FURÛĞ: TÜM ŞİİRLERİYLE HATIRLANMASI GEREKEN BİR ŞAİR

Kitap Eki Dergisi

Furûğ, aramızdan erken ayrıldığı, çalkantılı bir özel hayatı olduğu ya da üç beş tane iyi dizesi olduğu için değil; daha ilk şiirlerinden itibaren büyük bir şair olmaya başladığı için insanların yüreğine dokunmayı başarıyor.

Bazı şairlerin kaderidir: Şiirlerinden çok yaşamları, eserlerinin bütününden çok bir iki dizeleriyle anılırlar. Bazılarının özel hayatı, bazılarının küfürbazlığı, bazılarının ölümleri, bazılarının ise cinsel yönelimi şiirlerinden önce hatırlanır. Dizeleriyle hatırlananlar daha şanslıdır. Turgut Uyar denildiğinde göğe bakarız; Edip Cansever dendiğinde halk gülebildiğinde güleceğimizi tembihleriz kendimize; Gülten Akın dendiğinde inceliklere vakitler yaratmaya çalışırız. Bunda garip bir şey yok ama bazen şairlerin tüm eserlerinin o dizelere sığdırıldığını düşüncesi sarar zihnimizi. Hele ki şair Türkiyeli değilse durum daha karmaşıklaşır. Çoğunlukla öne çıkan kitabı çevrilen şair gerçekten de o dizelere hapsedilir. Daha sonrasında bütün şiirlerine ulaşsak da hep aynı dize çınlar kulaklarımızda.

Furûğ Ferruhzâd da hem yaşamıyla hem de dizeleriyle öne çıkan şairlerden. Onu çok tanımayanların bile doğrudan ismiyle sesleneceği bir samimiyet ve sevgi hissi yaratan şairi yaşamı, ölümü ve imzası sayılabilecek dizeleriyle anımsamak biraz haksızlık sanırım. “Kuş ölümlüdür sen uçmayı hatırla” dizesi hepimizin aklındadır ama dizelerin geçtiği o kısa şiiri anımsamaya çalıştığımızda duvara toslarız. Oysa bütünlüğün içinde anlamını çoğullaştırır bu şiirin tutsaklığı, karamsarlığı, karanlığı besleyen ilk dizeleri okuru kendi hapishaneleriyle yüzleşmeye çağırır: “içim sıkılıyor/içim sıkılıyor // avluya çıkıyorum ve parmaklarımı / gecenin gergin teninde gezdiriyorum // ışıklar sönük / ışıklar sönük // kimse beni güneşle tanıştırmayacak / kimse beni serçelerin davetine götürmeyecek…” Sonrasında tümüyle umutlu olmayan bir feryat gelir: “kuş ölümlüdür / sen uçmayı hatırla”. Hafıza, varoluş, inat… Furûğ, ölümüne doğru giderken okurlarına düşünsel bir miras bırakır bu şiiriyle.

 
KitapEki
KitapEki
   

İlham Verici Bir Şair

Bu mirası layıkıyla taşıyabilmek için ise Furûğ’un tüm şiirleriyle tanışmayı göze almak gerekir. Sadece otuz iki yıl yaşamış, bu otuz iki yıla beş şiir kitabı sığdırmış Furûğ’un edebi yolculuğunu takip etmek de ilham vericidir. Şairin ilk üç kitabı Tutsak, Duvar ve İsyan a-b-c-b uyak düzeniyle kaleme alınmıştır. Özellikle Tutsak hem klasik yazımın etkisi hem de konu seçimlerinin dar olduğu fikriyle geri planda kalmış bir kitaptır. Oysa Furûğ daha ilk şiirlerinden itibaren kadın özgürlüğü için mücadeleye girmeyi göze aldığını gösterir bu şiirlerinde. Hem ataerkinin hem de dinî baskıların reddi hissedilir. Toplumun baskısına, dinî kurallara isyan edemeyen sevgiliye “cennetin, hûrin, kevser suyun senin olsun / bana cehennemin dibinde bir yuva ver” derken bir taraftan Ömer Hayyam’dan bu yana var olan, İran şiir geleneğine yaslanır. Diğer taraftan dişil bir enerjinin dizginlenemez bir şekilde ilerlediği de duyumsanır.

Duvar ve İsyan, Furûğ’un muhafazakâr İran toplumunun karşısına aşkı, cinselliği, tutkusu ile dikilmeyi göze aldığını; kavgaya hazır olduğunu duyurduğu şiir kitapları olarak göze çarparlar. Ama asıl isyan biçimsel anlamda serbest nazıma geçildiğinde hissedilir. Yeniden Doğuş ve şairin ölümünden sonra yayımlanan İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına kitapları büyük bir şairin ilk adımlarını atmaya başladığını hissettiren kitaplardır.

Yaraları, Özlemleri, İnadıyla İnsan

Furûğ, son iki şiir kitabında artık sadece coşkulu bir âşık olarak değil; bilinçli bir kadın olarak yazar şiirlerini. Toplumun durağanlığa sürüklediği ve eve hapsetmeye çalıştığı kadını sokağa ve harekete çağırır. Yeniden Doğuş, ilk üç şiir kitabındaki geleneksel yapıyı bahane ederek şiirinin özellikli bir yanı olmadığını savunan edebiyat eleştirmenlerine bir yanıttır. Şiirin konusu da genişlemiş, hem kendinin toplumsal konumunu hem de kadınların ayakta duruşunu betimlemeye başlamıştır. Bir taraftan da kışkırtıcı sorular sorar: “yukarıdaki bahçenin eriğine var mı cesaretin?” der mesela. “sevgi sözcüklerinin arasındaki sessizlik kadar çıplak / ve tüm yaralarım aşktandır” diye seslenir. Bu bir şikâyet değildir ama… Tüm yaraları, özlemleri, isyanı, inadı ile insan olduğunun farkına varan bir bilgeliğe doğru atılan küçük adımlardır.

Sonuç olarak Furûğ, aramızdan erken ayrıldığı, çalkantılı bir özel hayatı olduğu ya da üç beş tane iyi dizesi olduğu için değil; daha ilk şiirlerinden itibaren büyük bir şair olmaya başladığı için insanların yüreğine dokunmayı başarıyor. Onun için sadece bir dizesini değil tüm şiirlerini, kimi zaman yaralanmayı da göze alarak, okumamız gerekiyor.

  • Kuş Ölümlüdür Sen Uçmayı Hatırla
  • Yazar: Furûğ Ferruhzâd
  • Çeviri: Levent Çeviker
  • Türü: Şiir
  • Baskı Yılı: 2019
  • Sayfa Sayısı: 384 Sayfa
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Mualla Uçmaner

Read Previous

Dünyaca Ünlü İsimlerin Daha Önce Hiç Duymadığınız Koleksiyonları

Read Next

ANNEANNE GEZEGENİ

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *