TUDEM
 
DESTEK

Leonis ve Dünyanın Merkezi İstanbul

Faba Kahve

Yorgos Theotokas, Leonis adlı yapıtında, İstanbul’u, henüz bıyıkları terlememiş bir genç üzerinden betimliyor.

Derler ki, Dünyanın merkezi Sultanahmet’tir. ‘Bütün yollar Roma’ya çıkar’sa, o bütün yolların kesiştiği yer de Sultanahmet’tir. Sultanahmet deyince, bundan 100 yıl önce İstanbul’u kastettiğimiz kesindir.

 
KitapEki
KitapEki

İşte o İstanbul, bir çağın başladığı, bir dönemin sona erdiği şehirdir. Yorgos Theotokas, “Bir Dünyanın Merkezindeki Şehir: İstanbul 1914-1922” yapıtında, İstanbul’u, henüz bıyıkları terlememiş bir genç üzerinden betimliyor.

İnsan ve yaşam iç içe…

Şehirle insanı, insanla topluluğu (bağlı olarak toplumsallığı) ayırt etmek pek mümkün değildir. Birbirlerini taşır ve tanımlarlar. Theotokas, giderek ünlenen bir ressamın, Leonis’in üzerinden hem kenti tanıtıyor, hem toplumu tanıştırıyor bizimle. Doğaldır ki çok kültürlü, çok kalabalık, erk açısından bakıldığında da çok sorunlu bir kenttir İstanbul, hele de anlatılan yıllar arasında. Osmanlı İmparatorluğu çökmüştür artık, işgal orduları kentin hemen her sokağında dolaşmakta, deyim yerindeyse ne isterlerse yapabilmektedirler. Rumlar, Ermeniler, Türkler iç içe yaşarken (kuşkusuz aralarında egemenlik çatışması vardır ve bu, belirleyici ölçüde ilişkileri zedelemektedir) özellikle gençlerin büyümeleri, büyürken öğrenmeleri, öğrenirken bunları yaşama uyarlamaları, uyarlarken aşk denilen o büyülü duygu çerçevesinde -savaşın ve ölümün- onulmaz yaralar açtığı hüznü tanıyoruz. Aslında, sanki yaşıyoruz demem daha doğru olurdu. İçten, yalın ve bir o kadar da çarpıcı -çevirmenin emeğine bir selam, hemen şimdi- aktarıyor. Önsözüne de “Başkahramanı Leonis adlı küçük bir çocuk olan bu kitabı okur okumaz sevdim. Anlattığı hikâyenin çocuksu bir samimiyeti vardı” cümlesiyle başlıyor çevirmen.

Yorgos Theotokas-Foto2

Bir tür “itiraf”

Yine çevirmenin önsözünden öğreniyoruz ki, bu kitap bir tür itiraftır, yazarın hayatıyla kesişen noktaları vardır, dahası gerçek hayattan esinlenmiştir.

Leonis’in çocukluğu, savaş yıllarının İstanbul’u yani, öyle güçlü betimlemeler ve tanımlamalarla anlatılır ki, siz okur olarak 100 yıl öncesine gider, o hayatı solursunuz, katışıksız. Leonis -kitapta örnekleri de var- bir ressamdır, her şeyi çizerek betimler. Yazar bize bunu çarpıcı cümlelerle veriyor zaten. Okulda gördüğü edebiyat dersi ile yaşamını koşut aktardıkça ilk gençliğini yaşayan bir kişinin duygularını da tanıyoruz. Sahi, kendi yeni yetmeliğiniz nasıldı, hiç düşündünüz mü? Edebiyattan, şiirden en çok, resimden -ki zaten bir ressamın hayatıdır anlatılan- aşktan asıl aşktan, aşkî dünyadan söz ediyor.

Gençler kendi aralarında bu gün ne konuşuyorlarsa, nelerle heyecanlanıp nelerle hüzünleniyorlarsa o zaman da benzer durumdalar. Ama bir farkla: Savaş. Büyük ve yıllara yayılan yıkıcı bir savaş yaşanıyor. “Yol bomboştu, ama büyük Kostantinopolis bir arı kovanı gibi uğulduyordu” (s. 59) İşgal ordularının askerleri korku salmaktadırlar, çocuklar sokaklarda, ne gördülerse onu oynarlar: esircilik, hırsız-polis, varilcilik. (Her bir oyunun kendine özgü kuralları vardır ve yazılı olmasa da bu kurallar asla çiğnenmez). Oyunlar hayata yansır her zaman, hayatın içinden çıktıkları gibi belirleyici de olabilirler gelecekte, tıpkı Büyükannesiyle Leonis’in konuşmalarına yansıdığı gibi.

7Ocak2016_M5

Genç olmak böyle bir şey…

Leonis, Eleni Foka’yı, -ki yaşamı belirleyecek, kendisine âşık olanların ondan kaçmak adına yaşları tutmasa da askere gitmesine yol açacak denli güzel ve etkileyici bir kızdır- düşlerken “…derin, nemli ve sıcak bir şeyin seni çektiğini ve içinin erimesine sebep olduğunu hissediyordun” (s. 115) diyor. Resim bile çizemeyecek kadar düşmüştür aşka ve o yaşta her genç aynı duyguları paylaşır. Resim bile yapamayacak denli doludur Leonis, içi içini yemektedir. Platonik aşk gerçekleşecek mi acaba? Okuyun ve sonunu siz görün.

Romanın gerçekliği…

Erol Üyepazarcı, Reşad Ekrem Koçu’nun, toplumu ve toplumsal yaşamın yansımalarını romanların nice tarih kitaplarından daha iyi anlattığını aktarıyor. Theotokas’ın bu insani tanıklığı, bize 100 yıl öncesine güçlü bir bakışla; hem İstanbul’u hem Savaş dönemini hem gençlerin hayata bakışını, yaşanan zorlukları anlatıyor.

Leonis kapak

  • Leonis
  • Bir Dünyanın Merkezindeki Şehir: İstanbul 1914-1922
  • Yazar: Yorgos Theotokas
  • Çevirmen: Damla Demirözü
  • Yayınevi: İstos Yayınları
  • Sayfa Sayısı: 280
  • Baskı Yılı: 2015

Kitap Eki Dergisi
Korkut Akın
Latest posts by Korkut Akın (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Korkut Akın

Okumak, yazmak, çekmek… işte Korkut Akın’ı belirleyen üç temel. Yeşilçam’da ve televizyonda film çekmesine rağmen kendisini kısafilmci olarak tanımlıyor. Birçok ödülü var… YAZKO Somut’la başlayan yazma süreci -senaryoları saymazsak- Dünya Kitap’la gelişti, büyüdü. Cumhuriyet ve Radikal Kitap’ta da yazdı… Ataşehir Kültür Dergisi’nde (noter tasdikli 8 bin tirajlı) sürekli ve düzenli yazıyor. Yerel, bölgesel, sektörel gazetelerde de… hep sanat kültür üzerine. İnternet üzerinden kitap tanıtımları, kültür yazıları, film eleştirileri yazdığı siteler de var. Sanatın savaşı yeneceğine inanıyor. Barış ve demokrasi istiyor.

Read Previous

Hindi’nin Ruhu: Roman içinde Roman…

Read Next

İstanbulum Tadım, Tuzum, Hayatım; Bir Varmış Bir Yokmuş

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *