Reading Zindanı Balladı; Yaşa(na)mamış Hayatlara Ağıt

Oscar Wilde’ın mahkûmken binbir güçlük içinde yazdığı, idam edilen bir adamın hayatından yola çıkarak kaleme aldığı Reading Zindanı Balladı onun şiirde de ne kadar ritmik/lirik olduğunu gösteriyor.

Büyük isimler ve büyük eserler varlığını her zaman koruyacaktır. Onları önemli kılan ve “büyük” yapan değerlerden biri de başka dillere defalarca kez çevrilmesidir. Bıkıp usanılmadan, eski yeni denilmeden sürekli yeni çevirileri/edisyonları/baskıları yapılır. İşte Oscar Wilde ve Reading Zindanı Balladı da bu tür kitaplardan. Bu uzun şiir/ağıt/ballad dilimize daha önceleri de defalarca kere çevrildi, hâlâ çevriliyor ve görünüşe göre çevrilmeye de devam edecek. Eserin bir baskısı da Dedalus Yayınları tarafından yapıldı. Çevirmen Fatih Demirci’nin dilimize (bir kez daha) kazandırdığı eser Wilde’nin edebiyatın her sahasına yayılan ustalığını gösteriyor.

Her çeviri, eser için yeni olanaklar, yeni kelimeler, yeni ifade biçimleri demektir. Daha önce söylenenlerden farklı olması gerektiği kadar daha sonrakilere de bir miras niteliğinde olması gerekmektedir. Reading Zindanı Balladı’nın bu anlamda defalarca çevrilmesinin ayrı bir önemi var. Türk edebiyatının önemli şâirlerinden Özdemir Asaf da bu eseri dilimize kazandıran çevirmenlerden birisi, Üstelik Doğan Hızlan gibi isimlerin ayrıca değindiği özel bir çeviri. Bu kadar öne çıkan isimler varken eserin hâlâ çevriliyor olması uyandırdığı ilgiyle de açıklanabilir. Okuyucuyu kışkırttığı kadar çevirmenleri de kendine çeken bir eser olarak bakılabilir Ballad’a. Demirci’nin çevirisi de bu klasikleşmiş yapıta karşı özenli bir hareket olmuş.

“Çünkü kan da, şarap da kırmızıydı”

Ballad’ın meşhur hikâyesi bugüne dek binlerce kez söylenegelmiştir. Wilde’ın mahkûmken binbir güçlük içinde yazdığı, idam edilen bir adamın hayatından yola çıkarak kaleme aldığı bu eser onun şiirde de ne kadar ritmik/lirik olduğunu gösteriyor. Ayrıca anlattığı olayın kendisi için anlamını da öne çıkarıyor. Wilde’ın daha ilk mısralardan itibaren “kırmızı” üzerinden ölüme, aşka ve hayata açılan eserinin girişi bu anlamda çarpıcıdır: “Kırmızı ceketini giymemişti, / Çünkü kan da, şarap da kırmızıydı, / Ve kan da, şarap da ellerine bulaşmıştı”[1] Mahkûmun ellerine bulanan bu kan/şarap/cinayet/aşk onu kendi ölümüne doğru sürükler. Renklerin şâir elinde aldığı bu güç, genişleyen anlam silsilesi kelimelerin sonsuz haznesinde onlara yeni olanaklar kazandırıyor ve bu, özellikle şiir alanında bir fark olarak ortaya çıkıyor.

Wilde, bu uzun şiirinde aşk, evlilik, intikam, cinayet, ölüm ve bedel ödeme gibi birçok konuyu ön plana çıkarır. Kendi çekmekte olduğu acılarla mahkûmun kendisinde gördükleri birbirine dolaşır. Aşkın ne kadar tutkulu bir duygu olduğu ve bu tutkunun insanı gözünü kırpmadan maktülken katil de yapabileceği görülüyor. Bu anlamda anlatılan adamın hayatı, aşkın kutsandığı yerden felakete dönüştüğü yere doğru hızla sürüklenir. “Bu adam öldürmüştü sevdiğini, Ve bu yüzden de ölecekti.”[2] Bu anlamda “Herkes öldürür sevdiğini,”[3] dizesinin anlamı bambaşka kapsamlar ve ilgiler açısından öne çıkıyor.

Ölüm ve öldürme eylemi

Her ölüm ve her öldürme eylemi insana göredir, insan içindir. Bunun nasıl olduğu ve fiziksel boyutuyla idea arasındaki mesafe ise kişiye bağlıdır. Her düşünce ve her eylem kendi şartlarıyla kendi anlamını geliştirir ve kişi kendi bağlamını kurar. Katilin kendi içinde sistematikleşmiş bir mantığı olduğu kadar tüm bunları duyup duyuran ve işleyen şâirin (ve bir diğer mahkûmun da) kendine özgü bir düşünme biçimi vardır. Üstelik işin içinde Wilde’ın otobiyografisini, mahkeme sürecini ve bu dönemde eşi/çocukları/dostlarıyla ilişkisini de göz önünde bulundurursak, bambaşka katmanlar açmak mümkün. Bu ölümün nasıl gerçekleştiği anlatılırken anlatıcı “yaşarken ölenler”e geçer. Bu örnek üzerinden Wilde içindekileri coşkuyla dile getirir. Alabildiğine uzayan bağlamda kendi örgüsünü kurar. Güçlü duygularına bir yankı bulur.

Oscar Wilde ve Reading Zindanı Balladı

C-3-3’ün yaşamı ve bu yaşama tanık olanlar sonsuza dek insanlık hafızasına edebiyat yoluyla kazınır. Zira Wilde, ince ince işlediği örgüsünde güçlü şiir dilini olayın sarsıcılığıyla birleştirmeyi bilir. Altılı kombinasyonlar hâlinde yazılmış olan ballad, İngiliz şiir geleneğinin klasik yapısı içinde kendi form özelliklerini taşıyor. Ayrıca anlattığı olay ekseninde zamanından kesitler sunuyor ve çağının özelliklerini sergiliyor. Ancak Wilde, anlattığı olaya şiirini feda etmez. Aksine bu ikisini baş başa götürür. Olayın kendisinden izdüşümlerine ve tüm bunların kendi içindeki dalgalanmasına kadar birçok yoldan yoldan hareket eder ve bu sıçramaları formun özelliklerini muhafaza ederek yapar.

Oscar Wilde bir şâir olarak balladın içinde yer yer erimesine rağmen kendini gösterir. Onun varlığını hissettiğimiz, onun olaylar ve duygulanmaları hakkında açıkça konuştuğu yerler kadar bir ânda ortadan kaybolduğu sahneler de vardır. Bu açıdan balladın her bir parçasına ayrı ayrı bakmak mümkün kılınıyor. Onun böylelikle anlatının akış sürecinde sürekli bir git-gel içinde davrandığını söylemek, böylelikle kendi ritmik atılımlarını yaptığını ifade etmek gerekiyor. Bu şiirin kendi dengesini oluşturuyor. Bu ritmi o istemeden bozabilecek bir durumun söz konusu olmadığı da hemen gözüküyor.

Pişmanlık

“Pişmanlığın lezzeti”[4]yle yerde yatan bedenin görüntüsü bu şiiri okuyan herkesin gözünün önünde canlanır. Onun hissettiği bu lezzet, bir münzevi gibi olaylar karşısındaki tutumu bilgeliğe yakın bir yerde durur. Kişiyi bilgeliğe doğru sürükleyen şey nedir? Günahtan kaçınmak kadar işlenen günahın bedelini ödemek, buna hazır olmak ve aslında “pişmanlık” bu sürecin önünü açar.

Öldürmenin cezası öldürülmek ve vicdan azabının karşılığı sonsuz sükûnetse katilin ödediği bedel ve haklı/haksız nedenleri bunları dengeler. Victoria döneminin her alanda hissedilen yasaları ve adalet anlayışı gereğini yapar. Tüm bunların üzerinden düşünüldüğünde çarpıcı hadiselerin ardından gerçekleşen sükûn, keskin girişin peşinden akıp gelen ve giderek ıssızlaşan, suyu çekilmekte olan bir nehir gibi şiir, olduğu yerde sonlanır.

Oscar Wilde’ın Reading Zindanı Balladı’nın yeniden yapılan bu baskısı, İngilizce-Türkçe olarak Dedalus Yayınları tarafından basılırken okuyucuya metnin orijinalini de görme imkânı veriyor.

[1] Oscar Wilde, Reading Zindanı Balladı, Dedalus Yayınları, İstanbul 2017, syf: 2.
[2] A.g.e. syf: 4.
[3] A.g.e. syf.: 5.
[4] A.g.e. syf: 27.

  • Reading Zindanı Balladı
  • Yazar: Oscar Wilde
  • Baskı Yılı: 2014
  • Sayfa Sayısı: 184 Sayfa
  • Yayınevi: Dedalus Yayınları

 

A. Ömer Türkeş’in kaleme aldığı Yazarını Yok Eden Roman başlıklı yazıyı okumak için TIKLAYINIZ
Dorian Gray’in Portresi’ni okuduğunuzda bir kez daha farkediyoruz ki klasikleri klasik yapan yıllar geçse de insana dair söylediklerinin geçerliliğinden bir şey kaybetmemesi…

Abdullah Ezik
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Rıfat Ilgaz, Çınar Yayınları ve Çocuk Bayramı

Read Next

Sabahattin Ali’nin Almancadan çevirdiği üç romantik hikâye

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *