TUDEM
 
DESTEK

Kahire’nin Yanan Melekleri ya da Ensar’ın Çocukları

Faba Kahve

Bir distopya gibi okunan romanlardan Parker Bilal’in Bir Makana Vakası serisi. Kırmızı Kedi ilkini geçen yıl Şubat’ta bastığı serinin ikincisini de Haziran 2015’te okuyucunun beğenisine sundu.

Kimi romanları iyi vakit geçirmek için okur okuyucu. Keyfin kaçıktır, işler yolunda gitmiyordur, biraz güncelden kopayım istiyorsundur. Böyle başlayıp elinizdeki romanı bitirmemeye çalışırsınız. Gündemden, güncelden, gerçekten kopmaya çalışırsınız. Gerçeklikle bağınızı minimize eden yazılı edebiyat kimi zaman iyidir.  Altı ay boyunca bitmesin diye 10 kitaplık serileri aralara başka kitaplar ekleyerek, uzata uzata, sündüre sündüre okumuşluğum vardır. Sizin olmadı mı?

 
KitapEki
KitapEki

Kimi kitapları da içiniz sıkılırken, gündem sizi boğmuşken, peki bundan daha kötü ne gelebilir başımıza, diyerek okursunuz. Parker Bilal’in “Bir Makana Vakası” serisini biraz bu saikle okuyorum açıkçası. Parker Bilal sanki önümüzdeki birkaç yılda yaşamımızda neler olacağını, başka hangi kötülüklere maruz kalacağımızı yazıyor. Sudan ve Mısır atmosferinde,  bu iki ülkenin 15 yıl önceki durumlarını anlatarak. Başrolde aşk yok. Dinin hüküm sürdüğü, din üzerinden kanlı cinayetlerin yaşandığı Ortadoğu dolaylarından ses veriyor. Sesini sesimizle değil aynı olaylar yaşanırken içinde bulunduğumuz suskunluğumuzla karşılıyoruz maalesef. Peder Macarius’un dediği gibi; “Biz savaştayız Bay Makana. Bu kadar basit. Bir azınlık eylemi, ama asıl suçu çoğunluğun sessizliği oluşturuyor.” Sayfa 81

0000000649560-1

Kahire’de Kayıp

Üzerinden tam bir yıl geçmiş. 2015 Nisan ayında http://ilerihaber.org/guzella-bayindir-yazdi-kahire-de-kayip/14433/ adresinde Kahire’de Kayıp romanı üzerine bir yazı yazmıştım. Üzerine 7 Haziran’ı, Suruç’u, 10 Ekim Ankara Gar Katliamını, 1 Kasım seç imlerini, katliamları, bombalamaları, Cizre’yi, Sur’u,  katliamları, katliamları, Karaman’ı, Ensar’ı, çocuk tecavüzlerini yaşadık. Çoğunluğun sessizliğiyiz. Belki de yalnızca sessizliğiz.

Müslüman Kardeşler’den Muhammed Mursi’nin henüz devlet başkanı olmadığı, Tahrir Meydanında ölen Rabia’nın anne karnında olduğu, Sisi’nin kıdemsiz bir subay olduğu dönemleri anlatıyor Kahire’nin Yanan Melekleri.

“2001 yazı, 9/11 arifesi. Mısır’da din istismarı giderek büyümektedir. Ülkesi Sudan’da iktidarın polisi olamadığı için sürgün edilmiş Makana, Mısır’ın da Sudan’a döneceğinden endişelidir.” ( Arka Kapak)

Tanıdık geldi mi? Uzunca süredir duymuyorum. Bir dönemin tartışma konularındandı. Türkiye İran olur mu? Türkiye Bangladeş olacak mı? İzin vermeyiz, izin vermezler, olmaz öyle şey tartışmalarını tüketeli çok oldu. Şimdi elimizde son kalan mevziler için, elimizde kalan son araçlarla vuruşuyoruz.  Çocuklar albayım diyoruz, koklamaya kıyamadığımız çocuklar din öğreteceğiz diyerek kapatıldıkları evlerde sakat bırakılıncaya kadar tecavüzlere uğruyorlar. Tecavüzün korkunç bir şey olduğunu, savunulmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Karşı çıkıyorlar, önüne yatıyorlar sebep olanların, toz kondurmuyorlar karşı devrimlerinin ocağı saydıkları vakıflarına. Duymadıklarımız var. Bilgisine sahip olmadıklarımız var. Belki de biz hiç öğrenmeden ölenler var, kayıtlara ateşli hastalıktan öldü diye geçen. Bilmiyoruz ve fena halde korkuyoruz.

“Gökyüzünde yanan bir meleğin tezahürü, öldürülen bir dizi sokak çocuğunun yarattığı infialle aynı zamana denk gelir. Bu gerilimli günlerin arka planında, kara paraların aklandığı paravan şirketler, kirli polisler ve suç çeteleriyle Mısır’ın görünmeyen yüzü bulunmaktadır.” ( Arka Kapak)

İsimleri ve yerleri değiştirseniz ve hikâyeyi Türkiye’de geçen bir olaymış gibi yazsanız hiç aykırı düşmeyeceğini fark ediyorsunuz. Aniden ortaya çıkan silahlı kişiler ülkede sansasyonel cinayetler işliyorlar örneğin. Elini kolunu sallayarak kaçıyor katiller. Çocuk cesetleri bulunuyor, günlerce işkenceye maruz kaldıkları belli. Cinayetle sebepleri arasında, dini çatışma ortamı yaratma amacı sırıtıp duruyor. Makana’nın gözünün önünde olan olaylar iki gün içinde egemenlerin ya da egemen olmaya çalışanların istedikleri şekilde manipüle edilerek veriliyor kamuoyuna.

rabia-işaretinin-anlamı_1024403

Ön planda hayatlarının en güzel tatiline çıkmış Anglosakson turistlerin çılgınlar gibi eğlendiği, uluyarak güldüğü bir şerit akarken, fonda 9 yüzyıllık ibadethanelerin kerhane olarak kullanıldığı çöl, yağlı torbalara sarılı barettaların karanlık sularına sarkıtıldığı kutsal Nil Nehri. Turist eğlendirmek için yemek salonlarında sakil kostümüyle dönen semazenler, toz, nem ve baharatlar buğulanıyor.

Parker Bilal, yazdığı tüm romanlardan sıkılıp girişmiş polisiye işine. 10 kitaplık bir seri yaratmış Bir Makana Vakası adıyla. Eski polis yeni mülteci Makana terk ettiği, kaçtığı ülkesi Sudan’dan gelip yerleştiği Mısır’da bir arkadaşının oğlu aracılığıyla tanıştığı turizm şirketi sahibine gelen ve Kuran’dan sözlerin yer aldığı tehdit mektuplarının peşine düşüyor. Mektupların peşinden giderken sokaklarda devlet destekli çeteler tarafından istismar edilen çocuklarla, onlara ders veren Meyra’yla, Peder Macarius’la, akademiden arkadaşlarını ikbal beklentisiyle satan Salih’le, Rocky’le, Rami’yle kesişiyor yolu.

İlk romanda karşılıklı yardımlaştığı gazeteci Sami, yine ilk romanda tanıştığımız Sinbad, çoklu sinek uçuşlarının aynı hızda devam ettiği köfteci dükkânı sahibi Asvani de öyküde önemli yer tutuyorlar.

Serinin Kahire’de Kayıp adlı ilk romanında olduğu gibi ikinci roman Kahire’nin Yanan Melekleri de aksamıyor, sıkmıyor. Karakterler sahici, salt iyiler ya da salt kötülerin olmadığı, devletin, derin devletin, sermaye sahipleriyle girilen ticari ortaklıkların nasıl da tüm evrensel değerlerin önüne geçtiğini anlatırken edebi dilin de paralel olarak gayet iyi kullanılabileceğini gösteriyor okuyucuya.

İyi kitap okuyucusunu buluyor. Romanı dilimize kazandıran İdil Dündar’ın da Kahire’nin Yanan Melekleri’ndeki emeğini es geçmemek gerekir.  Kahire’nin Yanan Melekleri iyi bir roman. Ülkemizde hem telif hem yerli bu kadar iyi romanlar basılıyorken, neden kötü romanlar okuyalım ki?

  • Kahire’nin Yanan Melekleri- Bir Makana Vakası
  • Yazar: Parker Bilal
  • Çeviren: İdil Dündar
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Basım Tarihi: Haziran 2015
  • Sayfa Sayısı: 334

Kitap Eki Dergisi
Güzella Bayındır
Takip için
Latest posts by Güzella Bayındır (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Güzella Bayındır

Akıntıya Karşı Aziz Nesin; Akıntıya Karşı Orhan Kemal; Akıntıya Karşı Behice Boran-Tek Başına Bir Koro belgesellerinin yapıcısı SineGöz Film Atölyesi'nin üyesi. Belgeseliyle aynı ada sahip Behice Boran kitabının yazarı. Zela'nın annesi. Okur, yazar, düşünür, gezer.

Read Previous

Bir Sosyalist ve Feminist Olmaya Doğru Acılı Bir Yol: Yeryüzünün Kızı

Read Next

Kahvaltı severlerin kitabı!

One Comment

  • süper bir yazı olmuş güzella

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *