Solcu Komünist Kurbağa Davası

Ve şiirden sonra anlatacağım olayı da öğrendikten sonra şairlerin müneccim mi yoksa önsezileri yüksek kişiler mi olduğuna siz karar verin.

Kimi zaman şairler yazdıkları bazı şiirler ile gerçekleşen bazı olayları önceden bilirler. Bunun örnekleri çoktur. Bu önsezi durumuna bir çeşit müneccimlik te diyenlerde çıkabilir. Ama bu müneccimlik değil şairlerin sözgüselliğidir. Yine “Garip” şiirinin şairlerinden olan Melih Cevdet Anday’ın 1952 yılında çıkan “Telgrafhane” kitabında yer alan ilkbahar şiiri olarak adlandırılan “Bir ilkbahar Şiirine Başlangıç” şiirinde kurbağa, hapisane ve öğretmen sözcüklerinin geçtiği dizeleri dikkatlice okuyalım. Ve şiirden sonra anlatacağım olayı da öğrendikten sonra şairlerin müneccim mi yoksa önsezileri yüksek kişiler mi olduğuna siz karar verin.

Hava ne kadar güzel öğretmenim
Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel
Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim
Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın
Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya
Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar
Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar
Hepsi hepsi ortada öğretmenim.
Ne olur biz de gidelim
Burda kalsın kitaplar
Burda kalsın iğneli karafatmalar
Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar
Burda kalsın hepsi
Bomboş kalsın hepsi
Bomboş kalsın evler okullar
Hapishaneler, hastaneler…
Öğretmenim, sevgili öğretmenim
Sırtımıza alırız hastaları
Kim bilir ne özlemişlerdir kırları…
Ya mahpuslar.
Ne sevinirler kimbilir
Sarılıp sarılıp öperler adamı

Bir şair yaklaşık 15 yıl önce yazdığı bir şiir ile başka bir şairin başına gelecekleri nasıl da bilmiş. Olayın kahramanı şair ise Abdülkadir Bulut’dur. Anamur, Kaşdişlen Köyü öğretmeni Fahrettin Deniz, 1966 yılı 10 Kasım’ında bir “Atatürk’ ü Anma Gecesi” düzenlemek ister. Gecede Atatürk’ ün 10. Yıl Nutku ve Bursa Nutku okunacak, Atatürk Devrimleri köylüler tarafından anlatılacaktır. Kaymakamın emriyle program hemen iptal edilir. Etkinliğe destek veren Abdülkadir Bulut ve altı öğretmen arkadaşı, “solculuk propagandası yaptıkları, halkı isyana teşvik ettikleri gerekçesiyle” açığa alınarak, haklarında soruşturma açılır. Öteki öğretmenler kısa zamanda görevlerine dönse de Bulut mahkemeye verilir. Soruşturmayı yapan müfettişe göre suç delili, Bulut’un evindeki kitaplar ve onun asfalt yolda bulup lojman panosuna iliştirdiği, “sağ ön bacağı kopmuş, sol ön bacağını havaya kaldırmış konumda ezilmiş” ölü bir kurbağadır. Müfettişe göre bu kurbağa Bulut’ un benimsediği sol düşünceyi simgelemektedir ve Bulut öğretmenin cezalandırılması gerekir. 1967 yılında mahkemece aklansa da bakanlık onun geri dönmesine izin vermez. Danıştay’a açılan dava ise ancak 777 günde sonuçlanır. Dava ne şairi ne de kurbağaları ürkütür. Ve dava tarih kayıtlarına “solcu-komünist-kurbağa davası” olarak geçer. Yalnızca eski bir dava dosyasında değil Mahmut Makal’ın “Zulüm Makinesi” kitabında da bir öykü olarak yer alır.

  • Abdülkadir Bulut “Kasabalı Lorca”
  • Yazar: Saadet Bilir-Ali F.Bilir
  • Türü: Biyografi
  • Baskı Yılı: Ağustos 2010
  • Sayfa Sayısı: 344
  • Yayınevi: e Yayınları

  • Zulüm Makinesi
  • Yazar: Mahmut Makal
  • Türü: Edebiyat
  • Baskı Yılı: Aralık 2007
  • Sayfa Sayısı: 184
  • Yayınevi: Umay Yayınları

 

Fatin Hazinedar
Latest posts by Fatin Hazinedar (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Saf ve Düşünceli Romancı

Read Next

Enis Batur’un yüreğindeki Çekirge’ler

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *