırma isteği mesleğinin de temelini oluşturuyor denilebilir. kişiye özel yapma ilaçlar hazırladığı eczanesinde eczacılık mesleğini halen aktif olarak sürdürmekte.

Read Previous

Kürtler Ne İstiyor?

Read Next

Bu Kitaplar Okunur Dedirten 5 Polisiye Roman

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *