Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Polisiye Dosyası: “Ölümcül Arzular”

0

 

“Gümüş Kuğu”da ilk romandaki aksaklıkların, mesela sondaki düşüşün üstesinden gelmiş. Suçluluk, pişmanlık ve bunların sonucu olarak psikolojik uyuşukluk içindeki Quirke karakteri bu serinin en büyük kozu.

Benjamin Black’in “Gümüş Kuğu”su usta bir yazarın elinden çıktığını hemen belli eden, dili ve üslubuyla öne çıkan bir roman. Tam bu noktada ustalığına vurgu yaptığım yazarın kimliğine geldi sıra. Benjamin Black takma bir ad. İrlanda’nın en gözde yazarlarından John Banville 2006 yılında yazmaya başladığı polisiyelerinde simgesel anlamlar da katarak kullanmış Benjamin Black adını.

1945 yılında İrlanda’nın Wexford kasabasında doğan Banville 1970 yılında kısa hikayelerle başladığı edebiyat kariyerini romanlar, oyunlar, senaryolar ve polisiyelerle sürdürüyor. Yaratıcılığı, kara mizahı, dildeki ustalığı ve üslubuyla Nabokov ile kıyaslanan Banville pek çok ulusal ve uluslarası ödüle değer görülmüş. Bunlar arasında en önemlileri 2005 Man Booke ve 2011 Uluslararası Franz Kafka ödülleri.

2006 yılında yayımlanan “Christine Falls” (“Günahların Gölgesinde”) ile adım attığı suç edebiyatını sevmiş olmalı, Benjamin Black adıyla her yıl bir polisiye roman tamamlamış. Hepsi de aynı seriden. 2014 yılında yayımlanacağı ilan edilen kitapsa diğerlerinden farklı; “The Black-Eyed Blonde” adlı roman bir Phillip Marlowe polisiyesi. Bakalım polisiye edebiyatın bu efsanevi detektifine yeniden hayat verebilecek mi? “Gümüş Kuğu”da yarattığı 1950’li yıllar atmosferine bakılırsa, Black’in Philippe Marlowe’u Chandler’inkini aratmayacak.

50’li yılların İrlanda’sı

Evet, 1950’lere, İrlanda’nın başkenti Dunlin’e yerleştirmiş hikayeyi. Romanın ana karakteri Garret Quirke ne resmi polis ne de özel detektif; o bir patalog. Adli tıpta çalışması, şüpheli ölümlerle karşı karşıya getiriyor Dr.Quirke’i, tıpkı Deirdre Hunt’ın ölümü gibi. Denizde boğulmuş olarak bulunan genç ve güzel bir kadındır Deirdre. Üstelik Quirke’nin üniversite yıllarından tanıdığı bir arkadaşının karısıdır. Her şey bir intiharı düşündürmektedir. Hem arkadaşının karısının bedeninin parçalanmaması için ricacı olması hem de ortada cinayeti gösteren herhangi bir izin görülmemesi nedeniyle, dosya fazla kurcalanmadan kapatılır. Ancak yine de tuhaf bir huzursuzluk hissedecektir Quirke.

Sessiz, sakin, iddiasız ve yalnız bir adam olan Müfettiş Hackett de huzursuzdur. Hayatın yoğunluğunda bulaşılmayacak veya başkalarına devredilebilecek meselelerden uzak durmaya özen gösteren Müfettiş’in zihni de dosyanın kapanmasında rağmen Deirdre Hunt’ın ölümüne takılı; “her polisin veya en azından kendi ayarındaki her polisin, ilk bakışta hiçbir sıra dışılığı bulunmayan bir olayda aslında ters giden bir şeyler olduğunu sezme becerisine sahip olduğuna inanıyordu. Bu sezginin özel belirtileri yoktu; dedektiflik martavallarındakinin aksine ne burnu kaşınıyor ne de içi daralıyordu. Bir şeyden şüphelendiğinde, genel bir huzursuzluk hissediyordu.

İlk kitapta birlikte çalışan ama soruşturmaları kentin güçlü isimlerini hedef aldığı için “ortaklıkları” hüsranla sonuçlanan bu iki adam şimdi ayrı kanallardan sürdüreceklerdir Deirdre Hunt’ın ölümündeki esrarı aydınlatmayı. Ancak Quirke’in özel hayatı gerçekleri görmeme ya da gördüklerini objektif ölçütlerle değerlendirememesine yol açar. Aslında Deirdre’nin hayatına giren erkeklerin tekinsiz hallerine bakıldığında kestirme bir hükme varmak pek şaşırtıcı sayılmaz. Kocasının boşluğunu duygusal açıdan bir rusal şifacı, cinsel açıdansa geçimini kadınların sırtından sağlayan bir üç kağıtçı ile dolduran Deirdre talihsiz bir kadın. Çocukluğundan itibaren erkeklerin taciziyle karşı karşıya kalmış, evliliği kurtuluş gibi görmüş ama aradığını bulamamıştır. Gümüş Kuğu adlı güzellik salonunu açtığında talihin döndüğünü, aşkı ve cinselliği keşfettiğini düşünecek, ne yazık ki bir kez daha hüsrana uğrayacak dahası hayatını da kaybedecektir.

Quirke’in resmi olmayan, kızını korumak adına peşini bırakmadığı soruşturması süre dursun, işlenen yeni cinayetler olayın sonunu getirir. Quirke’e göre dosya kapanmıştır. Ancak Müfettiş Hackett’in son bir hamlesi daha olacaktır…

Özel hayatlar

“Gümüş Kuğu”da bir cinayet, kimliği bilinmeyen bir katil olmakla birlikte, roman alışılageldik kim yaptı, nasıl yaptı, neden yaptı muammasının dışında bir kurguyla yazılmış. Zaten Dr. Quirke’in subjektif merceğinin dışından bakabilirseniz eğer, katilin kimliğini kolayca tahmin edebilirsiniz. Kısacası muamması karmaşık değil. Buna karşılık Benjamin Black roman kişilerinin her birine, özel hayatlara, o hayatlarla toplumsal hayat arasındaki çatışmaya ağırlık vererek farklı bir karmaşanın içine çekiyor okuyucuyu. Bu açıdan bakıldığında çok iyi kurgulanmış bir hikayes var “Gümüş Kuğu”nun. Özellikle Quirke’in soruşturmasıyla Deirdre Hunt’ın geçmişini ortaya koyan bölümlerin paralel akışı, ölen kadını hikayenin yaşayan bir karakteri haline getirerek romana dramatik bir yoğunluk katıyor. İşte burada karanlık sırların, erkekler dünyasının yarattığı travmaların, ensestin, şehvetin, maddi arzuların, kısacası adı konmamış suçların dünyasına dalıyoruz.

Mizahı ve oyunu seviyor Banville. Benjamin Black web sitesinde John Banville ile Benjamin Black arasındaki bir söyleşiye yer vermiş. Söyleşide Banville’in sorularını yanıtlayan Black’in ağzından polisiye yazma nedenini tartışırken söz 1950’liler geliyor. 50’li yılları “belirsiz suçlar ve korku dolu bir atmosferin hüküm sürdüğü, son derece paranoyak bir ruh ve savaş sonrası hâlâ tam oturmayan kaygan bir yapıda bulduğunu belirten yazar; bu niteliklerin de bu tarz romanlar için ideal bir dönem oluşturduğunu söylüyor”. Ayrıca o yıllar Dublin’i ve İrlanda’yı anlamak için de önemli olmalı. O atmosfere ve ruh haline roman içinde küçük dokundurmalarla açıklık getirmiş. Mesela Müfetti Hackett’le Quirke arasındaki diyalog; “Sizin de bildiğiniz gibi davayı benden aldılar ve üstünde dokunulması yasaktır yazan bir dosyaya güzelce koyup rafa kaldırdılar. Bu dünya çok kötü bir dünya, Mr. Quirke. Bir sürü kötü insan yaşıyor aramızda. Ve adalet diye bir şey de yok. Ben hiçbir yerde adaletin izini göremiyorum.” Ya da zengin Amerikalı kadın Rose Crawford’un gözlemleri; “Sanki bir şey yapmak imkânsızmış, elden hiçbir şey gelmezmiş gibi her şeyi olduğu haliyle kabul etmek de nedir? (…) Her şeydeki bu suskunluk. Bu sindirilmiş sessizliğiniz. İtiraz etmiyorsunuz, şikâyet etmiyorsunuz, bir şeylerin değişmesi veya düzeltilmesi, yenilenmesi gerektiğini düşünmüyorsunuz.”

Yazar polisiye yazmanın kendisine daha serbest bir dil ve rahat bir üslup kullanma şansı verdiğini söylemiş, John Banville’in çalışmalarını “sanatçılık”, Banjamin Black’inkileri “zenaatçılık” biçiminde yorumlamış ve polisiye türü “ucuz roman” olarak değerlendirmişti. Ancak Dublin kentinin, sokakların, evlerin, barların kasvetli atmosferini, bireylerin iç ve dış dünyalarını, 50’lerin duygularını yansıtan diliyle Black’in yaptığı iş de sanatçılık nitelemesini hak ediyor.

Banville’in Benjamin Black adıyla kaleme aldığı polisiyeler -söz konusu ünlü bir yazar olduğu için- iki yanıyla tartışılmış. İlki polisiye yazarı Black’in romancı Banville kadar iyi olup olmadığı. İkincisi Black polisiyelerinin tür içindeki yeri. John Banville’in Türkçeye çevrilmiş -benim de bir kaçını severek okuduğum- pek çok romanı var. Ancak iki kimliğin karşılaştırılmasını, daha doğrusu bu konuda fikir beyan etmeyi anlamlı bulmuyorum. Gelelim Benjamin Black polisiyelerine; bu konuda tereddütüm yok, polisiyeye edebiyat ve derinlik katmış Black. Suçu değil, suçun bireyler üzerindeki etkisini, eğreti hayatları, kırılganlıkları, yalnızlığı ve koyu bir melankoliyi araştırıyor. Üstelik “Gümüş Kuğu”da ilk romandaki aksaklıkların, mesela sondaki düşüşün üstesinden gelmiş. Suçluluk, pişmanlık ve bunların sonucu olarak psikolojik uyuşukluk içindeki Quirke karakteri bu serinin en büyük kozu.

  • Gümüş Kuğu
  • Yazar: Benjamin Black
  • Çevirmen: Levent Göktem
  • Türü: Polisiye
  • Baskı Yılı: 2013
  • Sayfa Sayısı: 286 Sayfa
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi




FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *