Cehennem Çiçeği’nde Bir Dahi!

Alper Canıgüz, Cehennem Çiçeği kitabında bir çocuğu konuşturuyor. Kahramanın kullandığı cümleler bir çocuğun ağzından değil de büyük bir sosyoloğun, psikiyatrın ya da dedektifin ağzından dökülüyor adeta.

Çocuk kitaplarını yazmak edebiyatın en zor dallarından biridir. Zira seçtiğiniz kelimeler, yazdığınız cümleler, kullandığınız dil, seçtiğiniz çocuk kahramanına göre olmalıdır. Çocuk gibi düşünmeniz, çocuk gibi konuşmanız, onlar gibi hissetmeniz lazım. Bu da ister istemez büyük bir edebiyat ustalığı gerektirir. Kaliteli çocuk kitaplarının azlığı da tam da bu yüzdendir diye düşünüyorum. En az çocuk kitabı yazmak kadar zor olan diğer bir şey de; romanlarında çocuk karakterleri konuşturmaktır. Hele başkahramanınız bir çocuksa eğer, onun gözüyle anlatıyorsanız hikayenizi, o zaman işiniz daha da zor demektir. Alper Canıgüz, “Cehennem Çiçeği” kitabında bir çocuğu konuşturuyor ama bu cümleler bir çocuğun ağzından değil de çok büyük bir sosyoloğun, psikiyatrın ya da dedektifin ağzından dökülüyor adeta. Yani kahramanımız küçük bir çocuk gibi görünse de aslında kocaman bir birey olarak duruyor karşımızda.

 
KitapEki
KitapEki
   

Başkahramanımız bir çocuk olan Alper Kamu’dur. Kahramanımız Alper Kamu; yeri geldiğinde bir dedektif, yeri geldiğinde bir düşünür, yeri geldiğinde de psikiyatrdır. Yazar burada kahramanımızı konuştururken aslında bize; topluma dair, edebiyata dair bilgiler de sunmaktadır. Yeri geldiğinde toplumu derinlemesine incelerken, toplumumuzda meydana gelen yozlaşmaları, bu yozlaşmanın bizde meydana getirdiği değişimleri, değişimlerle beraber elimizde kalan, can çekişen değerleri de tekrar hatırlatmaktadır. Aslında yazarın bize anlatmak istedikleri, eleştirel bir şekilde dile getirdiği kavramların yıllardan beri bu toplumda tartışa gelen kavramlar olduğunu belirtelim. Örneğin; laiklik, din, entelektüellik, muhafazakarlık…

Kitap sizi bir yandan güldürürken diğer yandan da derin düşüncelere sevk edecektir. Zira çocuk kahramanımızın bir dedektif ve bir sosyolog gibi olayları ele alırken, dile getirdiği konular basit konular olmamakla beraber, bir toplumun; mahalle kültürünü, aile kavramını, çocukların kendi dünyalarında kurdukları hayatlarını da derinlemesine inceliyor, muzip bir ifadeyle bizlere sunuyor. Çocuk kahramanımız Alper Kamu, mahallesine yeni taşınan bir ailede, tuhaf bir şekilde meydana gelen bir cinayeti çözmek için kolları sıvar. Bu ölüm olayına denk gelen, aslında kahramanımız Alper Kamu’nun daha da yakınında olan amcasının ölümü de eklenince kahramanımızın işi daha da zorlaşır. Zira çözmesi gereken bir cinayet bir de amcasının ölümünün ardında bıraktığı bir aşk hikayesi var. Çocuk kahramanımız Alper Kamu bir polis rolünü üstlenir ve cinayetin perde arkasını çözmeye çalışır. Burada yardım aldığı belli başlı kişiler de mevcut. Bu kişilerin içinde savcı ve polisler de bulunmakta.

Kahramanımız keskin zekasıyla olayları çözer ama katil tahmin ettiği kişiler çıkmaz. En azından suçsuz olduğu halde yargılanan diğer karakterlerin masumiyetlerini kanıtlamış oluyor. Amcasının ardında bıraktığı eşyalarla, yengesinin aldatıldığını düşünen kahramanımız yengesiyle yaptığı görüşmede aslında o eşyaların amcasına değil de babasına ait olduğu öğrenir. Aldatılan yengesi değil annesi çıkar, babasının aslında gizliden gizliye başka bir kadına aşık olduğunu da o sırada öğrenir. Kahramanımız bu olayları çözerken yaşaması gereken çocukluğunu da yaşamaya bakar. Mahallede kavgaya karışır, pikniklere gider, arkadaşlarıyla oyunlar oynar… Çocuk kahramanımız Alper Kamu bir yandan da gönlünü hem doktoruna hem de evdeki çalışana kaptırır. Aşık olduğu çalışanın evden ayrılması ile beraber kahramanımız daha önce düşündüğü intihar olayını cinayeti çözdüğü yerde, yeni taşınan komşusunun terasında gerçekleştirir.

Alper Canıgüz ; karakterlerine verdiği rollerle, bu rollerin kusursuz bir biçimde karakterlerde hayat bulmasıyla, aslında kendi edebi zevkinin ve zekasını da bize göstermiş oluyor. Bu karakterleri ustaca konuşturması, karakterleri üzerinde toplumun, ailenin, çocukluğun analizlerini yapması yazarın kaleminin gücünü de ortaya çıkarıyor. Yazarın bir sohbet havasında okuyucuyu sıkmadan yüksek kahkaha attırması, okuyucunun kitap ile bütünleşmesini sağlıyor. Olay ve kurgunun bir çocuk kahramanda bu kadar şekillenmesi ve kahramanın bir çocuktan ziyade çok derin analizler yapan, muğlak cümleler kuran bir dedektifin zekasını ve de bir sosyoloğun gözlem gücünü barındırması ayrı bir üstün meziyet gerektiren, üstünde düşünülmesi gereken bir diğer konudur. Sürrealist bir roman olmasının yanında gayet realist gözlemlerle yazılan bir kitap olmuş. Okuyun. Kitabı seveceksiniz ve Alper Kamu’nun zekasına hayran kalacaksınız.

  • Cehennem Çiçeği
  • Yazar: Alper Canıgüz
  • Türü: Roman
  • Sayfa Sayısı: 224
  • Basım Tarihi: Mayıs 2016
  • Yayınevi: April Yayıncılık

Doğan Yalçın

1994 yılında Muş’ta doğdu. Iğdır Haydar Aliyev Fen lisesinden mezun oldu. Halen Afyon Kocatepe Üniversitesinde Biyomedikal üçüncü sınıf öğrencisi.
Doğan Yalçın kendisini şöyle anlatıyor; En büyük zaafım çok hayal kurmamdır diye düşünüyorum. Hem de imkansız türlerden.
Bazen; ”oğlum bir mühendis için bu hayaller biraz saçma değil mi?” diye sorduğum oluyor. Bazen de ‘’Edebiyata ve kitaba bu kadar önem ve zaman verdiğinden okulu bittiremeyeceksin’’ der durur şeytani tarafım. Nerden bilsin hayallerle yaşadığımı, hayallerimin de edebiyat ve kitapla yaşadığını.
En sancılı, sıkıntılı, yokluk zamanlarımda en büyük kahramanım hayallerimden kendime biçtiğim rollerdi.
Belki de bu da hayal kurmanın zaaf olduğunu sanmamın zaaflığıdır. Kim bilir…
Doğan Yalçın

Latest posts by Doğan Yalçın (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Doğan Yalçın

1994 yılında Muş’ta doğdu. Iğdır Haydar Aliyev Fen lisesinden mezun oldu. Halen Afyon Kocatepe Üniversitesinde Biyomedikal üçüncü sınıf öğrencisi. Doğan Yalçın kendisini şöyle anlatıyor; En büyük zaafım çok hayal kurmamdır diye düşünüyorum. Hem de imkansız türlerden. Bazen; ”oğlum bir mühendis için bu hayaller biraz saçma değil mi?” diye sorduğum oluyor. Bazen de ‘’Edebiyata ve kitaba bu kadar önem ve zaman verdiğinden okulu bittiremeyeceksin’’ der durur şeytani tarafım. Nerden bilsin hayallerle yaşadığımı, hayallerimin de edebiyat ve kitapla yaşadığını. En sancılı, sıkıntılı, yokluk zamanlarımda en büyük kahramanım hayallerimden kendime biçtiğim rollerdi. Belki de bu da hayal kurmanın zaaf olduğunu sanmamın zaaflığıdır. Kim bilir…

Read Previous

Virgülün Şikâyeti ve Beş Günün Öyküsü

Read Next

Fazilet Eczanesi’nin Mucize İlacı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *