Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

İdris Baluken’den Bizi Özgürlüğe Çağıran Bir Roman: OKO

0

Dipnot Yayınları’nca basılan Oko’nun hikayesi kayıtsızlığımızın mahcubiyetiyle yüzleşme çağrısı gibi…

Şafakla varmışsındır elin gibi ayağın gibi tanıdığın kente. Uyku ile uyanıklık arasında, bir parça kendinden uzak, ayaklar bildiği yollarda akar.  İşte o ara önce iyot kokusu mu geldi, kıyıyı yalayan dalga mı seslendi bilemeden bir ürperme gelir. Ordasındır…

Böyle bir demdeydi, sıradan. Ankara’da, Dışkapı Hastanesi’nin önünde kırmızı ışıkta beklerken bir köpek gelmiş, yanımızda durmuş ve ışık yeşil yanınca bizimle karşıya geçmişti. Bunu ilk kez gören, daha doğrusu idrak eden ben kente ve hayata dair kendimce yeni sonuçlara ulaşmıştım. Belli ki bu köpek kentte yaşamayı öğrenmişti. Belli ki falan, belli ki filan… Sonraki zamanlarda bunun istisna olmadığını, köpeklerin gerçekten de kentte yaşamayı öğrendiğini öğretti hayat… Bize de gözümüzün önünde akıp gidene kayıtsızlığın mahcubiyeti kaldı. İşte bugünlerde Dipnot Yayınları’nca basılan Oko’nun hikayesi kayıtsızlığımızın mahcubiyetiyle yüzleşme çağrısı gibi…

İdris Baluken’in ikinci romanı “Oko”. Oko bir Kangal. Oko’nun hikayesi dağlarının, derelerinin uzağında, İstanbul’da bir çiftlikte açılıyor. Çiftlik yaşamı üzerinden büyük kentlerdeki talana, hayata karşı işlenen suçlara tanıklık ediyoruz.

Romanın en önemli özelliklerinden birisi ilerlemeci, kalkınmacı araçsalcı anlayışa yapılan itiraz… Biyolojik varlığın ve özel olarak da insanın, doğanın efendisi değil parçası olduğu anlayışı Oko’nun kent yaşamıyla birlikte işleniyor. İnsanın hayvana karşı işlediği suçların dehşeti, insanın bütün yaşama dair tutumunun izdüşümü. Oko ile Hayırsızada köpek katliamını bir kez daha hatırlamak  Kerbela’nın acısını daha gerçek kılıyor. Ya da şöyle söylemek de mümkün. Kentlerin ortalarında zehirlenen, dağ başlarında ölüme bırakılan, patileri kesilen hayvanların acısını hissetmeyenlerin sair acıları gerçek olabilir mi? Oko olamayacağını bütün açıklığı ile anlatıyor.

Oko hayvana dair bir ütopya gibi de okunabilir, bir modern zamanlar fablı gibi de…

Üç yıla döndü İdris Baluken’in hapishane yaşamı. Çiftlik yanınca Oko’nun yolunu içgüdülerinin ormanına değil bilgilerinin kentine çevirirken, yeni bir yaşam kurmanın bedelini de üstlenmeye dair bir şeyler anlattığı kuşkusuz Baluken’in.

Hasılı Oko, derdi olanın, umuda, aşka ve özgürlüğü dair sözü olanın sözüdür ve hayata söylenmiştir.

  • Oko
  • Yazar: İdris Baluken
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Haziran 2019
  • Sayfa Sayısı: 184 sayfa.
  • Yayınevi: Dipnot Yayınları

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *