Iza’nın Şarkısı

Yazar, roman karakterlerinin kişiliklerini ve birbirleriyle ilişkilerini son derece incelikli detaylarla veriyor, iğne oyası gibi ilmek ilmek işlenmiş her bir detay.

İnsanların çoğunlukla balkonlarda vakit geçirdiği ve bu balkonların birbirine bitişik olduğu bir yazlık sitede bir süre bulunduğum ve komşu evlerde yaşlı ebeveyn bulunması sebebiyle yaşadıkları anlaşmazlık ve sorunlara bir nebze tanık olduğum bir dönemde, tesadüfen bir sosyal medya hesabından yapılan kitap tavsiyesinde okudum kitabın konusunu ve ilgimi çekti.

 
KitapEki
KitapEki
   

Tavsiye üzerine okumaya karar verdiğim bu kitabı elime aldığım ilk anda aşağı yukarı neyle karşılaşacağımı bildiğimi sanıyordum. Kitabın konusu belliydi, eşini kaybeden yaşlı taşralı bir kadının, doktor kızı tarafından beraber yaşamaları için şehirdeki evine getirilmesinin ardından, şehirde yeni ve alışık olmadığı bir yaşama başlayan kadının dramını, birbirlerini anlayamamalarını okuyacaktım, yazardan da övgüyle bahsedildiğini biliyordum, meğer çok az biliyormuşum, beni bu denli alt üst edeceğini tahmin edememiştim kitabın.

Arka kapakta şöyle ifade ediyor Herman Hesse : “Magda Szabo’yu keşfettiyseniz altın bir balık yakaladınız demektir. Yazmakta olduğu bütün kitapları alın, ileride yazacaklarını da.” Yazar on yıldır hayatta olmadığı için ileride yazacaklarını değil fakat yazdıklarından Türkçeye kazandırılmış olanların hepsini alıp okuyacağım elbette.

Yazar, roman karakterlerinin kişiliklerini ve birbirleriyle ilişkilerini son derece incelikli detaylarla veriyor, iğne oyası gibi ilmek ilmek işlenmiş her bir detay. Yazar bize roman kahramanlarının kişiliklerini anlatmıyor, anlamamızı sağlayacak işaretler veriyor. Kitaptaki mekan tasvirleri hayranlık verici, her bir mekan ve olay gözümün önünde birer tablo gibi canlanıyor. Hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım Macaristan’ın 40’lı yıllarındaki taşra ve şehir yaşamına tanık oluyor, siyasal sorunları hakkında az çok fikir sahibi oluyorum.

Kitaptaki ana karakter Iza , bununla beraber ondan ziyade ilişkide bulunduğu kişiler: annesi, babası eski eşi Antal anlatılıyor etraflıca, geçmiş yaşamlarındaki olaylardan da kesitler sunularak ve Iza’yı daha çok onların gözünden tanıyoruz. Iza görünüşte örnek evlattır, çevresinde ondan daima övgüyle söz edilir. Onu gerçekten tanıyabilen, duygusuz ve bencil tarafını görebilen herkesin ise ondan uzaklaşmak isteyeceğini anlayabiliyorum. Bu bakımdan kitabın türü olmadığı halde gerilim öğesi bir anda okumama dahil olabiliyor, insanın anlayamadığından korktuğu için sanırım, korku filmlerindeki iyi biriymiş gibi görünüp başkalarına hissettirmeden kötülük yapan karakterlere benzetiyorum Iza’yı.

Şefkatli görünmenin ardındaki bencillik, empatisizliğin vahşeti kitabın bana kuvvetle hissettirdikleri. Aralıksız okuma isteğine kapıldığım kitabın bir anda sonuna geldiğimi fark ettiğimde göz yaşlarım hazırda bekliyor, anne ve babasını yitirmiş neredeyse herkesten duyabileceğimiz “yaşıyorlarken kıymetini bilin, sarılın” sözleri hatırıma geliyor.

 

  • Iza’nın Şarkısı
  • Yazar: Magda Szabo
  • Çeviri: Hakan Tansel
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Temmuz 2017
  • Sayfa Sayısı: 223 Sayfa
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Ayşegül Gezgin

1978’de Aydın’da doğdu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm İşletmeciliği bölümü mezunu. İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerini okul ve kurslarda öğrendi. Çeşitli sektör ve görevlerde çalıştı, en çok çeviri yapması gereken işleri sevdi. Kitaplar en iyi arkadaşları, okumak ve yürümek vazgeçmek istemediği bağımlılığı. Eşi ve oğluyla Kadıköy’de yaşıyor. Doğal yaşamı hissedebileceği ortamlarda bulunmaya çalışıyor. Doğal ve samimiolan herkesi ve her şeyi seviyor.
Ayşegül Gezgin

Latest posts by Ayşegül Gezgin (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Ayşegül Gezgin

1978’de Aydın’da doğdu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm İşletmeciliği bölümü mezunu. İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerini okul ve kurslarda öğrendi. Çeşitli sektör ve görevlerde çalıştı, en çok çeviri yapması gereken işleri sevdi. Kitaplar en iyi arkadaşları, okumak ve yürümek vazgeçmek istemediği bağımlılığı. Eşi ve oğluyla Kadıköy’de yaşıyor. Doğal yaşamı hissedebileceği ortamlarda bulunmaya çalışıyor. Doğal ve samimi olan herkesi ve her şeyi seviyor.

Read Previous

İthaki Akademi’de yeni dönemde neler var?

Read Next

Socrates Almanya’da listeye girdi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *