Modernize Zamanlarda Yaşayan Kitaplar

Yalnızca seçmiş olduğum dört tanesini incelediğim Can Yayınları’nın Kısa Modern dizisinde birbirinden etkili ve okumadan büyük keyif alacağınız kitaplar var. Okumanız dileğiyle.

Bir zamanlar okuduğunuz, okuduğunuzu mütemadiyen hatırladığınız veya unuttuğunuz, kitaplığınızda artık eskimiş haliyle yer alan veya yaşınızdan dolayı hiç bilmediğiniz fakat elinize geçer geçmez hikayesine kapılıp gittiğiniz modernize edilmiş kitaplar. Kapitalizmin kirli emellerine karşı koyamayarak yanlış yönlendirilmiş olan Modern kelimesini Modernize Etmek deyip bir tamlama haline getirdiğinizde çok şık bir anlam kazanıyor; öyle değil mi? Çünkü modernize etmek kapitalizmden aşina olduğumuz şekliyle “tüketmek” demek olmuyor bu haliyle “yaşatmak” demek oluyor.

Kısa Modern dizisi adı altında Can Yayınları tarafından yayımlanan dört kitabı inceleyeceğim. Kitapların her biri birbirinden klasik ve aynı zamanda modern. Bunu söylemek için yazarların eserlerinin seçiminden tutun da, kitapların kapağına, titiz editör çalışmasından tutunda, kitapların her birinin çantanızda taşıyabileceğiniz inceliklerine varana kadar her detay düşünülmüş. Daha da güzeli kitap kapaklarının üstünde hikayelerden birer cümlelik alıntılar olması.  Mihail Bulgakov’dan Morfin, D.H. Lawrence’dan Ölen Adam, Hans Fallada’dan Neden Ucuz Saat Takıyorsun?, ve Nina Berberova’dan Eşlikçi Kız. Öncelikle sevdiğiniz kitapları modernize edilmiş haliyle okumak büyük keyif. Sonra ise buyurun tek tek başlayalım.

Morfin

Mihail Bulgakov. Ukrayna, Kiev doğumlu fakat Rusya Devletleri dağılmadan önce doğduğu için Rus olarak anılmakta. Doktor. İçindeki yazma isteğine engel olamayıp doktorluğu bırakan ve tamamen yazmaya yönelen bir doktor desek daha doğru olur. Devletle bir türlü barışamamış, Sovyet rejimi tarafından mütemadiyen dışlanmış olan Bulgakov’un Morfin’i sistem karşıtı, baş kaldıran, en sarsıcı hikayelerinden.

Dr.Bomgard’un arkadaşı Dr.Polyakov intihar eder ve ölmeden önce amansız bağımlılığı ağrıları için aldığı morfinin hayatını nasıl ele geçirdiğini anlattığı günlüğünü Dr.Bomgard’a bırakır. Dr.Polyakov’un morfinin etkisiyle gerçeklilikle bağını yitirdiği satırlar Dr.Bomgard’ı çok etkiler. Tabii bu satırları okuyan biz okuyucuları da.

Morfin’in kitap kapağında Dr.Polyakov’un günlüğünden şu alıntıya yer veriliyor: “Doktorlar birçok diğer ilacı kendi üzerlerinde deneyebilseler ne iyi olurdu. ilaçların etkileriyle ilgili çok daha farklı bilgilere sahip olurlardı. İğneyi yaptıktan sonra aylardır ilk defa rahat uyudum-beni aldatan kadını hiç düşünmedim.”

52 sayfalık bir kitap Morfin. Fakat her satırı birbirinden sarsıcı bir hikayenin içine dalmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Sovyet edebiyatının yasaklı ustası Mihail Bulgakov’dur bunun sebebi hiç şüphesiz. Hikayesi açısından bu yoğunlukta bir eseri en minimal şekliyle anlatabilmek ustalık ister.

Ölen Adam

Vaktinden önce ölmüş olan bir adamın hikayesi. Hikaye kişisinin kendisi ile ilgili tanımı bu. D.H Lawrence 45 yaşında sıtma ve vereme yenik düşüp öldüğünde ölmeden önce yayımlattığı son uzun öyküsü Ölen Adam’da yaşama arzusunu ölüm, diriliş ve ölümsüzlük duygularıyla anlatmak istemişti.

Ölen Adam’ın manifestosu İsa’nın diriliş hikayeleri üzerine kurulu diyebiliriz. Uzun uykusundan acılar içinde uyanan adam, yaşamın tadına varmadığını fark eder ne yazık ki! Vaktinden önce ölmüş, görevini tamamlamamış, sıradan biridir. Bu durumda yapılacak olan tek şeyi yaparak, arzularının peşinde gitmeye başlar.

Kitap kapağında şu alıntıya yer veriliyor: “Benim zaferim, ölmemiş olmamdır. Benim ömrüm, görevimin ömrümden daha uzun oldu. Artık bilmiyorum o görevi. Zaferim bu işte. Misyonuma başladığım günü de, görevimin bitişini de atlattım, geride bıraktım.”

80 sayfa boyunca yaşama isteği içinde olup da yaşayamamış bir adamın sancılı çabasına, diriliş süresince geçirdiği zorlu ölüm-yaşam döngüsüne tanıklık ediyorsunuz. Tüm bunların oluşturduğu keskin duyguları içinizde hissediyorsunuz. D.H. Lawrence sıtma nöbetleri geçirdiği esnada bu tür duyguları hissediyordu elbet. Okuyucunun da duyguları hissediyor olması bu sebepten dolayı değil ama. Lawrence’ın yazmaktan başka çaresi yoktu. Aynı, ölüm karşısında yaşamaktan başka çaremizin olmaması gibi.

Neden Ucuz Saat Takıyorsun?

Neden, sorusuna ömrü boyunca cevaplar arayan bir adamın kitabının adı Neden Ucuz Saat Takıyorsun? Hans Fallada Almanya, Greifswald doğumlu. Ailesi, özellikle babası ile olan ilişkisi sıkıntılı. Bu yüzden başı beladan hiç kurtulmuyor. Yaşamdan çok ölüme yakın duruyor. Arkadaşıyla karşılıklı İntihar amaçlı yer aldığı  bir düelloda arkadaşını öldürüyor ve uzun süre psikiyatrik tedavi görüyor. Naziler döneminde sansür baskıya rağmen yazdıklarını yayınlatabilmenin yollarını arıyor. Alkol, uyuşturucu ve morfin bağımlılığı kalp yetmezliğinden ölene kadar devam ediyor.

Neden Ucuz Saat Takıyorsun altı öyküden oluşmakta. Öykülerin tamamına hakim olan duygu çaresizlik. Bu duygu tüm öykülere tutkalla yapıştırılmış gibi. Sıradan insanların hayatlarındaki belirsizlikler, yoksulluk, işsizlik, hayata ne yaparsan yap tutunamama halinin insan psikolojisine verdiği tahribat yaşanan savaşlardan bile daha etkili. Çünkü öykülerin geçtiği söz konusu olan dönem Nazi Almanya’sı dönemi. Bir insanın evlilik hayali bir çuval patatesten dolayı suya düşebiliyor mesela. Bir babanın geçim derdinin ailede yaşattığı stresi en iyi Fallada anlatabilirdi zaten.

Kitap kapağına ilk öyküden alıntılanan cümle şu: “Soranlara diyorum ki: Bu ucuz saati takıyorum çünkü benim babam pinti, huysuz, çekilmezin önde gideni.”

103 sayfa boyunca okuduğumuz öyküler son derece umutsuz bir ön görüyle yazılmasına rağmen mizah duygusunun canlı tutulmaya çalışılmasına özellikle belirtmek isterim. Fallada yaşadığı travmalarla yavaş yavaş kendisini öldürmesine rağmen yazarak yaşayabilen bir adam olduğunu bizlere göstermekte.

Eşlikçi Kız

Petersburg’da doğmuş Rus sürgünlerine maruz kalmış bir yazarla karşı karşıyayız yine. Nina Berberova, Bolşevik Devrimi’nden sonra Sovyetler Birliği’ni terk eder. Fakat o kadar cesaret dolu bir yazardır ki çeşitli Avrupa şehirlerinde hayat mücadelesi verdikten sonra Rus Edebiyatı üzerine Yale Üniversitesi’nde dersler vermeye başlar. Eşlikçi Kız öyküsü Avrupa’da ve dünyada tanınmasına sağlayan öyküleri arasındadır.

Yetenekli fakat fakir ve çekingen piyanistimiz Soneçka; kendisinin tam tersi şekilde zengin, ünlü ve son derece cüretkar olan opera şarkıcısı Marya Nikolayevna’nın kapısını çalar. Çalışkanlığı ve piyano çalmadaki yeteneğiyle Marya’nın Avrupa turnesinde ona eşlik etmek için hak kazanır. Fakat aralarındaki ilişki bir müddet sonra sürtüşmeye dönüşecek ve Soneçka her fırsatta Marya’dan intikam almanın yollarını aramaya başlayacaktır.

Kitap kapağı alıntısında şu cümle yazmakta: “Onun için vazgeçilmez, yeri doldurulamaz olmalıyım, sonuna kadar sadık, kendimi hiç düşünmeden.”

Bolşevik Devrimi’nin tüm olumsuzluklarını yaşamış olan toplumun ve bu toplumu oluşturan bireylerin hayal kırıklıklarını, mücadelesini yarattığı karakterlerin gündelik hayatları üzerinden anlatan fakat arkadaki büyük psikolojik etkiyi de göstermeyi elden bırakmayan Nina Berberova’nın Eşlikçi Kız öyküsü hissettirdiği duygularla son derece etkili.

Yalnızca seçmiş olduğum dört tanesini incelediğim Can Yayınları’nın Kısa Modern dizisinde birbirinden etkili ve okumadan büyük keyif alacağınız kitaplar var. Okumanız dileğiyle.

  • Morfin
  • Yazar: Mihail Bulgakov
  • Çeviri: Ergin Altay
  • Baskı Yılı: Ağustos 2019
  • Sayfa Sayısı: 52 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

  • Ölen Adam
  • Yazar: D.H. Lawrence
  • Çeviri: Bilge Karasu
  • Baskı Yılı: Ağustos 2019
  • Sayfa Sayısı: 80 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

  • Neden Ucuz Saat Takıyorsun?
  • Yazar: Hans Fallada
  • Çeviri: Nilay Kaya
  • Baskı Yılı: Eylül 2019
  • Sayfa Sayısı: 103 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

  • Eşlikçi Kız
  • Yazar: Nina Berberova
  • Çeviri: Roza Hakmen
  • Baskı Yılı: Eylül 2019
  • Sayfa Sayısı: 94 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

Aynur Kulak

2015 yılında ilk kitabı Günlerden Bir Gün, İnkılap Yayınları’nın Roman yarışmasında İkincilik ödülünü alarak yayınlandı. Takip eden yıllarda çeşitli dergilerde denemeleri ve öyküleri yayınlandı. 10 yıllık bir aradan sonra yazmaya geri döndü. Ve tekrar kitaplar üzerine ve sinema üzerine yazmaya başladı.
Aynur Kulak

Latest posts by Aynur Kulak (see all)

0 Reviews

Write a Review

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Aynur Kulak

2015 yılında ilk kitabı Günlerden Bir Gün, İnkılap Yayınları’nın Roman yarışmasında İkincilik ödülünü alarak yayınlandı. Takip eden yıllarda çeşitli dergilerde denemeleri ve öyküleri yayınlandı. 10 yıllık bir aradan sonra yazmaya geri döndü. Ve tekrar kitaplar üzerine ve sinema üzerine yazmaya başladı.

Read Previous

TÜM VAZGEÇMELERE ÖVGÜ: BEN BİR UÇURUM İNCİSİYİM

Read Next

BİRBİRİMİZE BAĞLIYIZ

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *