Hadi Uç: Özgürlüğe Uçan Küçük Bir Kuşun Öyküsü

Faba Kahve

Zorunlu olarak evde kaldığım bu dönemde yeniden okuduğumda ise çok daha fazla etkilendim. Hadi Uç! kısa bir öykü, sade bir dille yazılmış, ancak o kadar çok duyguya ve insani değere temas ediyor ki…

Ana karakterimize annesi kanaryasının kafesini açmaması gerektiğini, çünkü dışarı çıkarsa öleceğini söylüyor.  Çocuk ise soruyor: O zaman neden kanatları var anne? İşte tam yerinde sorulan bu soru ile hikâyemiz başlıyor.

Bir virüs salgını var, dünyanın pek çok yerinde karantinalar, evden çalışmalar yaşamımızın bir parçası haline geldi. Hepimiz özgürlüğümüzün kısıtlandığını hissediyoruzdur eminim. Dünyanın geri kalanı gibi ben de işlerimi evden yürütmeye ve dışarı çıkmamaya çalışırken aklıma bu kitap geliverdi. Geçtiğimiz yıl elime geçen bu kitabı okumuş, beğenmiş ve bir kenara koymuştum. Zorunlu olarak evde kaldığım bu dönemde yeniden okuduğumda ise çok daha fazla etkilendim. Hadi Uç! kısa bir öykü, sade bir dille yazılmış, ancak o kadar çok duyguya ve insani değere temas ediyor ki…

 
KitapEki
KitapEki

Ana karakterimize annesi kanaryasının kafesini açmaması gerektiğini, çünkü dışarı çıkarsa öleceğini söylüyor.  Çocuk ise soruyor: O zaman neden kanatları var anne? İşte tam yerinde sorulan bu soru ile hikâyemiz başlıyor. Annesi çocuğu başından savmak için odasını toplamaya gönderiyor, çok gerçekçi değil mi? Annelerimiz bazen cevabı daha çok soru doğuracak ya da küçük yavrularına ağır geleceğini düşündükleri cevapları sakınırlar. Kanatları var ama biz onu bir kafese kapattık ve o artık özgürce uçmayı unuttu, demek yerine “odanı topladın mı sen?” diye cevap veriyor. Ama neyse ki konu burada kapanmıyor.

Kitabın her sayfasında bir-iki cümle var ama bu cümleler öyle özenle kurgulanmış ki her sayfada konuşulacak pek çok konu var. Çocuk kendi kendine kalıp neler yapabileceğini düşünmeye başlıyor. Ve sonunda kanaryasını özgürlükle tanıştırabilecek bir plan yapıyor. Kanarya dışarıdaki yaşama alışık olmadığı için ona adım adım ormanı öğretmek için birlikte bir yolculuğa çıkmayı planlıyor. Ve buna öncelikle ona “kanaryam” dememekle, kimseye ait olmadığını söylemekle başlıyor. Aynı evi paylaştığımız için bir hayvanın sahibi olamayız, değil mi? Bunu dilimizle söylesek bile kalbimizle böyle hissediyor muyuz pek emin değilim. Hikâye, çocuğun kanaryayı ormana götürüp, onu özgürlüğe alıştırmaya çalışmasıyla devam ediyor. Sonrasında ise kafesin kapağı açılıyor ve bekliyor, ta ki o uçmaya hazır olana kadar…

Her cümlesinde özeni ve sevgiyi hissettiğim bu kitabın yazarı bir İspanyol; Paula Carballeira. Türkçe’deki ilk kitabı bu olsa da çocuklar için yazılmış öykü, şiir kitapları ve tiyatro oyunları mevcut. Kitabın çizeri ise Alman Laura von Husen, çizimler gerçekten öyküyü kendi kendine anlatıyor. Oldukça pastel renkler ve yumuşak çizimlerle kitabın duyarlı anlatım şekline eşlik ediyor. Örneğin son sayfadaki sarı kanarya uçarken çocuğun elindeki sarı mendil bana çok farklı hissettirdi. Kanarya gitse bile bir şeylerini çocuğa bırakıyor, bu renkler ayrılsalar bile sonsuza kadar onları birbirine bağlayan duyguları temsil ediyor diye düşündüm.

Son olarak kitap hakkında bazı detaylardan bahsetmek istiyorum. Yazımda çocuk diye bahsettiğim ana karakter bir kuzu. JNeden bir insan seçilmemiş de bir kuzunun evcil hayvanı var, burada bize farklı bir şeyler daha anlatmaya çalışıyor mu çok düşündüm. Benim fikrim; kuzu karakteri bir canlıya sahip olma durumunu bir insana vererek böyle bir gücü varmış gibi yaşayanları yüceltmemek için seçilmiş olabilir. Bir diğer dikkatimi çeken konu ise kanaryanın hiç konuşmaması, bu da çok belirgin bir tercih gibi geldi. Kendini ifade edemeyen, yalnızca evin bir köşesinde ötüp duran bir canlı adına düşünüp, hissetmek… Kanarya kuzudan ne özgürlük talep ediyor ne de yardım. Kuzu ise birlikte yaşamaktan mutlu olduğu halde kanaryanın özgürlük ihtiyacını düşünüp dile getiriyor, ne yapabileceğini araştırıyor ve kendi planını hazırlayıp yola koyuluyor. Ve planı uygularken de kuşun ihtiyaçlarını gözetiyor, onu korkutmuyor, yalnız bırakmıyor. Kanaryanın bu sessizliği bize empatiyi anlatmak için bir kapı açıyor diye düşündüm. Son olarak kuşun adı: Biblo. Anne babası kuçu kafeste bir biblo gibi dursun, eve renk katsın diye almış olsalar, soran sorgulayan duyarlı bir çocuk bu düzeni bozuyor. – Belki çok mana yüklüyorum ama ancak bu kadar basitçe anlatılabilirdi.

Okul öncesi çocuklarıyla her yaşta okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Umarım Carbelleira’nın diğer kitapları da Türkçe’ye kazandırılır, biz de güzel öykülerini okumaya devam ederiz.

Keyifli okumalar dilerim.

Ebeveynlere Faydacı Puanlama

  • Hikâye: 5 puan. Sade anlatımıyla çok etkileyici bir hikâye
  • Eğitici/Öğretici Nitelik: 5 puan. Özgürlük, hayvan hakları, empati, özen gibi kavramları ve daha pek çoğunu konuşabileceğiniz bir kitap
  • Hayal Gücü Gelişimi: 4 puan.
  • Kültürel Gelişim: 4 puan.

  • Hadi Uç!
  • Yazar: Paula Carballeira
  • Resmeden: Laura von Husen
  • Çeviren: Demet Uyar
  • Baskı Yılı: 2018
  • Sayfa sayısı: 32 Sayfa
  • Yayınevi: Elma Yayınevi

Kitap Eki Dergisi
Pınar Akman
Latest posts by Pınar Akman (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Pınar Akman

1985 doğumlu, Sosyoloji ve Kariyer Danışmanlığı alanlarında eğitim aldı. Çocuklar için eğitim projeleri üzerine çalışırken, çocuk kitaplarının farklı bir dünya olduğunu fark etti. Çocuk kitapları okumaktan, onlar hakkında konuşmaktan hoşlanıyor; yazmaya ise yeni başladı. Hayali bir gün çocuklara kendi hikayelerini anlatmak.

Önceki Yazı

EKER okulu anında eker!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *