8 kitaplık seçkimize aldığımız bu kitaplar matbaadan yeni çıktı. Kitap dünyası yeni sezonuna kapılarını aralarken yayınevleri okurları için hazırladıkları sürprizlerini birer birer ilan etmeye başladı.
Yeni çıkan kitapları bir arada görebileceğiniz listemizde sizler için dikkatimizi çeken romanları listeledik. Bu romanların kimisini daha önceden duymuş olduğunuza eminiz. Ancak listemizin ortak özelliği kitapların yeni çeviriler ya da özel olarak basılmış olması.
1. 6.27 TRENİ | JEAN-PAUL DIDIERLAURENT
36 yaşındaki Guylain Vignolles kâğıt geri dönüşüm fabrikasındaki işinden nefret eden yalnız ve mutsuz bir adamdır. Hayatı, sıkça sohbet ettiği küçük kırmızı balığıyla birlikte yaşadığı ev ve çalıştığı fabrika arasında geçer. Görevi, kitapları paramparça eden korkunç makine Zerstor 500’ü kullanmaktır. Çalıştığı işletmede iki dostu vardır, biri ürkünç makinenin ayaklarını yediği Guiseppe, diğeri ise sadece aleksandrin hece vezniyle kurduğu cümlelerle konuşan bekçi Yvon Grimbert.
Kitapları yok etmekten duyduğu vicdan azabından kurtulmanın yolunu, her gün bindiği banliyö treninde, Şey’den söküp aldığı birbirinden bağımsız kitap sayfalarını yüksek sesle okumakta bulan Guylain, tekdüze hayatının akışının vagonda bulduğu o akıllı bellekle birlikte değişeceği umuduna kapılır. Minik aletin içindeki metinlerin yazarının peşine düşen bu umutsuz, şehirli adamın küçük hayatı büyük bir dönemecin eşiğindedir artık.
Edebiyat alanındaki ilk başarılarını, yazdığı öykülerle, kazandığı prestijli ödüllerle yaşayan Fransız yazar Didierlaurent, bu ilk romanıyla, başta ülkesinde olmak üzere dünya çapında adından sıkça söz ettirdi. Yayımlandığı yıl bir edebiyat fenomeni olarak kabul edilen roman, kısa sürede 29 dile çevrildi.
2. SHERLOCK HOLMES’ÜN DÖNÜŞÜ | SIR ARTHUR CONAN DOYLE
“Holmes!” diye bağırdım. “Bu gerçekten sen misin? Gerçekten yaşıyor musun? O korkunç uçurumdan tırmanarak kurtulmayı başarmış olman mümkün mü?”
Sherlock Holmes sanılanın aksine Reichenbach Şelalesi’nde ölmeyip hayatta kalmıştı. Ayrıca üç yıl boyunca ortadan kaybolmasının ardından sadık dostu Dr. Watson sayesinde iyileşip tekrar gücünü toplamış ve heyecanlı maceralarına bıraktığı yerden yeniden başlamıştı. Ama onun hayata asıl dönüşü, saygıdeğer Ronald Adair’in öldürülmesiyle ilgisi olan Londra’nın ikinci en tehlikeli adamını aradığı ve sonunda bulup olayın üzerindeki esrar perdesini kaldırarak aydınlığa kavuşturduğu Park Lane davasıyla olmuştur. Bu davanın başarıyla sonuçlanmasının ardından Holmes, tekrar kendini adaleti aramaya ve Londra’nın zor hayat şartlarında gelişen on iki ilginç küçük hikâyedeki çözüm bekleyen meselelere adamıştır.
3. HEP BERABER | ANN PATCHETT
Aile bağlarına, yaptığımız seçimlerin hayatımızı nasıl değiştireceğine dair içinizi ısıtacak bir roman: Hep Beraber… Ödüllü yazar Ann Patchett’in yeni kitabı Hep Beraber edebiyatseverlerle buluşuyor.
Elli yıllık bir süreç içinde, iki ailenin bireylerinin yaşadıklarını konu alan Hep Beraber, 2002 yılında PEN/Faulkner Ödülü ve Orange Ödülü’ne layık görülen Ann Patchett’in yedinci romanı.
Roman, bir vaftiz töreniyle başlıyor. Bölge savcısı olan Cousins, evdeki hamile eşinden ve gürültücü çocuklarından kaçarak davet edilmediği bir eve gelir. Cin ve portakal suyuyla sarhoş olunca, ev sahibinin karısı Beverly Keating’i öper. İkisi de eşlerinden ayrılır ve California’dan Virginia’ya taşınırlar. Daha önceki evliliklerinden olma altı çocuk da kendilerini aile bağlarından oluşan bir düğümün içinde bir kıyıdan ötekine savrulur halde bulur.
4. KUYUCAKLI YUSUF | SABAHATTİN ALİ
Toplumsal yapıyı, ezilen halk ya da köylü sınıfının durumunu ele alan romanların öncüsü ve Sabahattin Ali’nin başyapıtı olan Kuyucaklı Yusuf 80 yaşında…
Kuyucaklı Yusuf, romantizmin doğal-yapay karşıtlığına indirgenebilecek bir değerler sistemi üzerine temellendirilmiştir. Bundan ötürü metinde beliren kasaba-doğa, yozlaşmışlık-masumiyet, ölüm-yaşam ve yapay insan-doğal insan gibi ikili karşıtlıklar, bütünlüğü olan felsefi bir anlam üretirler. Roman, sözünü ettiğim kültür bağlamı içerisinde okunursa, Sabahattin Ali’nin haksız düzene, Marksist açıdan değil de, hain ve kötü zenginlerle iyi ve yoksul halk arasındaki ayrımı vurgulayan romantik bir tavırla yaklaşmasının nedeni de açıklanmış olur.
5. ATSİNEĞİ | ETHEL L. VOYNICH
Atsineği, klasik romanların o hiçbir şeyle değiştirilemez okuma keyfini sunan, okurunu roman kahramanlarıyla birlikte “yaşamın ve mücadelenin ta ortasına fırlatan” bir yapıt.
İrlandalı yazar Ethel Lilian Voynich, İtalya’nın 19. yüzyıldaki birlik ve bağımsızlık mücadelesinden heyecan dolu bir kesite odaklanırken; devrimci çevrelerdeki tartışmaları, kahramanlarının dönüşümünü, baba-oğul arasına giren dinsel meseleleri ve derinden derine ilerleyen bir aşk ilişkisini sürükleyici bir dille anlatıyor.
Bir dönem özellikle Sovyet Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde çok popüler olan Atsineği, Bolşevik Devrimi’nin ardından okuma programlarına alınıyor, baskı üstüne baskı yapıyor, iki buçuk milyon satış rakamına ulaşıyor. Bernard Shaw’un 1898’deki ilk tiyatro uyarlamasından bugüne, onlarca tiyatro oyununa, filme, opera ve baleye, müzikallere, televizyon dizilerine esin veriyor. Atsineği’nden hareketle çevrilen Rus filmlerinden birinin müziğini ünlü besteci Şostakoviç yazıyor ve Atsineği Süiti’nin özellikle “Romans” bölümü, bugün hâlâ popülerliğini koruyor.
Soluk soluğa yaşanan kavgaları, insanın içine işleyen hüzünlü aşkları, dağların gizli geçitlerindeki saklanma kabiliyetinden kentteki kalemşorluk yeteneğine uzanan kahramanlıkları, reform ve devrim tartışmaları, baba-oğul çatışmaları, yeraltı çalışmaları, silahlı komploları, karanlık zindanları, hayal kırıklıkları, yılgınlıkları ve en karanlık anda yeniden çakıveren devrimci umut kıvılcımlarıyla anlatılan, “bizim hikâyemiz”!
6. EN MAVİ GÖZ | TONI MORRISON
7. AH MİNEL HAYAT | GÖZDE DEMİREL
1933, Bursa. İpek atölyelerinde dünyaca ünlü bir kumaş üretir genç kadınlar, hiç ulaşamayacakları bir kumaştır o: Krep Keriman. 17 yaşındaki Seniha ve genç kadın işçilerin hikâyesi, Gazi Paşa’nın Bursa ziyaretiyle bütünleşir.
1944, Ankara. Almanya’daki Nazi iktidarı nedeniyle Ankara’ya davet edilen profesörlerden Mösyö Albert, doğduğu toprakları özlemle anarken Türkiye’yi ikinci memleketi kabul eder. Bu savaş, ajanların da savaşıdır: Nella ve İlyas (nam-ı diğer Çiçero)’ın savaşı.
1956, Eskişehir. Çocukluğunda Romanya’dan göç eden Hayri Akay, Tatar olarak anılmasına ve bazen ötekileştirilmesine rağmen kökleriyle bağlıdır iki toprağa.
1966, İstanbul. İstiklal Caddesi her zamanki gibi cıvıl cıvıldır. Emek Sineması şaşaalı günlerindedir. “Ah Güzel İstanbul” filmi de Seniha’yı, Mösyö Albert’i, Hayri’yi ve ailelerinin hikâyelerini güzel Emek’te buluşturur.
Gözde Demirel, farklı zaman dilimlerinde farklı şehirlerde yaşayan insanların hikâyelerini toplumsal değişimlerle aktarıyor okurlara. Her birimiz farklı kentlerde, farklı hayatlar yaşasak da hissettiklerimiz farkında olmadan bizi birbirimize bağlıyor.
8. HAYALET GELİN | YANGSZE CHOO
19. yüzyıl Malaya’sı… Li Lan babasının borçlarını temizlemek için eski geleneklere uygun olarak bir hayaletle evlenecek. Zengin ve soylu Lim ailesinin oğlu Lim Tian Ching’in ruhu ölmeden önce görüp âşık olduğu Li Lan ile evlendiğinde huzur bulacak. Ama Li Lan’ın gönlü malikânede gördüğü bir başka erkeğe, müstakbel eşinin kuzenine kayıyor. Lim Tian Ching’in hayaletinin, kendisinin katili olmakla suçladığı Tian Bai’ye.
Tian Bai gerçekten katil mi, Li Lan kimi sevmeli? Bütün bu soruların cevabı medyumun verdiği ilacı içerek gittiği Ölüler Ovası’nda verilecek. Li Lan ruhların arasında Lim malikânesinin sırlarını, annesinin geçmişini öğrenecek. Ölüler Ovası’nın görevlisi Er Lang ise güzel yüzü ve korkusuzluğuyla Li Lan’a gerçek aşkı tattıracak.
Li Lan için seçim zamanı artık. Zenginliği ve cismi olan insanı mı yoksa ruhu ve ölümsüz aşkı mı seçecek? Yangsze Choo’dan Çin gelenekleri, mistisizm ve romantizmin harmanlandığı heyecan verici bir ilk roman.
- Netflix Türkiye mayıs programı belli oldu - 23 Nisan 2022
- Halsey’den İstanbul konseri - 23 Nisan 2022
- Sepultura Türkiye’ye geliyor - 23 Nisan 2022
FACEBOOK YORUMLARI