Okumadığınıza Pişman Olacağınız 10 Çeviri Roman

Yüzlerce hatta binlerce kitap arasından kitap seçip okumak oldukça zorlu bir iş. Kitap seçimi yaparken daha önce okuyanlara danışırız ya da kitap hakkında kısa bir araştırma yaparız.

Kitap Eki olarak hazırladığımız seçkideki kitapları okuduktan sonra daha önce okumadığınıza pişman olacaksınız. Okuduktan sonra başkalarına da tavsiye edeceğinizden emin olduğumuz 10 romanı sizlerle de paylaşıyoruz.

1. Ordular – Evelio Rosero

Can Yayınları

Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

Yıllar önce evlerini terk etmek zorunda kalan başka köylerin sakinleri bizim köyümüzden geçerlerdi; erkekler, kadınlar ve çocuklardan oluşan, başı sonu görünmeyen kafileler… Aç biilaç meçhule giden sessiz kalabalıklar halinde geçişlerini seyrederdik. Yıllar önce üç bin yerli uzun süre San José’de konakladı ve derme çatma sığınma merkezlerinde yiyecek sıkıntısı baş gösterince gitmek zorunda kaldılar. Şimdi sıra bize geldi.

Emekli öğretmen Ismael’in hayatı bir harika. Köyü cennetten bir köşe. En büyük derdi, güneşlenen komşusunu gözetlerken kendi karısına yakalanmamak. Ta ki ordular gelene kadar.

Evelio Rosero’nun Ordular’a mekân seçtiği Kolombiya köyü ağır ağır yokluğa karışıyor. Saldırganlara ve kurbanlara ise dünyanın geri kalanı da yabancı değil: silahlılar silahsızlara karşı, ölüm insanlığa.

Ordular, Latin Amerika edebiyatının son on yıldaki en önemli eserlerinden biri.

2. Tanrısız Gençlik – Ödön Von Horvath

Jaguar Kitap

Emre Tansu Keten’in incelemesi için TIKLAYINIZ

Tanrısız Gençlik, toplumunun içerisinde nefessiz kalan, öldürmeyi/ölmeyi arzulayan kitlesel histeriden ürken ve mesleğini kaybetmemek için susmakla, bedel ödemek pahasına doğruları söylemek arasında gidip gelen bir öğretmenin; ölümü ahlaki bir sorun olarak değil, siyasi veya “bilimsel” bir araç olarak algılayan, aklını ve vicdanını siyasi iktidara emanet etmiş gençliğin, onların ebeveynlerinin hikayesi. En önemlisi de, sonucunda faşizm kurulsa da kurulmasa da, faşizmin üzerinde yükseldiği ruh, zihin ve siyaset biçimlerinin insanlığın önünde, her zaman olduğu gibi, bugün de bir tehlike olarak var olduğunun hikayesi.

3. Asabiyeci – Machado De Assis

Encore Yayınları

Başarılı bir tıp adamı Simao Bacamarte prestijli kariyerini feda ederek eve döner ve kendini yeni gelişmekte olan psikolojiye adar. Kendini ve doğduğu kenti taçlandırmak için Brezilya’daki ilk psikiyatri merkezini açar, fakat çok geçmeden delilik imarelerini komşularında görmeye başlar…

Karanlık bir mizah ve şiirsel bir dille, ASABİYECİ okuru kimin gerçekten deli olduğuna dair kafa yormaya iter.

Machado de Assis (1839-1908), Brezilyalı şair ve yazar Brezilya edebiyatının en büyüklerinden biri olarak kabul edilir.

4. Haydut – Robert Walser

Can Yayınları

A. Ömer Türkeş’in incelemesi için TIKLAYINIZ

Robert Walser, 20.yüzyılı Alman edebiyatına damgasını vuran boğuntu kanonunun ilk önemli temsilcisi, Dostoyevski’den Kafka’ya giden yolun ilk durağıdır. Yeraltı adamı ile Kafka’nın K.’ları arasında bir yerde durur Walser’in uyumsuz kahramanları. Kendisine yabancılaşmış bir dünyaya çaresizce tutunmaya çalışan 20.yüzyıl insanının -Kafka’nın boğuntuyla, Musil’in yozlaşmayla, Thomas Mann’ın klasizmle, Joyce ve Woolf’un bilinç akışıyla anlatmaya çalıştıkları- trajedisini kavrayabilmek için Robert Walser’in romanlarını mutlaka okumak gerekir. 20.yüzyılın başında çizdiği boğucu atmosferin bugün -21.yüzyılın başında- daha da ağırlaşmış durumda olduğunu fark edecek, okurken kendinizi bir Walser kahramanı, belki de bir Haydut gibi hissedeceksiniz.

5. Silahı Seçmek – Judith Kuckart

Ayrıntı Yayınları

Kızıl Ordu (RAF) militanlarının yer aldığı ARANIYOR afişinde eski bakıcısı Jette’nin fotoğrafını gören genç gazeteci Katia, üzerinde izler bırakmış ve cesaretine hayran olduğu bu kadının yaşamını takip etmeye karar verir. Kızıl Ordu militanı Jette ’70’li yılların başında, “Beyaz Giysili Banka Soyguncusu” sıfatıyla “Almanya’nın en çok aranan kadını” olmuş, tutuklanmış, sonrasında arkadaşlarının eylemleri sonucu hapisten kurtulmuştur. Yurtdışına kaçan Jette artık yaşamını Filistin mücadelesine adayacaktır.

İşte bu yaşamı sanki ablasını izleyen küçük kızkardeşmişçesine takip altına alır Katia. Jette’nin seçimlerini, arkadaşlıklarını, aşklarını, eylemlerini geriye dönük bir günceyi yeniden yazarmış gibi didik didik eder. Onun tavizsiz mücadelesine eşlik eden dizginsiz öfkeyi anlamasa bile hayranlık duyar. Bu geriye dönük yeniden yazım aynı zamanda Katia’nın kendi hayatını sorguladığı bir süreci de başlatır.

Birçok eleştirmenin çağdaş Alman edebiyatının geleceği olarak nitelediği Judith Kuckart, ilk romanı Silahı Seçmek’te farklı kuşaktan iki kadının iç içe geçmiş yaşam hikâyelerini anlatıyor. Gerçekle kurmacanın baş döndürücü biçimde birbirinin yerine geçtiği kesintisiz, sarsıcı bir anlatı.

Gözlerinin önüne görüntüler gelene dek yumruklarını gözbebeklerine bastırıyor, renk derecesi yüksek parlak bir beyazlık içinde. Otuz dokuz yaşında bir kadın, Sayda kentinin öğle sıcağında öldürülüyor. Güneş öyle yüksekte ki kadın düşerken gölgesini bile bırakmıyor yere. Resim sarı. Kadının adı. Altyazı eksik. Böyle bir yüz, yüz değil artık, açık bir mezara eğilmiş.

6. Deniz Deniz – Iris Murdoch

Ayrıntı Yayınları

Deniz Deniz’in ana karakteri Charles Arrowby, günün birinde deniz kıyısında bir evde inzivaya çekilmeye karar vermiş, yaşlanmakta olan ünlü bir tiyatrocudur. Prospero Sendromu denen bir dertten mustariptir: Bir aktör olarak ilgi uyandıran bir karakterdir; yalnızca seyirci açısından değil, meslektaşları açısından da. Artık, diye düşünür Arrowby, güçlerine teslim olmanın; inzivada kâmilce, doğayla uyum içinde yaşamanın, yüzerek ve yürüyerek, basit ama eksantrik yemekler hazırlayarak, hayat ve geçmiş üzerine düşünerek bir günlük/anı/roman yazmanın (yazdıklarının ne olacağına bir türlü karar veremez) sırasıdır. Kalkıştığı işi değerlendirirken utangaçça edebi ve teatraldir:

Fakat hayatımın asıl olayları geçmişte kaldı ve “sükûnet içinde hatırlamak” dışında yapacak bir şey yok artık. Egoizmle geçmiş bir hayattan pişmanlık duymak mı? Tam olarak öyle değil ama onun gibi bir şey. Elbette tiyatronun hanımları ve beylerine asla böyle söylemedim; gülmekten ölürlerdi.

(…) Deniz Deniz, bizi başlıca ifritlerimizle yüzleştiren çok güzel, karmaşık ve ironik bir roman: Korku, kıskançlık, kibir, haset, yanlış kişiye duyulan aşkın acısı ve hayhuyu; ister savaş alanında olsun ister evimizin mahremiyeti içinde, şiddet kullanma içgüdüsü. Böyle bir eserde tek bir izleği çekip çıkarmaya olanak yoktur…  -John Burnside-

7. Altın Gözlük – Giorgio Bassani

Yapı Kredi Yayınları

A. Ömer Türkeş’in incelemesi için TIKLAYINIZ

Bassani, bu hüzünlü hikayeyi tarihsel koşullarıyla birlikte, eşcinsellere ve yahudilere yönelik siyasi ve toplumsal dışlama mekanizmalarını sergeleyerek işlemiş. Böylelikle faşizmin her yere, özelliklere insan teklerine sirayet eden kirli, çürük ve boğucu etkisini de hissettiriyor. Geçmişe dair ama günümüzü de kuşatan bir roman.

Meraklıları için bir not; “Altın Gözlük”, 1987 yılında yönetmen Guilliano Montaldo tarafından sinemaya uyarlanmış, usta oyuncu Philippe Noiret, Dr.Fadigati rolünde muhteşem bir performans sergilemişti.

8. Son Aydınlık Yaz – Doris Lessing

Kırmızı Kedi Yayınevi

A. Ömer Türkeş’in incelemesi için TIKLAYINIZ

Kate Brown’ın arayışını beş bölümde anlatmış Lessing. Evet, bir anlam arayışı ama sadece bir ev kadınının daralmışlığı ile ilgili bir arayış değil. Evlilik kurumunu, cinselliği, aşkın ve cinselliğin öğretilmişliğini, kültürü, yaşlanmayı, arzuyu, kuşaklar çatışmasını, özgürlüğü, mutluluğu… bütün bunları ele almasıyla kadınlar kadar erkekleri de ilgilendiren genel bir anlam arayışı…

Kariyerinin olgunluk döneminde kaleme aldığı “Son Aydınlık Yaz”da bir kadının hikayesini iç ve dış gözlemler, duygusal izlenimler ve zarif bir üslupla anlatmış Doris Lessing.

9. Joseph Walser’in Makinesi – Gonçalo M. Tavares

Kırmızı Kedi Yayınevi

Portekiz edebiyatının son yıllardaki en üretken ve ayrıksı ismi Tavares, ödüllü “Krallık” dörtlemesine merkezleri aynı iki anlatı olan Joseph Walser’in Makinesi ve Bir Adam: Klaus Klump ile devam ediyor.

Bir yanda tuhaf bir adam: Dünyanın en sıradışı koleksiyonuna sahip, çalıştığı fabrikadaki gizemli makinesine büyük bir tutkuyla bağlı, çalışma rutininin en küçük dişlisi. Diğer yanda işgal altındaki bir kentte, sürdürülemez hale gelen eski alışkanlıklar ve kopan ilişkiler. Gonçalo M. Tavares, siyasi entrikalar, yıkılan evlilikler ve sıradanlaşan şiddetin gölgesindeki bireylerin günlük yaşam döngüsündeki kırılmayı edebiyata kusursuzca aktarmayı başarıyor.

10. Serbest Düşüş – William Golding

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Sammy Mountjoy babasını hiç tanımadan yoksulluk içinde büyümüşse de, resimlerini Tate Gallery’nin duvarlarında görebilmiş yetenekli bir ressamdır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara esir düşer ve işkence tehdidiyle karanlık bir hücreye kapatılır. Kör karanlığın, tecridin ve kendisini bekleyen akıbetin dehşetiyle geçmiş hayatını gözden geçirir. Hayatının anlamını aniden nasıl yitirdiğini, hangi hatasının onu bugün olduğu kişiye dönüştürdüğünü düşünür ve yön duygusunu yitirip kendi varoluşunun labirentine düşüşünü sorgulamaya koyulur. Sorumluluğu ne zaman başlamış, karanlık ne zaman çökmüştür? Sammy hayatında özgür iradesinin elinden bütünüyle kayıp gittiği anı tespit etmeye çalışır. O anı hazırlayan olayların izini sürdüğü bu sorgulama, onu insan olmanın ne anlama geldiğine dair daha derin bir kavrayışa götürür. Golding dehasını bütünüyle edebiyatın hizmetine verdiği Serbest Düşüş’ü “Bir itiraf” olarak niteleyerek kendi hayatıyla Sammy’ninki arasındaki paralelliklere dikkat çekmişti.

Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Marksist yazar ve çizer Rius hayatını kaybetti

Read Next

Hazır konu kitaptan açıl(ma)mışken…

One Comment

  • Başlık çok iddialı. Pişmanlık duymak ağır sonuçlar doğururacaksa hissedilir. “Okumaktan keyif alacağınız” ya da “ Okursanız pişman olmayacağınız” 10 roman denilmesi daha uygun. Ayrıca üçünü okudum bu kitapların ve Goodreads’te yorumladım. Hiçbiri iddialı başlığınızdaki tanıma uymuyor bence. Dostlukla…

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *