Kadının İnsanlığı

Seray Şahiner Antabus adlı romanında kadının insan olarak görülmediği bir dünyada yaşananları anlatıyor okura.

Toplumsal yapının temel özelliği eril düzenin hâkim olması. Kadın ile erkeğin birlikte yaşadığı bu düzende ne yazık ki kadın, toplumun temel taşı olan aileyi taşıyan olmasına rağmen hak ettiği değeri göremiyor. İnsan olmak ortak paydasında erkekle birlikte eşit bir hayat yaşaması gerekirken geleneksel, ataerkil düzenin çarkları arasında ezilip gidiyor. Üstelik çoğu kadın bu hayatın hak ettiği hayat olmadığının farkına bile varmıyor. Bir erkeğin kontrolü altında olmanın doğal bir gelenek olduğunu düşünüyor. Başında bir erkek olmadan yaşayamayacağı düşüncesi ile yetiştiriliyor. Ne gariptir ki bu düzenin sürmesini sağlayan da yine bir anne olarak kadının kendisi. Geleneklerin boyunduruğu altında, kendi ayaklarının üzerinde duramayacağının kabul ederek insanlığının farkına varmadan bir hayat yaşıyor.

Seray Şahiner Antabus adlı romanında kadının insan olarak görülmediği bir dünyada yaşananları anlatıyor okura. Temel kahraman Leyla’nın yaşadıkları aracılığı ile, eril dünyada kadın olmanın ne demek olduğu bir kez daha tüm acılığı ile anlatılıyor.

Geleneksel toplumlarda kız çocukları, ilk başlarda babalarının ve erkek kardeşlerinin kontrolü altında yaşıyorlar. İyi bir evlilik yaparak bu sefer de bir başka erkeğin, kocasının boyunduruğu altında yaşamaya başlıyor. Kendisi olamadan anne olarak yeni nesillerin de kendisi gibi yetişmesinin önünü açıyor. Romanımızın temel kahramanı Leyla, ailesinin bulduğu kendisinden yaşça büyük bir adama satılıyor. Babasının baskısı altında geçen hayatı on yedi-on sekiz yaşlarında kendisinden yaşça büyük, alkolik bir adamla kurduğu yuvada biçim değiştirerek devam ediyor. Artık bir çocuk olmaktan çıkan Leyla, yetişkin olarak bir kocaya her türlü hizmeti vermek zorunda bırakılıyor. Hizmeti diyorum çünkü sevgi temelleri üzerine kurulmayan yuvasında bir hizmetçiden farkı yok. En doğal hakkı olan cinsellikten bile nefret ediyor bu süreçte.

Birçok kadın evlenmek ve çocuk sahibi olmak ister. Anne olmak her kadının doğasında var olan bir duygudur. Elbette bunu tercih etmeyen kadınlar da olacaktır günümüzde. Ama Leyla’nın yaşadığı dünyada çocuk sahibi olmak da kaçınılmaz bir durum. Ama Leyla, kadınlığını yaşamadığı gibi anne olmak da istemiyor. Çocuk sahibi olmayı hayatın kararması olarak görüyor. Çünkü kendi hayatı yok.

Hani kadınlar çocukları olsun diye gezmedik doktor, türbe bırakmıyorlar ya…Akılsızlar! Bırakın olmuyorsa olmuyor, ille doğurup ne diye sahibinin de hayatını karartıyorsunuz?

Toplumsal hayatta kadınla ilgili yaşanan durumlar karşısında bugün dernekler kuruluyor. Zor durumdaki kadınlara yardım etmek amacıyla sığınma evleri açılıyor. Ancak eril şiddetten kurtulamayan birçok kadın kocasının, babasının ya da bir erkeğin elinde ölüp gidiyor. Roman toplumun bu konudaki duyarsızlığını da dile getirmesi açısından önemli bir konuya değiniyor. Üçüncü sayfa haberlerinden öteye geçmeyen cinayet haberleri toplumun bu konudaki duyarsızlığını da gözler önüne seriyor.

Romana dil ve anlatım yönünden baktığımız zaman alaycı, ironik bir dil ve anlatım görüyoruz. Bu dil sayesinde yaşanan acılar hafiflemiyor belki ama toplumun duyarsızlığını bir şamar gibi yine toplumun yüzüne vuruyor yazar. Okuru da bu duyarsızlığa ortak ediyor. Bir haberden öteye geçmeyen cinayetleri şöyle bir gözden geçiren okur, romanda anlatılanları da aynı duyarsızlıkla okuyor. Çözümü var mı tüm bunların diye sormadan edemiyorsunuz romanın sonuna geldiğiniz zaman. Aslında romanın görevi çözüm sunmak değil elbette. Bir durumu, sorunu ortaya koymak. Seray Şahiner, Antabus adlı romanında bunu kıvrak dili ile ve tüm açıklığı ile ortaya koyuyor. Çözüm ne diye sorarsanız; kadının her şeyden önce bir insan olarak görülmesi, eril geleneğin baskılarından böylece kurtulması diyebiliriz.

  • Antabus
  • Yazar: Seray Şahiner
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 9. Baskı, Mart 2018
  • Sayfa Sayısı: 112 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

Yurdagül Sayıbaş

Temel eğitimini Tokat’ta tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünü okumak üzere İstanbul’a geldi. Kitaplarla daha yakından tanışması, okumayı gerçek bir alışkanlığa dönüştürmesi bu yıllarda oldu. Lise yıllarından itibaren tuttuğu günlüklerini, zenginleştirerek yazmaya devam etti. Günlüklerini zaman zaman okuyarak gençlik günlerine dönüyor. Kurmaca metin yazmaya ise üniversite yıllarında başladı. Kurmaca metin dışında deneme, makale gibi türlerde yazıyor. Turnalar dergisinde bir makalesi, Edebiyatist dergisinde Orhan Pamuk ile ilgili bir denemesi, Gamlı Baykuş dergisinde Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile ilgili bir tanıtım yazısı yayımlandı. Kadınlar Dile Gelince adında bir kitapta Kamusuz Kadınlar adlı bir makalesi yayımlandı. Halen yazmaya devam ediyoru. Fakülteyi bitirdikten sonra İzmit, Darıca’da bir liseye edebiyat öğretmeni olarak atandı. Burada dört yıl kaldıktan sonra istifa edip İstanbul’a yerleşti. Çeşitli özel okullarda çalıştı. 2012 yılında emekli oldu. Dört yıl kadar Tokat’ta yaşadıktan sonra Bodrum’a yerleşti. Halen Bodrum’da yaşıyoru.
Yurdagül Sayıbaş

Latest posts by Yurdagül Sayıbaş (see all)

0 Reviews

Write a Review

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Yurdagül Sayıbaş

Temel eğitimini Tokat’ta tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünü okumak üzere İstanbul’a geldi. Kitaplarla daha yakından tanışması, okumayı gerçek bir alışkanlığa dönüştürmesi bu yıllarda oldu. Lise yıllarından itibaren tuttuğu günlüklerini, zenginleştirerek yazmaya devam etti. Günlüklerini zaman zaman okuyarak gençlik günlerine dönüyor. Kurmaca metin yazmaya ise üniversite yıllarında başladı. Kurmaca metin dışında deneme, makale gibi türlerde yazıyor. Turnalar dergisinde bir makalesi, Edebiyatist dergisinde Orhan Pamuk ile ilgili bir denemesi, Gamlı Baykuş dergisinde Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile ilgili bir tanıtım yazısı yayımlandı. Kadınlar Dile Gelince adında bir kitapta Kamusuz Kadınlar adlı bir makalesi yayımlandı. Halen yazmaya devam ediyoru. Fakülteyi bitirdikten sonra İzmit, Darıca’da bir liseye edebiyat öğretmeni olarak atandı. Burada dört yıl kaldıktan sonra istifa edip İstanbul’a yerleşti. Çeşitli özel okullarda çalıştı. 2012 yılında emekli oldu. Dört yıl kadar Tokat’ta yaşadıktan sonra Bodrum’a yerleşti. Halen Bodrum’da yaşıyoru.

Read Previous

Sabahattin Ali’nin 4 eseri Doğan Kitap’ta

Read Next

Yoğun Geçen Bir Yıl

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *