Yolda Olmak

Cümleten İyi yolculuklar isimli kitapta yolculuk hikâyelerinden oluşan yazılar var. Özellikle otobüs yolculuklarını ele alıyor. Eski otobüslerle yenilerini kıyaslıyor.

Hayatımız boyunca birçok yolculuk yaparız. Bu yolculukları kimi turistik amaçlıdır. Kimi iş için. Bazen otobüsle gideriz. Bazen uçakla. Ama yolculukla hep vardır hayatımızda. Hayat bir yolculuk değil mi zaten. Doğum ile başlayan ölüm ile nihayetlenen bir yolculuk. Kısacası hep yoldayız bu hayatta.

Anadolu’nun kırsal bir şehrinde başlayan hayatımda bugüne kadar ne çok yolculuk yaptım. İlk gençlik yıllarımda, üniversite için Tokat-İstanbul yolunu kaç defa gittim geldim. Tokat’ın kırsal hayatından büyük şehre ilk adımımdı bu yolculuklar. Ondan önce halk oyunları çalışmalarım sırasında Türkiye’nin birçok yerine gittim. Belediye otobüsleri ile yaptığım bu yolculuklar hayatımın unutulmaz anılarında gizli şimdilerde. İzmir, Erzurum, İskenderun, Ordu şu an aklıma gelenler. Bu yolculukları unutulmaz yapanlar elbette dostlarımdı. Birlikte seyahat ettiğim insanlarla daha bir anlam kazanıyordu bu yolculuklar. Onlarla birlikte çalıp söyleyerek diyar diyar dolaştık. Gençliğimin en güzel yıllarıydı o yıllar. Geriye birkaç fotoğraf kaldı şimdilerde. Üniversiteye gitmemle yeni bir hayat açıldı önümde.

Yolculuklarla tanıdım ülkemi. Yollara yazılmış bir hayat benimkisi. Valiz hazırlama heyecanı, yola çıkma heyecanı derken yolda olma heyecanı birbirine karıştı.  Çoğu zaman sevdim yolda olmayı. Bazen sıkıntı yarattı bende yola çıkmak. Valizler hazırlayıp taşınmak oradan oraya. Okumak için gurbete çıkmamla başladı aslında yol macerası. Ondan öncekiler keyifti. Gurbet duygusu yaşamadan belli bir gün sonra sılaya dönülecek yolculuklardı. Ama İstanbul başkalaştırdı her şeyi. Okulu bitirdiğim zaman Darıca’ya çıkan tayinim ile yeni bir yol başladı hayatımda. Şimdilerde gurbet sıla birbirine karışmış durumda. Nereye ait olduğumu bilmeden yolculuklar yapıyorum. İki yıl önce taşındığım Bodrum yolu artık yaşadığım. Bodrum-Tokat arasında gidip geliyorum.

Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan Cümleten İyi yolculuklar adlı Haydar Ergülen’in derlemesini okurken işte böyle kendi yolculuklarımı düşündüm. Yollar boyunca yaşadıklarımı bir de. Yol heyecanı bende bir başka türlü. Bir seferinde Ankara’dan Tokat’a dönerken öylesine heyecanlıydım ki bir şey olacak diye beklerken sonunda otobüsün tekerleği alev aldı. Yolda kaldık. Sonra düşündüm ki bunu yapan benim aslında. Bir şey olacak duygusundan kurtulmadığım sürece yolculuklarım hep maceralı geçecek.

Kitapta yolculuk hikâyelerinden oluşan yazılar var. Özellikle otobüs yolculuklarını ele alıyor. Eski otobüslerle yenilerini kıyaslıyor. Bir zaman hiç teknolojinin olmadığı otobüslerle yapılan sigara dumanlı yolculuklardan sonra, her yolcuya bir televizyonun sunulduğu lüks ve temiz havalı yolculuklara geldik şimdilerde. Artık otobüsle yolculuk oldukça konforlu. Özellikle cam kenarında oturup çevreyi seyrederek yapılan gündüz yolculukları üzerinde duruyor bazı yazılar kitapta. Geçilen yerlerin zaman içindeki değişimi, varılan yerin değişimine ekleniyor. Elbette otobüsler gelişirken yollarda gelişti. Tek şeritli yollardan çift şeritlilere, otobanlara doğru evirildi yollar. Otobüs yolculuklarının niteliğinin değişmesinde bu durumunda çok etkisi oldu.

Bir yere varıyoruz yolun sonunda. Belki büyük şehirden çocukluğumuzun geçtiği kasabaya gidiyoruz. Geçmişin izlerini sürmeye çalışıyoruz onca yıl sonra. Her geçen gün biraz daha büyüyen, gelişen kasabamızda, şehrimizde çok az ize rastlıyoruz. Çocuklukta oynanan sokaklar bile yok geldiğimiz yerde. Bir yabancı gibi dolaşıp geri dönüyoruz yaşadığımız şehre. Anlıyoruz ki geçmiş sadece belleklerde yaşıyor. Anlıyoruz ki sonsuz bir gurbet duygusunun içinde yaşayacağız artık. Geçmişin, çocukluğun, ilk gençliğin izleri yok olup giderken sıla ve gurbet birbirine karışıyor ve anlamları değişiyor.

Belki büyük şehrin kalabalığından, gürültüsünden doğaya kaçmak için çıkıyoruz yola. Beton yığınlarından uzaklaştıkça ferahlıyoruz. Elimizdeki haritada işaretlediğimiz yerlere, sadece adını beğendiğimiz için gitmek, görmek istiyoruz. Doğanın unuttuğumuz sesini yeniden duymak iyi geliyor. Bur çeşme başında soluklanıyoruz. Buz gibi suyundan içerken kendimize geliyoruz. Kendi arabamızla yaptığımız bu yolculuklarda kendimizi yeniden buluyoruz. Dönüş aynı yere olsa da birkaç günlük bir dinlenme oluyor bu yolculuk. Günlük rutinlerin dışında yeni yerleri keşfetmenin heyecanı ile yeniden doğuyoruz adeta. Tek başına yapılan bu yolculuklar insanın kendi ile hesaplaşmasında bir kilometre taşı oluyor çoğu zaman. Kimi zamanda koşturmacanın içinde unuttuğumuz kendimizle yeniden karşılaşıyoruz.

Bazen de denize gidiyoruz. Mavi ve yeşilin kucak kucağa olduğu koylarda duraklayıp denizin keyfini çıkarıyoruz. Sonra yola devam ediyoruz. Ama bu sefer bir teknede mavi suların üzerinde ilerliyoruz. Dalgalar, balıklar eşlik ediyor yolcuğumuza. Engin denizlerde özgürlük duygusunu bir kez daha tadıyoruz. Bitimsiz mavilikte gündelik telaşlardan uzakta olmanın verdiği mutluluğu yaşıyoruz.

‘Ömür biter; yol bitmezmiş.’ Yolculuk her zaman içinde bulunacağımız bir ruh hali değil. Ama hayatı da bir yol olarak düşünürsek hep yolcuyuz aslında. Hayatın rutin akışına dur diyerek farklı yerlerde, farklı hayatları tanıma şahsı veren bir eylem yolculuk. Çıktığımız her yolculukta kendimize doğru bir adım da atmış oluyoruz. Yollar boyunca düşünerek okuyarak geçirdiğimiz zamanlar, camın ardından geçen doğa hep bizi bize çağırıyor durmadan. Bir tür kendi ile buluşma olarak düşünebiliriz yolculukları. Özellikle otobüs ile yapılan uzun yolculuklar insanın ömrü boyunca yolda olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Yolculuk, yolda olmak her daim güzel ve heyecanlı. Onun için ‘cümleten iyi yolculuklar…’

  • Cümleten İyi yolculuklar
  • Yazar: Haydar Ergülen
  • Türü: Gezi
  • Baskı Yılı: 2012
  • Sayfa Sayısı: 280 Sayfa
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi

Yurdagül Sayıbaş

Temel eğitimini Tokat’ta tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünü okumak üzere İstanbul’a geldi. Kitaplarla daha yakından tanışması, okumayı gerçek bir alışkanlığa dönüştürmesi bu yıllarda oldu. Lise yıllarından itibaren tuttuğu günlüklerini, zenginleştirerek yazmaya devam etti. Günlüklerini zaman zaman okuyarak gençlik günlerine dönüyor. Kurmaca metin yazmaya ise üniversite yıllarında başladı. Kurmaca metin dışında deneme, makale gibi türlerde yazıyor. Turnalar dergisinde bir makalesi, Edebiyatist dergisinde Orhan Pamuk ile ilgili bir denemesi, Gamlı Baykuş dergisinde Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile ilgili bir tanıtım yazısı yayımlandı. Kadınlar Dile Gelince adında bir kitapta Kamusuz Kadınlar adlı bir makalesi yayımlandı. Halen yazmaya devam ediyoru. Fakülteyi bitirdikten sonra İzmit, Darıca’da bir liseye edebiyat öğretmeni olarak atandı. Burada dört yıl kaldıktan sonra istifa edip İstanbul’a yerleşti. Çeşitli özel okullarda çalıştı. 2012 yılında emekli oldu. Dört yıl kadar Tokat’ta yaşadıktan sonra Bodrum’a yerleşti. Halen Bodrum’da yaşıyoru.
Yurdagül Sayıbaş

Latest posts by Yurdagül Sayıbaş (see all)

0 Reviews

Write a Review

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Yurdagül Sayıbaş

Temel eğitimini Tokat’ta tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünü okumak üzere İstanbul’a geldi. Kitaplarla daha yakından tanışması, okumayı gerçek bir alışkanlığa dönüştürmesi bu yıllarda oldu. Lise yıllarından itibaren tuttuğu günlüklerini, zenginleştirerek yazmaya devam etti. Günlüklerini zaman zaman okuyarak gençlik günlerine dönüyor. Kurmaca metin yazmaya ise üniversite yıllarında başladı. Kurmaca metin dışında deneme, makale gibi türlerde yazıyor. Turnalar dergisinde bir makalesi, Edebiyatist dergisinde Orhan Pamuk ile ilgili bir denemesi, Gamlı Baykuş dergisinde Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile ilgili bir tanıtım yazısı yayımlandı. Kadınlar Dile Gelince adında bir kitapta Kamusuz Kadınlar adlı bir makalesi yayımlandı. Halen yazmaya devam ediyoru. Fakülteyi bitirdikten sonra İzmit, Darıca’da bir liseye edebiyat öğretmeni olarak atandı. Burada dört yıl kaldıktan sonra istifa edip İstanbul’a yerleşti. Çeşitli özel okullarda çalıştı. 2012 yılında emekli oldu. Dört yıl kadar Tokat’ta yaşadıktan sonra Bodrum’a yerleşti. Halen Bodrum’da yaşıyoru.

Read Previous

III. ÇEVRİMDIŞI İSTANBUL Uluslararası Şiir Festivali başlıyor

Read Next

Bir zeytin ağacının tanıklığında evladiyelik bir hikâye: Ziziro

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *