Herkesin Kendinden Bir Şeyler Bulabileceği 15 Öykü Kitabı

15 kitaplık seçkimizde her türden öykü bulabileceksiniz. Korkularınıza, hayallerinize dair öyküler… Hatta yaşamın kendisini anlatan öyküler bulacaksınız.

Bu kitapların sayfalarını araladığınızda sanki kendinize bir ayna tutmuş olacaksınız. Gördüğünüz görüntünün etkisinden kolay kolay çıkamayacaksınız.

1. Baştankara, Hayal ve Gerçeği Buluşturan Öykülerin Toplamıdır

Sine Ergün’ün dili, gayet sade bir dil. Öyküleri kısa ama derin anlamlı öyküler. Öyküler birbirinden çok bağımsız gibi görünse de derinlik ve yoğunluk anlamında hemen hemen hepsi bizden çaba ve üzerinde düşünmemizi isteyen öyküler. Üslup kendine has, cümleler kısa, devrik olmamakla beraber şiirsellikten nasibini almış cümleler. Yazarın konu sınırlama ya da konu sıkıntısı gibi bir kaygısının olmadığını kısalığına ve sayısına bakmadan, gözlem gücüne ve konu olarak ayrıntılarına bakmamız yeterli olacaktır. Bazı hikayeleri kendi mahallenizde, kendi evinizde, kendi sokağınızda, okulunuzda, caddenizde hayal ederken, bazı hikayeleri ise sadece hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir kalemin düşünden ve mülahazalarından ibaret olduğunu anlıyorsunuz.

Doğan Yalçın’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

2. Bu kitap bütün ağrılarınızı kesecek!

Gerçeküstü, büyülü bir ton var öykülerde… Bunu bazen kullanılan sıfatlarda seziyorsunuz tıpkı “Yarım kalmış sözler ofisi”nde sevgiliye takılan pek ilginç isimlerde olduğu gibi: Afet-i yekta-i emelim, kızıl afetim, kızılcık reçelim, kızıl maskem, kırmızılım, kızıl denizim. Ya da kaplumbağa çişi tozu soluyan insanların abartma hastalığına yakalanması gibi bin yıl düşünseniz aklınıza gelemeyecek bir öykünün kurgusunda… Yahut da “Nefret” adlı öykünün karakterinin annesinin, mahallenin kızı deli Sevda’nın kertenkele olarak yaşayıp üç kez öldüğünü ve en son insan olarak tekrar dünyaya geldiğini iddia etmesi türü benzetmeler, okurun tahayyül sınırlarını hayli zorluyor.

Renkli, farklı ve beklenmeyenle dolu bir yolculuğa hazır olun!

Müjde Alganer’in incelemesi için TIKLAYINIZ

 

3. Gamze Arslan ve Çerçialan

Dili, kendisinin söylediğinin aksine, özgün bir dil. Yalın, akıcı ama bir o kadar da vurucu. Kelimeleri diri, çarpıcı kullanıp öyle yan yana getiriyor ki, aynı anda hem alaycı hem saygın ya da, hem irkiltici hem sakinleştirici, dinlendirici olabiliyor. İlk cümleden son cümleye, çok anlamlı, birbirini tamamlayıcı, birbirini çoğaltıcı dokusunda, öykülerdeki tek bir kelimenin dahi vazgeçilmezliği var. Konuşma dilini çağrıştırsa da, kesinlikle özgün bir dil.

Söylencelerden faydalanılarak yazılan öykü ‘Kırk bin Geyikli Derviş’, büyülü gerçekçilik izleri taşıyan ‘Bimka’ ve ‘Kesik Parmak’, fantastik öğeler taşıyan ‘Allahla Ciddi Düşünüyoruz’ isimli öyküler ve diğerleri, hepsi de birbirinden özel ve ustaca yazılmış öyküler. Öykülerde dikkat çeken önemli bir özellik de, alt metinlerin ve yan metinlerin çokluğu.

Sülbiye Yıldırım’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

4. Yalınlığın Dehası, Koca Bıyıklı Yazar; William Saroyan

Öykülere meraklı olmayabilirsiniz, sıradan bir insanın yaşadıklarını önemsemeyebilirsiniz, memleket sızısı nedir umurunuzda olmayabilir ama William Saroyan’ın yazdıklarını okumamak çok şey kaybettirecektir. Benim favorim olan Ödlekler Cesurdur’dan başlamanızı öneririm, hem de en kısa zamanda…

“Bütün korodaki en iyi ses onun. Bu ses için sadece bir dolar mı yani? Dünyadaki her din böyle bir sese rahat rahat iki dolar verir.” Ödlekler Cesurdur

Perge Dündar’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

5. Sabahın Bir Devamı Vardı

Öyküler dokunaklı, güncel ve gerçekçi.  Toplumsal konulara yer verilmiş. “Yıldızlı” öyküde olduğu gibi flash back ve içe bakış kullanılıyor. Sürpriz son, ters köşe yapmış yazar.

Zeynep Yenen’in incelemesi için TIKLAYINIZ

 

6. Hakikatin kitabı; Kuyuda

Boşluktan çektiği kelimeler, geniş bir hazineden geliyor Fırat’ın. Gerçeküstü sahneler; kimi iş toplantısına hazırlanan ve ütü yapan bir annenin tanrı anlatıcıyla dillenen öyküsünde, kimi ünlü öykü yazarına gelen sahipsiz ama “yaşayan” mesajda, kimi acıyı turistik gezi yapanlara uyan gafil anne ve oğulda, kimi klasiği popüler bir tüketim imajına çeviren objede, hayat buluyor. Öykülerin ortak yanı ezber bozmaları…

Müjde Alganer’in incelemesi için TIKLAYINIZ

 

7. Tek Maktül Leyla, Bir Kadın

Kadının merkezde olduğu bu öykülerde, elbette sadece kadın bakış açısı olduğunu söylemek doğru olmaz. Arife Kalender’in öykülerinde kadın; kadın halleri ile, kadının insan halleri, insanın yalnız halleri, aşksız, çaresiz halleri ölçülü bir biçimde öyküleştirilmiş. Yani bir yazar olarak ve bir kadın yazar olarak, öykülerinde kadını tüm yönleri ile bize anlatmış; sürprizlerle, şaşırtmalarla…

Sabri Kuşkonmaz’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

8. Büyülü Gerçekçilikten Süzülen Bir Modernist; Julio Cortazar

Cortazar’ın öyküyle ilgili sayısız güzel sözleri vardır. “Kısa öykü maçı nakavtla kazanmak zorundadır.” sözü en meşhurudur.  Bir okur Cortazar öyküsü için şöyle diyor: “Kısaca acayip bir üslup, yoran bir öykü.” öyledir. Zira Cortazar’ın dili, öyküleri kimi zaman zihinleri yoran, kimi zaman akılla dalga geçen, ancak ‘en değersiz olanı bile’ olağanüstü bir güzellikte anlatabilen bir dildir.

Selma Sayar’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

9. Kısa Karanlıklar

Hikâyeler merak ettirerek başlıyor, merakı diri tutmayı başararak devam ediyor. Okuru elinden sıkıca tutup, kurduğu dünyalara doğru, hızla ve ustalıkla sürüklüyor Betil. Bazen anneli ama annesiz bir çocuk, bazen aldatan-aldatılan bir kadın, bazen cazibeli bir anneanne, bazen ilgiye aç yalnız-bekâr bir emekli apartman yöneticisi, ya da sevdiğini aklından bir türlü çıkaramamış takıntılı geçkin bir erkek buluyoruz karşımızda… Erkeği anlatırken, bir kadın kadar doğal çıkıyor sesi.

Müjde Alganer’in incelemesi için TIKLAYINIZ

 

10. Varoluşun Alacakaranlığında Gezen Öyküler

Okuyucunun hemen her öyküde insanın yeryüzündeki varoluş yolculuğuna yönelik bir anlam arayışının izlerine çarparak yalın ve çarpıcı sorularla sarsılması kaçınılmaz.

Zaman, ölüm, benlik karmaşası gibi konularda tadına doyum olmaz pencereler açmayı öylesine farklı ve özgün bir yaklaşımla başarıyor ki Papini, onun onulmaz bir biçimde bir ozan olduğunu vurgulayan Borges’e katılmamak elde değil.

Nilüfer Altunkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

11. Korkulardan Öykü Beğen!

İthaki Yayınları‘ndan çıkmış olan Pusova, içinizi ürpertirken kafanızı karıştıracak, geleceğe bakışınızı sorgulatacak, aklınıza gelmeyen yaratıkların var olup olmadıkları konusunda sizi düşündürecek. Bütün bunlara rağmen okuduğunuza memnun olacak ve Galip Dursun’un yeni kitabının çıkmasını isteyecek, merakla bekleyeceksiniz.

Perge Dündar’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

12. Beat Edebiyatına Dönüş: “Ayyaş Buda”

Önce üç tane fantastik roman, ardından yine üç çocuk kitabından sonra, yetişkinler için çıkmış bir öykü kitabı olan Ayyaş Buda’nın sonunda yazdığı teşekkürler kısmına göre, çıktığı uzun bir yolculukta çektiği fotoğraflar ilham vermiş yazar Göktuğ Canbaba’ya. Çok da iyi olmuş doğrusu!

Perge Dündar’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

13. Tuhaf Öyküler Diyarı: Kibrit Ev

Bir dine, bir düşünceye inanalım veya inanmayalım; tanık olduğumuz, duyduğumuz, okuduğumuz tuhaf, değişik olaylar olmuştur. Bunların bir kısmını bilim ile açıklığa kavuşturabiliriz, bir kısmının açıklaması varsa da bilmiyor olabiliriz, bir kısmının anlaşılabilmesi için hala araştırmalar yapılıyor olabilir, bazılarını ise bir türlü anlamlandıramayız. Bazen korkutur, bazen güçlendirir, ama her zaman düşündürür. Acaba bu olan bitenin sebebi nedir diye kafa yorarız. İnançlı ya da mistik konulara çok eğilimi (hatta eğilim kırıntısı yok desem daha doğru) olan biri değilim ama tuhaf bulduğum birçok şey vardır. Ölüm, rüyalar, iç dünyalarımız, aşk… gibi. İthaki yayınlarından çıkmış olan Kibrit Ev tam da bu açıklayamadığımız durumları, olayları konu alan hikâyelerden oluşmuş bir kitap.

Perge Dündar’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

14. Aylak Köpek; Bütün sorunların içerisinde en büyüğü insanlarla uğraşmak!

Bu kitaptaki tüm öykülerde göze çarpan en önemli kelime; “ölüm” kelimesidir. Dikkatli okuyan her okur bu yedi öyküde ölümün ayak seslerini duyabilir. Ve açıkçası ürpermiyor da değil. Bunu ister yazarın ölüme bakışına bağlayın ister sadece bir kurgu diyin ama ben daha çok yazarın ölüme bakışına bağlıyorum, şu cümle de kanıtlar nitelikte; “Yaşam denilen şey aldatıcı bir aldatmadan başka bir şey değildi”. Aslında Sadık Hidayet tüm kitaplarında işlediği menhus kelimelerden biri…

Doğan Yalçın’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

15. İncelikli Zamanlar, Sıradan İnsanlar ve Bulanık Resimler

Bulanık Resimler’deki dilin zenginliği o dönem edebiyatçılarının genel özelliği. İnsandan beslenen canlı bir dil. İncelikli dilin ölmediği zamanlardan bir örnek olarak duruyor karşımızda Bulanık Resimler. Bu incelikli dil anlatım biçimlerindeki çeşitlilik ve onların ustaca kullanımıyla birleştiğinde ise (bugün adını sürekli duyup kendisini bir türlü göremediğimiz) zamanın ruhunu hissedebilmemizi sağlıyor.

Hayatın zorlu ve kaba olduğu yıllarda insan olabilmenin, özenli, incelikli olabilmenin hikayelerini yazdı Muzaffer Buyrukçu. Kırmızı Kedi Yayınevi sayesinde capcanlı bir resim olarak asabiliriz artık onu evimizin en güzel duvarına.

Bora Murat Pektaş’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Koç’ta üç kuşakla da çalışma fırsatını bulan bir yönetici; Tuğrul Kudatgobilik

Read Next

Türkiye Bilişim Derneği’nden bilimkurgu öykü yarışması

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *