Kızılderili nenenin torununu uğurladığı yerden

Arzu Yüksel “Kedi Gözü”nde alışılagelenden başka bir bakış açısı ile, yaşam içindeki engellerin nimete döndüğü vesileleri ve keskin bir kedi gözüyle onları görebilmenin yardımcısı olacak işaretleri anlatıyor.

Kedi Gözü’nü biçimsel anlamda tek bir sınıfta algılayıp belli bir türün altında düşünmek zor… Bir denemeler kitabı desek anılar bölümleri içeriyor; derken seyyah olup dünyayı geziyoruz birden onunla. Sonra kendimizi içimize doğru bir yolculuğa çıkarmaya talip bir laboratuvar bahçesinde buluyoruz sanki. Bunu öylesine yavaşça, öylesine yaşam içindeki gibi yaptırıyor ki bize Arzu Yüksel, yadırgamıyoruz bile.

kedigozu_kapak

Hayata sunulan güler yüzlü bakış açısının kendimize sunulmuş yansımasına döneceğinin ip uçlarını verirken yer yer incelenesi kimlikler dökülüyor yazarın dilinden, yer yer de insanı çarpıveren köşeler.. Bu gezilerde hayali sırt çantamız yanımızda kendimizi yollarda buluveriyoruz. Bir bakıyoruz bir nehirde kıvrıla kıvrıla akmanın tadındayız, bir bakıyoruz bir yunusa tutunmuş yüzmenin dokusunda… Yaşamın içinde insana sunulmuş ince tatlarla bezeli düşünsel öğretiler kitabın her sayfasında. Ve bu ince tattan beslenmesini bilerek yapacağımız her eylemin, içimizde doğru yere varmasının ancak onu yaşamak için kendimize vereceğimiz izinle mümkün olacağını anlatıyor yazar. İçsel yolculukta atacağımız adımların kendimize vereceğimiz izinle ilgisi olduğu gibi…

Önemli kavşaklarda hayatın karşımıza çıkardığı doğal işaret levhalarını okumayı ve çözümlemeyi bilen keskin bir kedi gözü yaratmayı amaçlamış okuyucuda. Diyor ki; “zorlandığımız her ana dikkat! Tüm bu anları değişmemiz ve kendi gerçek kimliğimizle yüzleşmemiz için fırsatlar olarak görebilirsek; kendimizi farklı bir pencereden bakarken bulabiliriz.” Bunu yapmaya çalışırken bir heykeltıraşın heykelini oluşturma sürecinde olduğu gibi sabırla, kendi hamurumuza kulak memesi gibi bir kıvam tutturarak zaman içinde kendini o şekillenmenin doğasına bırakmak gerekiyor. Suçu başkalarına atmadan, dolayısıyla yargılamadan yaşamayı bilebilmek, çuvaldızı kendine doğru tutuvermek elbette zor. Ve yine sürekli etrafa bir şeyler verme ve bunu bir meziyet sanmanın altında yatan duygunun bile güç edinebilme arzusu ve yaşamın kontrolünü elimizde bulundurabilme hırsı olabileceği gerçeği ile yüzleşmek zor. Böylesi düşünceleri takip ederek sezgilerimize bu mercek ışığından dikkat kesilmekse alışkın olmadığımız bir yol alma şekli..Bu bakış açısında, önümüze çıkmış bizi zorlayıcı engellerin neredeyse gelişmek adına bir nimet olarak algılandığı vesileler var bol bol.

Yaşamda karşımıza süreci geldikçe çıkan vesilelere, işaret ve işaretçilere dikkat çekmenin önemi yanı sıra kendini maskelemekte ustalaşmış korkularımız yatırılıyor bir de masaya. Farkında bile olmadan Mahmutpaşa’daki kabanları üst üste giyinmiş adamlar gibi ortalıkta dolaşmak yerine kabanların her birini tek tek üstümüzden çıkarmanın yöntemleri… Her silkindiğimiz korkunun adım adım hayatımızı ölüm endeksinden yaşam endeksine nasıl çevireceği… Toplumda kadın motiflerinin bileşkesinden menopoza kadar pek çok konuyu farklı bakış açılarıyla sakin sakin irdelerken, bir kızılderili nenesi oluverip oğlunu nehire salan kadının duygularından beslenebileceğimiz ansızın.

Bir deniz ülkesinden gelen, bir deniz ülkesine giden…
Yalnızlığın bir ceza olmadığını anladığında ten
Alacak verecek defterleri tutmayacak yüreğindeki sen…

 

  • Kedi Gözü
  • Vesileler, İşaret ve İşaretçiler
  • Yazar: Arzu Yüksel
  • Türü: Deneme
  • Sayfa Sayısı: 275 Sayfa
  • Basım Tarihi: Cep Kitapları, 2005
  • Yayınevi: Erko Yayıncılık

(Not: Arzu Yüksel 1961 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat tarihi bölümünü bitirdi. Evli ve bir çocuk annesidir. “Kedi gözü” Vesileler, İşaret ve İşaretçiler ikinci kitabıdır. Ayla Dinçer Seyhun ile birlikte kaleme aldığı “ Kahkaha Atan Ebegümeci ” isimli ilk kitabı Doğan yayınlarından çıkmıştır. Kedi Gözü’nden sonra “Kâşifler ve keşif maceraları” ve “cevabı bilinmeyen esrarengiz sorular” isimli çocuklara yönelik iki kitabı Carpe Diem Kitap’tan yayımlanmıştır.)

Aynur Uluç

şair, yazar, ressam, anlatıcı, eczacı... ancak kendisi bu kimliklerin ifade ettiği anlamların sıkıştırılmış kalıplarının ötesinde bir biçimle ilişkileniyor tüm bu alanlarla. “eğer dünya daha yaşanılır bir yer olsun diye uğraşacaksak sanat bir yol, bir araç olmak zorunda. sanat, araya mesafeler girmediğinde hayatın içinde kalır, o yüzden etkin bir yoldur” diyerek anlatıyor sanata bakış açısını. ve ekliyor “sanatçı olmak gerekmiyor üretmek için...”niyet hayatı usulsakin yakalamak ve aynı şekilde doğallıkla çıktığı yerden ifade etmek olunca her yer üretim yerine, ele geçen her malzeme ayrı bir üretime dönüşüyor."


aynur uluç’un 2003’ten bu yana edebiyat dergilerinde ve gazetelerde yazı ve şiirleri; 2013’te ‘gezi‐anı‐deneme‐öykü ve şiir’ türlerinden tatlar içeren ‘az gittim çok döndüm’ isimli melez kitabı, 2015'te beden-mekân-zaman ilişkisinin kadın dili ile ifadesinin yolculuğu olarak tanımladığı“yer yatağı” isimli şiir kitabı yayımlandı. kitapeki sitesinde düzenli olarak kitaplar ve sanat ile ilgili yazıları yayımlanmakta.

kitaplarını imzalarken her okur için ayrı bir resim çizmesiyle başlayan çizme yolculuğu, yolda izde, vapurda, otobüste çizdiği resimlerle devam ediyor. ilk kitabında her okur için ayrı bir resim yapması sonrasında yayımlanan "yer yatağı" isimli kitabında da her okur için ayrı bir mektup yazıyor. bu mektuplar hem o okura yönelik oluyorlar; hem de tema olarak ayrı ve uzun bir mektubun farklı kişilere düşen parçaları gibiler.

temas ettiği her şeyin birbiri ile harmanlandığı bu üretimlerde şehir ve doğa sesleri üzerine bıraktığı doğaçlamalar da ayrı bir arşiv olarak birikiyor. zaman zaman farklı şehirlerde müzik ve şiirin iç içe geçtiği etkinlikler düzenliyor. sanatına da yansıyan şifalandırma isteği mesleğinin de temelini oluşturuyor denilebilir. kişiye özel yapma ilaçlar hazırladığı eczanesinde eczacılık mesleğini halen aktif olarak sürdürmekte.
Aynur Uluç

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Aynur Uluç

şair, yazar, ressam, anlatıcı, eczacı... ancak kendisi bu kimliklerin ifade ettiği anlamların sıkıştırılmış kalıplarının ötesinde bir biçimle ilişkileniyor tüm bu alanlarla. “eğer dünya daha yaşanılır bir yer olsun diye uğraşacaksak sanat bir yol, bir araç olmak zorunda. sanat, araya mesafeler girmediğinde hayatın içinde kalır, o yüzden etkin bir yoldur” diyerek anlatıyor sanata bakış açısını. ve ekliyor “sanatçı olmak gerekmiyor üretmek için...”niyet hayatı usulsakin yakalamak ve aynı şekilde doğallıkla çıktığı yerden ifade etmek olunca her yer üretim yerine, ele geçen her malzeme ayrı bir üretime dönüşüyor." aynur uluç’un 2003’ten bu yana edebiyat dergilerinde ve gazetelerde yazı ve şiirleri; 2013’te ‘gezi‐anı‐deneme‐öykü ve şiir’ türlerinden tatlar içeren ‘az gittim çok döndüm’ isimli melez kitabı, 2015'te beden-mekân-zaman ilişkisinin kadın dili ile ifadesinin yolculuğu olarak tanımladığı“yer yatağı” isimli şiir kitabı yayımlandı. kitapeki sitesinde düzenli olarak kitaplar ve sanat ile ilgili yazıları yayımlanmakta. kitaplarını imzalarken her okur için ayrı bir resim çizmesiyle başlayan çizme yolculuğu, yolda izde, vapurda, otobüste çizdiği resimlerle devam ediyor. ilk kitabında her okur için ayrı bir resim yapması sonrasında yayımlanan "yer yatağı" isimli kitabında da her okur için ayrı bir mektup yazıyor. bu mektuplar hem o okura yönelik oluyorlar; hem de tema olarak ayrı ve uzun bir mektubun farklı kişilere düşen parçaları gibiler. temas ettiği her şeyin birbiri ile harmanlandığı bu üretimlerde şehir ve doğa sesleri üzerine bıraktığı doğaçlamalar da ayrı bir arşiv olarak birikiyor. zaman zaman farklı şehirlerde müzik ve şiirin iç içe geçtiği etkinlikler düzenliyor. sanatına da yansıyan şifalandırma isteği mesleğinin de temelini oluşturuyor denilebilir. kişiye özel yapma ilaçlar hazırladığı eczanesinde eczacılık mesleğini halen aktif olarak sürdürmekte.

Read Previous

Dünya edebiyatındaki bütün karakterler dost ve akrabadır

Read Next

Karamanlı Muhacirler İçin Şiirin Sedası

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *