Kusurlu Bir Çağda Kusursuz Bir Aşk

Efendinin Güzeli son derece kusurlu bir çağda kusursuzca yaşanmış bir aşkın romanı. Dünyanın tüm kötülüklerinden arınmış bir aşkın romanı.

Ne güzel bir isim. Efendinin Güzeli. Bir kitap ismi. Daha kitabı okumadan kitapla ilgili hayal kurduran bir isim. Nasıl bir efendi acaba bu güzel? Ya da Efendi’nin huyu mu güzel? Bu soruları bir kenara yazıp kitap elimde henüz ilk sayfasını açmamışken hayal kurmaya devam ediyorum. Gonçorov’un Oblomov’u gibi bir efendi mi acaba? (ki Oblomov kendisi dışında kimsenin efendisi değildi) ya da Tolstoy’un arka plana düşmüş fakat Bay Karanin’den daha efendi bulduğum Levin karakteri gibi bir efendi mi yoksa kitabın içindeki…?

Kitabın ilk bölümü için kapağı çeviriyorum. İlk bölüm, ilk paragraf:

Atından inmiş, peşinde seyisin dizginlerinden tuttuğu iki atla, fındık ağaçlarının, yaban güllerinin arasından ilerliyordu. Öğle güneşi altında belden üstü çıplak, sessizliğin çıtırtıları içinde ilerliyordu, istediğini alacağından emin, tuhaf ve asil bir edayla ilerliyor, gülümsüyordu. Dün ve önceki gün iki kez korkaklığı tutmuş, tehlikeyi göze alamamıştı. Bugün, mayıs ayının bu ilk günü cesur davranacak, kadın da onu sevecekti.

Albert Cohen romanı Efendinin Güzeli böyle bir paragrafla başlıyor işte, hayallerimi besler şekilde. Paragraf okunup bittiği anda ‘Kim ki bu efendi?’ sorusu daha da bir anlam kazanıyor zihnimde ve uzun süre sonra klasik anlamda ‘roman’ tanımlamasına tamı tamına uygun bir dünyanın içine dalıyorum. Sonra tabii ki paragrafın son cümlesinde geçen kadını, o sevilecek olan kadını merak etmeye başlıyorum asıl. Kim ki sevilecek olan bu kadın?

Efendinin adı Solal. Kefolanya adasında doğan, sonrasında Fransız vatandaşlığına geçen, Cenevre’de Milletler Meclisi’nde yüksek bir görev edinmiş olan Solal uzun boylu, uzun çizmeli ve de yakışıklı bir adam; en az atası Musa’nın ağabeyi Harun kadar yakışıklı üstelik. Albert Cohen, Solal için bu tanımlamaları yaparken Efendinin Güzeli için düşlediği erkek karakteri metalaştırıyor bir nevi fakat Solal kanlı, canlı, mesleği olan, sosyal, içimizde gezinen bir karakter aynı zamanda. Yıl 1930’lar. Solal ve onun altında çalışan memurlardan Adrian Deume’ün karısı Ariane, yani cesur davranan Solal’ı sevecek olan kadın, arasındaki aşk kusursuz güzelliğin simgesi. Adriana, Cenevre’nin köklü ailelerinden birine mensuptur. İyi eğitimli, yüksek değerlere sahip bir kadındır.

Efendinin Güzeli, yakışıklı bir adamla evli, güzel ve yüksek değerlere sahip bir kadının aşkı değil sadece. Yasak olan bir ilişkinin ağızda bıraktığı tat da değil. Birbirleriyle yaşayacak kişilerin çıktıkları yol. Kendileri için yaratacakları dünya. Gizlenecekleri ev. Birbirlerine karşı duydukları büyük çekim bütün yasakların üstüne çıkar. Sonunda sadece aşklarını yaşayacakları kendilerine ait gizli bir dünya yaratırlar.

Fakat kendi içine kapandıkları sadece kendilerine ait olan bu dünyayı bozacak olan tehlike hızla yaklaşmaktadır. Hitler yükseliştedir ve Almanya’da Yahudilerin konumu değişmektedir. Solal Yahudidir ve Solal Ariana’yı bu savaş dünyasının dışında bırakmaya çalışacaktır.

Albert Cohen, Efendi’nin Güzeli’ni 1930’da yazmaya başlar fakat roman İkinci Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle 1968’de yayınlanır ve yayınlanır yayınlanmaz çağdaşı yazarlar ve eleştirmenler tarafından övgü dolu karşılıklar alır. Bununla da yetinmez aynı yıl Fransız Akademisi Büyük Roman ödülünün de sahibi olur.

Efendinin Güzeli son derece kusurlu bir çağda kusursuzca yaşanmış bir aşkın romanı. Dünyanın tüm kötülüklerinden arınmış bir aşkın romanı.

  • Efendinin Güzeli
  • Yazar: Albert Cohen
  • Çeviri: Saadet Özen
  • Basım Yılı: Kasım 2015
  • Sayfa Sayısı: 928 sayfa
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Aynur Kulak
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Gülmek Devrimci Bir Eylemdir; Tek Yola Sığmayan Devrim

Read Next

El Çabukluğu Marifet

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram