İslam’ın İlk Ailesi

 

Ali’nin Ailesi peygamber sonrası İslam dünyasının kapısını meraklılar için aralıyor, ben içeri girdim ve önümde şimdi yüzlerce kapı var!

TİMAŞ
TİMAŞ

Aile önemlidir, geçmişte daha da önemliydi. Aile her yerde önemlidir; Arap yarımadasında ve Ortadoğu’da daha da önemlidir. Aile Hristiyanlık’ta önemlidir, İslamiyet’te daha da önemlidir!

Tarih boyunca insanlar soylarıyla anıldı, kişi kendini tanıtmadan evvel hangi sülaleye mensup olduğu açıklar ve bu ölçüde saygı görürdü. Yaşanılan topraklarda hakim bir soya mensup olmak her zaman o insana belli avantajlar sağlar fakat bu ilelebet devam edemez illa ki bir zaman sonra daha güçlü daha zengin bir aşiret/soy/sülale bir öncekinin yerini alır ve hayata bir adım önde başlar, bu böyle devam eder. Ta ki son peygamber gelene kadar, artık hiçbiri onun soyunun gördüğü saygıya ulaşamayacaktı!

Arabistan gibi soyun çok önemli olduğu bir coğrafyada erkek çocuğu olmayan Hz. Muhammed’in soyu ne oldu, nerede yaşadılar, kimlerle evlendiler ve tarih boyunca neler yaşadılar?

Londra Üniversitesi Tarih bölümü akademisyenlerinden Teresa Bernheimer Tekin Yayınlarının geçtiğimiz aylarda yayımladığı kitabında bu sorulara ziyadesiyle cevap veriyor.

‘İslam aleminde Muhammed Peygamber’in ailesine gösterilen saygı ve hürmetin eşi benzeri yoktur. Siyasi ve dini ilişkileri bir yana, Peygamber sülalesi, özellikle de kızı Fatima ve kuzeni Ali bin Ebu Talip’den devam eden soyu ki bütün olarak Alevi(*) diye bilinirler…’

Tabi daha sonra On İki İmam anlayışıyla Sünnilikten farklı bir mezhep olarak ortaya çıksa da daha öncesinde Alevilik Ali ile Fatima’nın yani Hz.Muhammed’in soyundan gelenler verilen isimdi.

Ve yine peygamber soyu sadece Ali-Fatima üzerinde değil; Peygamberin büyük dedesinin soyundan gelenler; Haşimiler, amcasının soyundan gelenler; Talibiler, diğer amca soyu; Abbasiler ile daha sonra peygamber torunları Hasan ve Hüseyin üzerinden; Hasaniler ve Hüseyniler olarak devam etti.

İslam devlet ve emirliklerinde peygamber soyundan gelenlere maaş ödenirdi ve hatta bazı zenginler vasiyetlerinde tüm mallarını ehlibeyte miras bırakırlardı;

‘Horasan’da zengin bir tüccarın ölüm döşeğinde olduğu söylemiştir. Mal varlığını bağışlamak için seyyidi görmek istediğini aktarmıştır. Tüccar öldüğünde Ebu Muhammed Yahya’ya 700 dinarlık, yedi deve yükü mal bırakmıştır.’  

Böyle büyük bir ailenin kaydını tutmak, kötü amaçlı sızmaları engellemek için şerece kayıtları tutulmuştur. Bu kayıtları tutanlar arasında o yerin ileri gelenleri olduğu kadar profesyonel şerececiler de vardır ki bunlar başka ülkelerde yaşayan bazı soy dallarını bulmak ve onların gerçekten peygamber soyundan gelip gelmediklerini dedektif gibi araştırırlardı.

Soyu hakkında yalan beyanda bulunanlara da saçlarını kazıtma, sürgün gibi cezalar verilebilirdi.

Ali’nin Ailesi’nde yazar Alevilerin soy kütüklerini tutmuyor peygamber sonrası özellikle 8yy.-12yy. arası İslam toplumunun durumunun da fotoğrafını çekiyor;

‘Orta çağ İslamı’nda kişinin toplumdaki konumunu belirleme hususunda ilmin önemli bir faktör olduğuna dair pek şüphe yoktur. (..)on birinci yüzyılda Nişabur’daki yerel seçkinler neredeyse tamamen kadılarla alimlerden oluşuyordu ve bir tüccar saygınlık kazanmak için zenginliğini ilimle takas etmek az rastlanan bir olay değildi.’

Teresa Bernheimer’ın bu titiz çalışması, konunun ilgilileri için iyi bir kaynak olmasının yanı sıra tarihe ilgi duyanlar için de gayet ilgi çekici.

Ali’nin Ailesi peygamber sonrası İslam dünyasının kapısını meraklılar için aralıyor, ben içeri girdim ve önümde şimdi yüzlerce kapı var!

  • Ali’nin Ailesi
  • Ehlibeyt ve İlk Aleviler
  • Yazar: Teresa Bernheimer
  • Çeviri: Kolektif
  • Türü: Din-Tarih
  • Baskı Yılı: 2016
  • Sayfa Sayısı: 159 Sayfa
  • Yayınevi: Tekin Yayınları

Ufuk Serim
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Necmiye Alpay’ın PEN International’a gönderdiği mektup

Read Next

Aramızdaki Ölümün Kitabı; Dank

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram