Son Teşebbüs’ün Türü

Faba Kahve

Aziz Hatman’ın ilk romanı Son Teşebbüs’ün sesli kitap versiyonu Ran Kitap tarafından Storytel platformunda yayımlandı. Erdem Akakçe tarafından seslendirilen bu roman hakkında Zafer Köse’nin kaleme aldığı tartışmayı sizinle paylaşmak isteriz.

Sınıfsız bir toplum, sınırsız bir dünya kurulmuş. Artık kimse kimsenin ürettiğine el koymuyor, yalana ve şiddete gerek duyulmayan bir hayat yaşanıyor. Herkes istediği işi istediği kadar yapıyor; ne yaptığına ve nasıl yaptığına bağlı olarak, harcadığı emekle aynı zamanda kendi varoluşunu üretiyor. Önceki kapitalist dönemde, insanlar sadece evlerin içindeyken kendilerine ait bir ortamda yaşadıklarını hissettikleri halde, ev işlerinin paylaşılmasında bile sorun yaşıyorlardı, ama artık bu dünya bütün insanların, hiçbir işle ilgili bir sorun yaşanmıyor.

Toplumsal kurallar belirlemeye, o kuralları denetlemeye, bu amaçla yönetici falan seçmeye gerek kalmadığına göre, dünyada siyaset de kalmamış. Devlet diye bir şey yok. Bu ortamı hazırlayan son devlet, yani bütün ulusların ortak dünya sosyalist devleti, görevini başardıkça sönüp gitmiş.

 
KitapEki
KitapEki

Aziz Hatman’ın Son Teşebbüs romanındaki atmosfer oldukça canlı biçimde algılanıyor. Gerçekleşmeyecek bir hayal gibi hissetmiyorsunuz o dünyayı, gelecekteki olasılıklardan biri diye görüyorsunuz.

Olayların günümüzden birkaç yüzyıl sonra geçtiği anlaşılıyor ama gelecek tahayyülü açısından zayıf bulduğunuz epeyce yer çıkıyor karşınıza. Örneğin, günümüzden birkaç on yıl sonra bile artık kalmayacağını tahmin ettiğiniz duvar raflarına dizili kitaplardan söz ediliyor. Gelecek kuşakların hayatında böyle kağıda basılı kitap bulunacak mı acaba?

Aslında yazarın bu konuda pek iddialı olmadığı açıkça anlaşılıyor. Hissettirilmesi çok zor olan “yabancılaşmanın aşılması” durumu ustalıkla ve içtenlikli bir anlatımla canlandırılıyor; bunun dışında, yaşadığımız günlerden bambaşka bir gelecek zaman duygusu yok. Tersine, teknolojik düzey ve gündelik ayrıntılar açısından bugünlere fazlasıyla benzeyen bir hayat anlatılıyor.

ÖLDÜRÜLEN SENİN HAYATINDIR

Gelecekte yaşanan bu olayları ütopik bir hikaye olarak mı okumalıyız acaba? Yoksa bir polisiye mi?

Roman, bir cinayet işleneceği ihbarıyla başlıyor. Cinayet! Ama böyle bir şey olamaz ki! Her türlü sömürünün ortadan kalktığı, düşmanlığın yaşanmadığı, hatta rekabet duygusunun bulunmadığı bir dünyada cinayetin gerekçesi olur mu?

Roman kahramanımız bu konuda oldukça donanımlıdır. Çünkü o, bizim yaşadığımız yılların edebiyatını inceleyen bir kişi. En çok da polisiye romanı. Cinayet romanının rekabet olgusuna karşılık gelen bir anlatı olduğunu anlayabiliyor. Yani önceki dönemin bir anlatısı. Ve rekabet üzerine kurulu bir dünyada rekabete sınır konulamayacağını biliyor.

Kapitalizmin aşıldığı koşullarda “idam” adı altında devlet kararıyla uygulananlar, savaş ve benzeri “yasal cinayetler” de gerçekleşmez. Aynı şekilde, “iş kazası” denilen cinayetler de meydana gelmez. Artık “çalışmak zorunda olan insanlara itiraz edemeyecekleri koşullarda iş yaptırmak” diye bir suç yok ki! Mafya, kıskançlık, meşrulaştırılmış bir şiddet kaynağı, hiçbiri anlaşılır değil.

Dolayısıyla, ihbarı yapılan bu cinayetin akla gelen ilk gerekçesi, kurulmuş olan o ideal hayatı yıkmak! Ama belki de “iyi niyetli bir teşebbüs”tür bu. Sistemin yıkılabilir olduğunu göstermek, bu sayede, insanlarda onu koruma refleksini harekete geçirmek gibi bir amacı olabilir.

E, bu durumda, Son Teşebbüs romanı “polisiye” ve “ütopya” özellikleri taşısa da, aslında “siyasal roman” türüne girmiyor mu? Çünkü olaylar geliştikçe, günümüzde bizi sıkça meşgul eden politik sorunlar karşımıza çıkıyor.

Örneğin, “Demokrasiyi korumak için demokrasiye aykırı yöntemler uygulanabilir mi?” diye soruyoruz kendimize. Daha doğrusu, korumaya gerek varsa, o bir demokrasi midir; yani en sağlam yol, demokrasiyi tereddütsüz ve eksiksiz uygulamak değil midir?

Bu arada, romanın hayata sadece toplumsal açıdan baktığını söylemek eksik olacaktır. Çünkü ilerleyen bölümlerde ortaya çıkan bir baba – oğul ilişkisi de çok güçlü biçimde ele alınıyor. Belki de bin yıllardır canlılığını sürdüren bir tema bu. Bir baba oğluna mı tutkundur yoksa tutkusu için mi oğlunu şekillendirir?

ANLATILAN BUGÜNÜN HİKAYESİDİR

Bu anlatının türü hakkında düşündükçe görüyorsunuz ki, romanın gelecek tahayyülündeki zayıflık, aslında onun en güçlü yönü. Çünkü okuru hayali bir gelecekte oyalamayı denemiyor, yaşadığınız hayata dair bir hikaye anlatıyor. Bu sayede, hayata ve içinde bulunduğunuz koşullara biraz uzaktan bakma fırsatı buluyorsunuz. Günümüzün meseleleri üzerinde düşünüyorsunuz.

Belki de bir romanın türü üzerinde düşünmek, boş iştir. Polisiye, politik, erotik, tarihsel veya ütopik gibi bir isim verip de ne yapacaksınız? Ne ad verilirse verilsin, sonuçta iki temel işlev yerine getirmez mi roman?

Birincisi, sizi alıp yaşadığınız hayattan uzaklaştırmak, başka dünyalara götürmek, kurgular aleminde ve amaçsız hayaller arasında dolaştırmak. Bu işlev, pili biten aletleri şarj etmeye benziyor. Tekrar sahiplerine faydalı hale getirmek için enerji depolamaları gerekiyor ya, öyle bir şey. Sizden de çalışırken ve kazandıklarınızı harcarken içinde yaşadığınız sistemin sahiplerine faydalı olmanız beklenmiyor mu? Bu hayata devam etmek için elbette tatiller yapmanız, ara sıra başka dünyalara götürülüp şarj edilmeniz gerekir.

Romanların ikinci işlevi ise, yaşadığınız hayatın hikayesini anlatmak. Uzağınızda olduğu için değil, tersine, fazla içinde bulunduğunuz için göremediğiniz hayatları somutlaştırmak.

Bu işlevlerden sadece birini, saf biçimde yerine getiren bir roman olamaz herhalde. Ama hangi yöne ne kadar ağırlık verdiği, niteliği açısından belirleyici olsa gerek. Ve Son Teşebbüs, kuşkusuz, hayata dair, gerçekçi bir roman.

Zafer Köse
Latest posts by Zafer Köse (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Zafer Köse

Kuş Sesleriyle Direnenler (roman), Yıllarca (roman), Fabrika Yolu (öykü), Sarsılmak (roman), Son Ozan (deneme), Evin Yolu (öykü), Söz İstiyorum (roman)

Önceki Yazı

Mini Dizi Les Misérables Seyirciyle Buluşuyor

Sonraki Yazı

Tarihe not düşen emsalsiz bir roman: Yeşil Mürekkep

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *