BÜYÜK SEVBENİ

Yazar Şiirsel Taş, “Büyük Sevbeni” adlı şiirsel öyküsünde kentte yaşayan bir çocuğun toprağa, ağaca, yeşile, doğaya hasret kalmasını ve düşünde gördüğü doğanın yeniden var olma serüvenini anlatıyor.

Çocuk, kentin orta yerinde bir avuç toprak bulur, sandaletlerini çıkarır, yere yalınayak basar, hayat kaynağı olan toprağı hisseder. Kendini ağaç gibi, ayak parmaklarını kökleri gibi düşünür. Kökleri toprağa yayılır, derinlere iner, suya değer, serpilir.

Toprağın üzerinde binalardan hayat bulamayan canlıların, toprağın altında hayatlarını devam ettirdiklerini düşler. Kökleriyle, burada birçok hayvanın hayat bulduğunu hisseder. Düşünde ağacın dallanıp budaklandığını, yeşillendiğini, büyüdüğünü görür. Ağacın dallarında yaşamın başladığını, tırtılın yuva yaptığını, sonra kelebeğe yani büyük sevbeniye dönüştüğünü, sarmaşığın çıktığını, gövdesine sarılarak büyüdüğünü, kuşların dallarını yuva olarak kullandığını, ağacı görünce yaban hayvanlarının gelmeye başladığını, bu arada zamanla çiçeklerin tohuma döndüğünü, yanı başında bir derenin belirdiğini, kargaların ağacın tohumlarıyla karınlarını doyurduğunu, birazını da saklamak için toprağa gömdüğünü fakat bazılarını bulamadığını, zamanla bu tohumların uyanıp yeni fidanların çıktığını ve ormanın oluştuğunu düşler.

TİMAŞ
TİMAŞ

Zamanla orman yaban hayvanlarına yuva olur ve çocuk düşünden uyandığında elinin üzerindeki büyük sevbeniyi görür ve çok mutlu olur. Çocuğun tüm isteği doğanın, yeşilin yok olmaması. Doğa ile paralel olarak yaşamını sürdürmek. Kentlerin beton karanlığına bürünmemesi, ağaçların korunması, dört mevsimin yaşandığını bütün doğallığıyla doğada gözlemleyebilmek, hayvanların doğada rahat bir şekilde yaşam alanı bulabilmeleri. Çocuk maalesef doğanın yok oluşuna, her yerin beton yığınına dönüşüne engel olamayınca, bu arzusunu düşlerinde yaşamak zorunda kalıyor. Mutluluğu düşlerinde buluyor.

Çoğu kentlerimizde yeşil alanların yerini betonlar almış durumda. Maalesef yeşil alan artık yalnızca parklar ve mezarlıklar bulunmakta. Gözlerimiz yeşile, ağaca hasret. Çocukların doğal oyun alanı bile çoğu yerde yok. Çocuklar artık evlerde, sanal dünyada oyun oynuyorlar. Bir ağaca yaslanıp saklambaç oynamak, ağaca çıkmak, dallarından sarkmak, yemişlerinden yemek, günümüz çocukları için hayal oldu. Çocuklar ağaç çeşitlerini bilmiyor, ağaçları tanımıyorlar. Beton yığınlarının içinde büyümeye çalışıyorlar. Böyle bir ortam bazı sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor.

Yazar Şiirsel Taş, ormanın, ağacın önemi konusunda bir farkındalık yaratıyor. Mutlu, sağlıklı bir yaşamın doğayla, bitkilerle, hayvanlarla iç içe olacağının altını çiziyor. Yok edilmiş olan doğanın fırsat verilirse yeniden hayat bulabileceğini, kurumuş derelerin tekrar eskisi gibi çağıldayarak akabileceğini, içinde ve çevresinde bir sürü canlının hayat bulabileceğini, ağacın olduğu yerde toprağın adeta mucizelere gebe olduğunu resimlerle ve betimlemelerle anlatıyor.

Dört mevsim doğa döngüsünü ressam Akın Düzakın, o kadar güzel resimleyerek anlatmış ki, çocuklar kitabın resimlerine bakarak yıl içinde doğadaki değişiklikleri, her mevsimin kendine ait bir renginin olduğunu gayet güzel bir şekilde algılayabilirler. Akın Düzakın ayrıca kentleşmenin doğayı yok ederken, aynı zamanda yaşamı da yani hayvanları ve insanları da yok ettiğinin altını çizmiş. Betonlaşmanın mutsuzluk getirdiğinin, oysa ki ağaçların, çiçeklerin, kelebeklerin, böceklerin olduğu bir dünyanın çok daha güzel olduğunun resmini çizerek bize göstermiş. Kitabın sayfalarında akan şiirsel öyküyü aynı zamanda resimlerle anlatarak tamamlamış. Resimlerde doğanın güzelliği olağanüstü bir canlılıkla anlatılmış ve öyküyü bütünlemiş.

Yazar Şiirsel Taş, bu şiirsel öyküde yaşamın kendini yenileme gücünü, en kötü anlarda dahi umudun olduğunu, her tarafı betonlaşmış, bir avuç toprak kalmış kentte zamanla imkan verilirse doğanın tekrar yeşerebileceğini, umudun bitmediğini, zaman içinde tohumlardan bitkilerin çıkıp, büyüyüp bir ormana dönüşebileceğini anlatmak istemiş. Ayrıca gördüğümüz yemyeşil ormanların, tek bir tohumdan meydana gelebileceğini, doğanın mükemmelliğini, insanların türlü tahribatına rağmen doğanın yeniden gücenmeden, kırılmadan insanlara, hayvanlara hayat olmak için geri döneceğini anlatmak istemiş ve amacına gayet güzel bir şekilde ulaşmış.

Çocuklarımıza doğa bilincini vermek ve onları geleceğe bilinçli bireyler olarak hazırlamak için bu kitabı öneririm. Çocuklarımıza, onların “BUGÜNÜN KÜÇÜĞÜ, YARININ BÜYÜĞÜ” olduğunu unutmadan emek vermeliyiz. Doğaya saygı duymayı, hayvanları sevmeyi ve korumayı, çevreyi temiz tutmanın gerekliliğini, kitabı sevmeyi, dost olmayı öğretmeliyiz. “Büyük Sevbeni” adlı kitap bilinçli yarının büyükleri için özenle seçilmiş iyi bir kaynak olacaktır.

Çocukların doğayı tanıması, sevmesi ve sahip çıkması açısından farkındalık yaratacak nitelikte bir kitap.

  • Büyük Sevbeni
  • Yazar: Şiirsel Taş
  • Türü: Çocuk – 1. ve 2. sınıflar
  • Sayfa Sayısı: 44 Sayfa
  • Yayınevi: Redhouse Kidz

Latest posts by Ayşe Eren (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Kişisel Gelişimden Ziyade Kişisel Kapitalizm Bağımlılığı

Read Next

‘Biz Aslında’ Sergisini Ziyaret Edemeyenler İçin Video Yayınlandı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram