Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Hafize Çınar Güner: “Özgünlüğü yakalama çabamız olmalı”

0

Her güzel şey gibi okuma zevkini kazandırmak da emek istiyor. Zaman çok hızlı geçiyor ve çocuklar çok çabuk büyüyor.

Kitapları Kelime ve Dinozor Çocuk etiketiyle yayımlanan Hafize Çınar Güner ile çocuk edebiyatı üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Güner, bu alana dair sorularımızı ayrıntılı bir şekilde yanıtladı.

Basit kurgusu ve karakterleriyle ön plana çıkan İda ve Mila Kuş Gibi ve Zürafan Ne Sever? serisinin yaratıcısı olan Hafize Çınar Güner çocukların gözünden bakarak yeni kitapları minik okurlarla buluşturmaya devam edecek.

  • Çocuk edebiyatımızı sizce ne daha iyi kılabilir? Yayıncılar, editörler, yazarlar ve çizerler açısından değerlendirebilir misiniz?

Çocuk edebiyatını iyi kılacak şey aslında edebiyatı iyi kılacak şeydir. Bu da edebiyatın bir kültür işi olduğunu bir sanat işi, duygu/düşünce işi olduğunu unutmamaktır. Bu nedenle arz talep kuraları işlemez bu dünyada. Sanat özgür olduğu sürece yaşamı çoğaltır. Aksi halde kendini tekrar eder, taklitten öteye geçmez. Bence artan çocuk kitaplarında özgünlüğü yakalama çabamız olmalı. Oto sansürlerimizden kurtulmalıyız. Ayrıca edebiyata eğitim işini yüklemeyi de sonlandırmalıyız. Kitabı bir fayda aracı olarak görmeyi bırakmalıyız. Son olarak editörlerin çok kıymetli olduğunu söylemeliyim. Özelikle yerli yeni yazarların nitelikli editörlerle buluşması dileğim.

  • Çocuk edebiyatı kitaplarının eleştiri kanalı ülkemizde okul ve seçici modern ebeveynlerin belirlenimiyle bir nebze tıkanmış durumda. Evrensel değerler değil de kişisel ve müfredata bağlı bir eleştiri filtresi var. Tıkanmış olan bu kanalı açabilmek nasıl mümkün?

Çok haklısınız. Özelikle okulların müfredatı destekleyecek çocuk kitaplarını seçme eğilimleri var. Hatta bazı yayınevlerinin okulların bu seçiminden dolayı yazarlarına/yazarlara müfredat konuları doğrultusunda kitap yazma siparişleri dahi verdiğini biliyoruz. Akademik eğitime verilen önem maalesef entelektüel gelişime gösterilmiyor. Çocuk kitaplarında hâlâ pedagog onayı aranıyor. Öncelikle bu bakış açısının değişmesi gerekiyor. Edebiyat evimize kadar girebilen bize yeni bir dünyaların kapılarını kolayca aralayan, başka hiçbir araca ihtiyaç duymaksızın kendi kendimize alımlayabileceğimiz bir sanat alanı. Bu nedenle bakılması gereken tek unsur sanatsal yaratım olmalıdır. Yani yaratıcılık, estetik, özgünlük ve evrensellik… Bir çocuk edebiyatı eleştirisi anne bloglarına, kalıplaşmış pedagojik yargılara veya endüstrileşen yayıncılık kurallarına bırakılmayacak kadar değerli. Bağımsız çocuk kitabı eleştirmenlerine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Tüm bu tıkanmışlığa rağmen iyi kitabın er ya da geç okurla bulaşacağına ve ezber bozan yazarların kalıcı olacağına inanıyorum.

  • Mutlu Fil Ki̇tabevi ile beraber “Senin İçin Kitap Seçtim” isimli bir proje başlattınız, kim için ne seçiyorsunuz? Biraz bahseder misiniz?

Büyük kentin kargaşasına, zamansızlığına, yıpranmışlığına rağmen en azından gece yatarken bile olsa bebeğine/çocuğuna kitap okumak isteyen ama bağımsız kitapçıların yetersizliğini yaşayan, zaten kitap sırtı olamayan ince çocuk kitaplarını raflarda bulmanın zorluğunu çeken ve alana uzaklığından dolayı ne okuyacağını bilemeyen modern çağ ebeveynleri için kitap seçiyorum. Anadolu’nun küçük bir kentinde, kasabasında ya da köyünde yaşayan dağıtımın ulaşamadığı, çoğu kez “ucuz kitap” adı altında estetikten, edebiyattan yoksun kitaplara maruz kalan ya da ağzı laf yapan pazarlamacıların kapı kapı dolaşıp sattığı pedagog onaylı kitap setleriyle baş başa kalan, iyi edebiyata ulaşamayanlar için kitap seçiyorum. Yurt dışında yaşayan ama çocuklarına kendi dilinin zenginliğini ve kültürünü aktarmak isteyen hem yerli hem de yabancı çağdaş sanatçılarla bebeklerini/çocuklarını buluşturmak isteyen duyarlı ebeveynler için seçiyorum. Kısacası dağıtımın tekelleştiği, arkasında büyük bir sermaye ya da güç olmayan ama nitelikli eserleri basan yayınevlerinin artan döviz kurları ve daralan kâğıt kotasıyla ayakta zorlukla durmaya çalıştığı bir dönemde “iyi kitaba” ulaşmak isteyen herkes için kitap seçiyorum.  Sadece seçmekle kalmayıp bir de onlara özel bir mektup yazıyorum. Mektupta neden o kitabı seçtiğimi, kitabı okuduktan sonra çocuklarıyla beraber ne tür etkinlikler yapabileceklerini, kitabı çocuğa nasıl okuyabileceklerini, kitabın yazarı ve çizeri hakkında bilgiyi sunuyorum. Kitabevi de mektupla beraber seçkiyi kargoyla kişiye yollanıyor. Bu projeyi bir sosyal sorumluluk projesi olarak görüyorum.

  • Özgün konulara ulaşmak için nasıl bir beslenme kaynağınız var. Mesela Park Canavarı çok hayatın içinden ama son derece özgün! 

Popüler kültürden uzak yaşıyorum. Az tüketiyorum. Gündelik hayatın sadeliğini seviyorum. Yaşamın içinden gözlemler yapıyorum. Yirmi yılı aşkın bir süredir çocuklarla drama/tiyatro atölyeleri yürütüyorum ve 4,5 yaşında bir oğlum var. Bu da sanırım benim hep çocuk gözüyle dünyaya bakabilmeme olanak sağlıyor.

  • İda ve Mila Kuş Gibi ve Zürafan Ne Sever? Serisi basit kurgusu ve karakterleriyle öne çıkıyor. Türkiye’de pek alışık olmadığımız türde bir seri. Daha doğrusu okuyabiliyoruz ama genelde yabancı yazarların kitapları oluyor bunlar. Küçük yaşa hitap eden bu tür kitapların daha fazla üretilmemesinin nedeni ne olabilir? Ve neden siz bu yaş grubuna hitap ediyorsunuz özellikle? 

Evet maalesef, küçük yaş grubu için pek fazla yerli kitap basılmıyor. Bunun arka planında ticari kaygılar yatabilir. Perakende satış için dağıtımın git gide zorlaştığı günümüzde toplu okul satışları pek çok yayıncı için daha cazip olabilir.  Yerli yeni bir yapıtla böylesi zorlu bir mecrada yola çıkmak risk alabilmeyi gerektirir. Çünkü basılan çeviri eserler rüştünü ispatlamış ve zaten kabul görmüştür. Hâlbuki yerli, özgün bir eser bu yaş grubu için basılan pek çok çeviri eserin arasında kendine yer bulmaya çalışacaktır ve işi zordur. Bu anlamda yayıncım Dinozor Çocuk’u gerçekten kutluyorum. Bir vakittir “Bebekler de Kitap Sever!” başlıklı söyleşiler yaparak okuma kültürünün doğumdan itibaren başladığını anlatmaya çalışıyorum. Hatta Tüyap’ta da bu başlıklı bir söyleşimiz oldu. Burada altını çizdiğim şey kavram kitaplarının dışında çocukların çok küçük yaştan itibaren kısa edebi kurgularla yazılmış ve sanatçı duyarlılığıyla resmedilmiş çocuk edebiyatı kitaplarla buluşmaları gereğidir. Kitap, edebiyat çocuğun pek çok duyusuna hitap eden onun karşılaştığı ilk sanat alanıdır. İda ve Mila serisi oğlumla oynadığımız bir oyun sonrası ortaya çıktı. Oyun oynarmışçasına da yazıldı. O yüzden yepyeni bir çizerle, dijital tasarımdan uzak aynı naiflikle, “basitlikte” resmedilsin istedim. Müjde Başkale de katıldı oyunumuza ve serimiz yola çıktı. Tüm kitaplarda çizer, yazar, editörü birlikteliği çok önemli ben hem bu serimde hem de diğer kitaplarımda hep çok şanslıydım. Aslında sadece küçük yaş grubu için yazmıyorum ilk göz ağrım olan Tilki Toni serim ilkokul çağı çocukları için. Ayrıca şu sıralar üzerinde çalıştığım bir kitap dosyası 09-11 yaş grubuna hitap ediyor.

  • Serinin devamı gelecek mi?

Evet, gelecek. İda ve Mila’yı altı kitaplık bir seri olarak kaleme aldım. Serinin üçüncü kitabı olan “Ressam Kedi Üzüm” geçtiğimiz ay Tüyap’ta çok hoş bir atölyeyle okurlarıyla buluştu.

  • “Çocuğum kitap sevsin, okusun” diyen ebeveynler için anahtar cümleniz var mı? 

Her güzel şey gibi okuma zevkini kazandırmak da emek istiyor. Zaman çok hızlı geçiyor ve çocuklar çok çabuk büyüyor. Bir daha çocuklarıyla resimli bir çocuk kitabı okuma zevkini yakalayamayacaklar. Çocukları kucaklarına oturup daha önce defalarca okunan bir kitap için onlara bir daha hiç yalvarmayacak.  Yavrularının sıcaklığını hissederek ten tene bir maceraya çıkma fırsatı bir daha ellerine geçmeyecek.  Kitapta okudukları bir cümle yüzünden dakikalarca kıkırdayamayacaklar. Kitabı bırakıp yatakta bir gıdıklama oyunu başlayamayacak. Bence bu hazzı kaçırmasınlar! Onlar bu hazları yaşadıklarında biz zaten anahtar cümleleri konuşmayacağız.

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *